Biliyorsunuz TÜSİAD, Türkiye Sanayici ve İş Adamları Derneği’nin kısaltılmışı. Belleklerimizde, 1970’lerde, gazetelere verdikleri ilanlarla, belleğimize girmişti. Rivayet olunur ki, o ilanlar merhum Ecevit’in Başbakanlıktan düşmesine neden oldu. O nedenle “bizim solcular” hiç sevmezler.
**
Tabii, o ilanların verildiği yılları yaşayan nesiliz. Ama neden verildi, niçin verildi bilemeyiz. Zira o yıllar toplumsal kaosun, cinayetlerin, sağ-sol çatışmalarının, ekonomik krizin, ambargonun şiddetli bir şekilde sürdüğü yıllardı. Derken, 24 Ocak kararları, ABD güdümünde 12 Eylül 1980 darbesi geldi.
**
Tabii, bu dönemle ilgili çok yazıldı, çizildi; çok kitap yayınlandı. Farklı da olsalar, hepsi, gerçeğin bir yanını aktardı bizlere. Tabii, bazıları da dezenformasyon kokuluydu. Demem o ki; daha dün olduğu için, o dönem henüz yazılmadı. Epey bir zaman daha geçmesi gerekir yazılması için.
**
TÜSİAD’a güzelleme yapacak değilim. Öyle ya da böyle, “Patronlar Kulübü” olarak da bilinen TÜSİAD, benim gözümde, bir sivil toplum örgütüdür. Bakmayın TOBB’a, TESK’e ve bağlı odalara STK dendiğine. Bunlar, benim nezdimde, kamunun sivil içindeki uzantıları…
**
Biliyorsunuz, ekonominin gidişatını eleştirdiler ve yanlış bilgiler verdikleri gerekçesiyle TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan ve Yüksek İstişare Konseyi (YİK) Başkanı Mehmet Ömer Arif Aras'a yönelik soruşturma yapılmış, yurtdışına çıkış yasağı verilmişti, 2025 şubatında. Sonuç ne oldu bilmiyorum.
**
Geçen gün TÜSİAD Genel Kurulu’nda görev değişikliği oldu. Orhan Bayin, veda konuşmasının bir bölümü dikkatimi çekti. “Cumhuriyet nedir?” sorusuna, merhum Demirel’in verdiği; “Benim!” yanıtı geldi. Öyle ya Isparta İslamköy’den çıkan bir çocuk, yarım aşırın üzerinde zaman diliminde ülkemiz yönetiminde söz sahibi olmuştu. Turan’ın hayat hikayesi de; “Cumhuriyet benim!” diyor. O nedenle, konuşmanın o bölümü paylaşmak istedim.
**
TÜSİAD Genel Başkanı Orhan Turan, gerçekleştirilen genel kurulda görevini Ozan Diren’e devretti. Peki, Ozan Diren kim? 1975 yılında Tokat'ta dünyaya geldi. İlginç bir aile öyküsü var. Hikayeye “Google amca”dan ulaşabilirsiniz.
**
1997 yılında İTÜ Endüstri Mühendisliği bölümünden mezun oldu. 1999 yılında ABD’de University of Hartford’ta pazarlama alanında yüksek lisansını tamamladı. Ardından İstanbul Üniversitesi İşletme İktisadı Enstitüsü Finans İhtisas Programı’nı bitirdi.
**
1960 yılında Elazığ'ın Keban ilçesine bağlı Bayındır Köyü'nde doğmuş. Turan 1981 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünü bitirmiş. İşletme Yüksek Lisansını Marmara Üniversitesi'nde tamamlayan Turan, Sabancı Üniversitesi, Koç Üniversitesi, Marmara Üniversitesi ve Yıldız Teknik Üniversitesi’nde lisansüstü seviyesinde öğrencilere ders vermiş.
**
Teşebbüs gücü çok güçlü. Çok tesise, firmaya imza atmış. Çok STK’da görev almış, yine çoğunda başkanlık yapmış. Gençliğinde solcu kimliğiyle bilinen Turan, konuşmasını aynı zamanda doğum günü olan Nazım Hikmet’in “Davet” şiirinin şu bölümünü okumuş ve nokta koymuş. Anlaşılan devrimci kimliğini ve heyecanını kaybetmemiş.
……
Kapansın el kapıları bir daha açılmasın
Yok edin insanın insana kulluğunu
Bu davet bizim!
Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
Ve bir orman gibi kardeşçesine
Bu hasret bizim!
**
Gelelim, çok duygulandığım konuşma kısmına. Görev süresinin sona ermesiyle kürsüye çıkan Turan, yaptığı veda konuşmasında duygu dolu anlar yaşadı; mütevazı bir aileden geldiğini ve hayatını Cumhuriyetin sunduğu imkânlarla kurduğunu vurguladı; konuşmasında şunu dedi:
**
"Bu sorumluluğu taşırken kim olduğumu, nereden geldiğimi hiç ama hiç unutmadım. Ben bir Cumhuriyet çocuğuyum. Mütevazi bir ailenin imkanları ile büyüdüm. Ama benim gibi milyonlarca çocuğun da olduğu gibi benim de cumhuriyetim vardı.
**
Cumhuriyetin de fırsat eşitliği vizyonu vardı. Çalışırsan, öğrenirsen, üretirsen yolunu açabilirsin diyen bir anlayış vardı. Hayatımı bu anlayışın sunduğu imkanlarla kurdum. İlkokul, ortaokul, lise ve üniversiteyi hep devlet okullarında okudum.
**
Ve şuna inanıyorum: Cumhuriyetin sunduğu her fırsat karşılığında bir sorumluluk doğurur. Bu yüzden girişimciliğe başladığım ilk andan itibaren sivil toplum hayatının dışında hiç kalmadım. Dostlarımın büyük çoğunluğu sivil toplumcu."
**
Orhan Beyi şahsen tanımadım, gıyaben duydum, ismini. Ne diyelim? Selam olsun, “Mustafa Kemal Türkiyesi”’ne ve “Cumhuriyete kol kanat gerenlere.”
