Sizlere, çok önemli bir yatırımdan söz edeceğim. Destek verdikleri için Akar Paşamıza ve Büyükkılıç Başkanımıza teşekkür ederiz; yoğun teknolojili bir tesisi şehrimize, ülkemize kazandırdıkları için. Umarız girişim, adını aldığı şirket gibi, kısa zamanda ortadan kalkmaz, sürekli olur. Biliyorsunuz, büyük umutlarla kurulan TOMTAŞ, iki yıl gibi kısa bir sürede kapandı (1926-1928).
**
Yönetimi ise şöyle oluşmuştu:“Fabrika Müdürü Sachsenberg, İşletme Müdürü Dip. İng. Repird, Motor atölye şefi Müh. Nuri Bey, Motor Atölye Başustası Verbick, Kaporta Atölye Başustası Wehner, Dizel Başustası Schowbel ve Tesviye Başustası Hicta. ‘Teknik personel 50 Türk, 120 Alman olmak üzere 170 kişi. TOMTAŞ, personel eğitimi için ilk etapta 18 kişi gönderiyor Almanya’ya. Sonra devamı geliyor. Eş zamanlı, makinist okulu açılıyor”. Bunları, Dr. Neslihan Altuncuoğlu editörlüğünde hazırlanan “Kayseri Uçak Fabrikası” isimli eserden öğreniyoruz.
**
Sayın Akar, henüz üniformasını çıkarmamıştı, projeye destek verdiğinde. Bu destek sonra da devam etti. Hâkezâ Memduh Başkanın da…
**
Şirketin başında, çok genç, çok yetenekli, çok iyi tahsil yapmış, oğlum Mustafa’nın da çok yakın arkadaşı Ali Ekşi var. 1984 yılında Kayseri’de doğdu. Nuh Mehmet Küçükçalık Anadolu Lisesi ve Kayseri Fen Lisesi’nde orta öğrenimini tamamladı. Üniversite sınavlarında “ilk yüz” arasına girdi; burslu olarak okumaya hak kazandığı Bilkent Üniversitesi Endüstri Mühendisliği (İngilizce) Bölümü’nden 2007 yılında mezun oldu. Evladımız gibi severiz. Yolu, bahtı açık olsun. Onun yardımcısı çok kıymetli bir hukukçu dostumuz Ferhat Çakır.
**
TOMTAŞ Havacılık ve Teknoloji A.Ş., Türkiye’nin ilk uçak fabrikası olarak Kayseri’de kurulan (1926-1928) TOMTAŞ’dan (Tayyare ve Motor Türk A.Ş.) mülhem şirket, 2023 yılında TUSAŞ-Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş., TOMTAŞ Yatırım A.Ş., ASFAT A.Ş. ve Erciyes Teknopark A.Ş. ortaklığında kuruldu.
**
Bir bilgi daha vereceğim. Şirketin, "Ortak Girişim Sözleşmesi" Erciyes'te düzenlenen törenle imzalanmıştı. Törene dönemin Milli Savunma Bakın Hulusi AKAR ile Azerbaycan Savunma Bakanı Zakir HASANOV ile girişim ortakları TUSAŞ Genel Müdürü Prof. Dr. Temel KOTİL, ASFAT Genel Müdürü Esad AKGÜN, TOMTAŞ Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı Ali EKŞİ ve Erciyes Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih ALTUN katılmış.
**
Şirket havacılık yapısal parçalarının imalatı, havacılık sektörünün ihtiyaç duyduğu destek takımlarının tasarım ve imalatı, havacılık gövde montajları gibi alanlarda faaliyet göstermektedir. Şirket kısa sürede önemli bir alt yapı yatırımı gerçekleştirip, üretim ve kalite süreçlerini olgunlaştırarak, TUSAŞ, Boeing, Airbus gibi ulusal ve global havacılık firmalarının “onaylı tedarikçisi” konumuna gelmiştir.
**
Fabrikada ilk olarak kısa ve orta vadede yurtiçi ve yurtdışı ihtiyaçlar için uçak parçası üretimi hedeflenmiştir. Öncelikle uçak parçası üretimine yoğunlaşacak TOMTAŞ'ın sonraki yıllarda uzun soluklu bir hedef olarak yurt içi ve yurt dışı ihtiyaçları karşılayacak tam ve yetkin bir uçak fabrikası olması da gündemde.
**
Bu vesile ile Kayseri Tayyare Farikası gerçeğine bir parantez açmak istiyorum. “Efsanelere” tutkun bir ulus olduğumuzdan, olgulardan ziyade algılarla uğraştığımızdan, gerçeklerden uzaklaşabiliyoruz. Peki, Kayseri Tayyare Fabrikası neydi?
**
Hâkimiyet-i Milliye Gazetesi’nde Fabrikayla ilgili şunlar anlatılmış (29 Ekim 10933): “Kayseri’de yabancı bir şirketten devir alınan uçak fabrikası iyi bir tamirhane hâlinde çalışmaktadır. Bu fabrikalar sayesinde işlemeyen uçak miktarı azalmış, uçak ve motorlar muayyen saat uçuşlarından sonra fence bir tamirden geçirilerek emniyetli uçuşlar elde edilmiştir.”
**
“Türkiye’nin 1923-1945 arasındaki havacılık endüstrisi alanındaki girişimlerini her şeyden önce başlangıç seviyesindeki beşerî ve fiziki altyapı yatırımları olarak görmek; bu dönemde ortaya konan havacılık endüstrisi çıktılarının çok iddialı, uluslararası arenada rekabet gücü yüksek ürünler olduğu çıkarımında da bulunmamak gerekir.
**
Bu bağlamda üretilen uçaklar genellikle başlangıç düzeyinde ve yapımı çok girift olmayan ürünlerdir. Bununla birlikte hemDemirağ’ın hem de THK’nin uçak fabrikalarının ürettiği uçaklara dış talepbulunması altı çizilmesi gereken bir başarıdır.”
**
“Kayseri Uçak Fabrikasında motor hariç uçağın tüm bölümlerinin yapabileceği bir seviyeye ulaşılmıştır. Karabük Demir-Çelik Fabrikasının 1937 yılında faaliyete geçmesinden sonra yurt içinde motor üretimi için çalışmalar yapılmış, Kırıkkale’dekurulacak bir fabrikada uçak motoru imal edilmesi planlanmıştır. Fakatİkinci Beş Yıllık Sanayi Planı’ndaki birçok proje gibi bu proje de maddi imkânsızlıklar ve siyasi tercihler nedeniyle ertelenmiştir.”
**
Bu bilgileri, Dr. Neslihan Altuncuoğlu’nun editörlüğünde hazırlanan, Büyükşehir Belediyesi’nce yayınlanan, çok önemli çalışma “Kayseri Uçak Fabrikası” isimli eserden aldım. “Kente efsaneleri” ile uğraşanlara özellikle salık veririm, kitabı.
**
Dostlar, amacım asla olayı küçümsemek değil. Süreçleri doğru bilgilendirme. İstemez mi insan, “uçağımızı kendimizin” yapmasını. 1926 şartlarında bırakınız motor yapmayı, kanadını dahi yapmak mümkün değildi. Bir kere gövde ve kanatlar, “bezden” de olsa, onun iskeletini oluşturacak metali elde edecek üretimin yoktu. Mühendisin yoktu, kalifiye elemanın yoktu vs. Demir-çelik aksam için, 1937’de kurulan Karabük Demir-Çelik Fabrikasını beklemek gerekecekti.
**
Mesela, “uçaklar gömüldü!”, “Sakarya Savaş’ına katıldıkları için Kayseri Lisesi mezun vermedi!” türü efsane uydurmalarda bu cümleden. Bu konularda hiçbir belge yoktur. Ne zamana kadar, bir belge bulunana kadar. Aksine, “gömülme”nin olmadığın dair bilgi var Milli Savunma Bakanlığınca verilen yazıda.
**
Ta başından beri ileri sürdüğüm iddiamı tekrarlıyorum: Hele hele Kayseri’de 1927 şartlarında, altyapısı, beşeri sermayesi, fiziki sermayesi olmayan bir yerde uçak fabrikası kurmak mümkün değildi. Mesela, motor fabrikası neden Ankara’da kurulmak istendi de Kayseri’de değil? Eş zamanlı, Kayseri benzeri bir fabrika da Eskişehir’de…
**
Benim için asıl önemli olan Hava İkmal’in “Çırak Okulu”dur. Bunun üzerinde durmak gerekir. Dostlar siz sanıyor musunuz, Hava İkmal’in bugünkü arazisi bir çırpıda alındı? Yokluktan, ihtiyaç duyulmadığından peyder pey ta 1950’ler kadar süren bir süreçti bu…
