Peşinen söyleyeyim, deprem gibi doğa olaylarının nedeni insan, kurum ve kuruluşlar asla olamaz. Ancak bunlar sonuçlarının asgari olması için gayret gösterirler, önlem alırlar. O nedenle, eleştirilerimiz “oluşa” değil, “sonuca” yönelik…
***
Elbette 1994’ten beri çoğu belediyede, 2002’den beri iktidarda olanlardan hesap soracağız ve bunlar da vermek zorundalar. O nedenle soru soranları“hainlikle”, “şerefsizlikle” falan suçlayamazsınız. Elbette sorgulayacağız, bir hesaba göre toplanan 34,5 milyar dolar“deprem vergisini” ve “kentsel dönüşümden” elde edilen 25 milyar liranın akıbetini.
***
Neymiş efendim; “asrın felaketiymiş, bilmem kaç mega ton atom bombası karşılığındaymış”. Doğrudur… Hesaplanan fiziki büyüklere bir şey diyemem… “Böyle büyük bir felaket karşısında ne yapılabilirmiş ki?”Tabii, bunu söyleyenler belli ki, siyasal iktidarı ve bürokratları aklama peşindeler…
***
Yine tabii, bunun sonunda, bu “ihsası reyler”, “kader” ve “kader planı” yaklaşımı müteahhitleri de kurtarır, karar veren yargıçlar da; “Ne yapsınlar abi? Asrın felaketi karşısında ne yapılabilir ki?”, der… Olan ölenlere, yararlananlara, evini-barkını kaybedenlere, anasız-babasız kalan öksüz ve yetimlere olur… Sonunda, bu zarar finanse edecek 85 milyonunsırtına biner.
***
Tabii diğer bir savunmada, “eski-yeni” deprem yönetmeliği hikayesi… Yok efendim, eski yönetmeliğe yani 1999 öncesi yapılanlar yüzde 98’miş de… Haliyle yıkılanların büyük bir bölümü bunlarmış da…
***
Bu haber medyaya düşünce, hemen “Google amca” devreye girdi, o bölgenin, 2004 ve 2022’de çekilen “Google earth” görüntüleri ortaya çıkartıldı, görüntünün hiç de iddia edilen gibi olmadığı göründü. Tabii, görüntüyü yayınlayanlar “phtoshop” ile silinti yapmadıysa…
***
Buradan çıkartılacak ders şu: Geçmişe dönük laflar ederken “Google Amca”nın olduğunu unutmasınlar. Amcamız, bırakınız bizlerinkini, dünya hafızasına sahip. Bir de iyi İngilizce falan bilirseniz, özel “arşiv” tutmanıza da gerek yok.
***
Peki, eski-yeni yönetmelik dinlemeyen; asrın felaketine kulak asmayan ve dimdik ayakta duran yapılara ne diyeceğiz? Yoksa bunları; “kader planı!”, “mucize” olarak mı nitelendireceğiz?Hemen mugalata yapıp, önlemin de kader olduğunu söyleyecekler. Yani “kader”, “saldım çayıra Mevlam kayıra mı?”
***
Peki, eski “kader”den ders alınmadan, yeni “kaderin” önüne geçebilmemiz mümkün mü?Mümkün… İlginç bir örnek, felaketin odağında bulunan Kahramanmaraş’tan: “Sara Sitesi öyle sağlam ki zemin kattaki, ‘zücaciye dükkanında’ tek bir bardak, tek bir tabak bile kırılmadı!”
**
Yine öne çıkan bir örnek, yine Kahramanmaraş’tan: “Maraş'ta İnşaat Mühendisleri Odası’nın İl Temsilciliği binası, çevresindeki binalar yıkılmasına rağmen ayakta kaldı.”
***
Hatay'ın CHP'li Erzin Belediye Başkanı Ökkeş Elmasoğlu, ilçede tek bir yıkım ve can kaybı yaşanmadığını belirterek, yıkımların olmamasının nedenini bölgede kaçak yapıya müsaade etmemeleri olarak açıkladı. Elmasoğlu, "Kendi adıma çok vicdanım rahat, hiçbir şekilde kaçak inşaata izin vermedik" dedi.
***
Yine sormak lazım; “kader planı”, “kaderimiz bu” diyenlere. O bölgede, çoğunluğu “eski yönetmeliğe” uygun yapılan elektrik iletim hatları (154 kV ve 380 kV) ile hidroelektrik santrallerde kıl çatlağı bile yok. Unutmayın, bu hatların çok büyük ve ciddi temelleri olur.
***
Demem o ki; hangi yönetmelik olursa olsun, bunlara uygun yapılan proje, uygulama ve denetim olduğu sürece, hiçbir bina yıkılmaz. Ha. Hiç mi hasar görmez? Elbette hasar görür, ama ölümcül sonuç çok çok az olur.
***
O nedenle, her seçim öncesi “imar affı/barışı” çıkartan iktidar “asrın felaketi”, “yönetmelik” diye ipe un sermesin, yandaş ve candaş medya da bunun öncülüğünü; teflon tava gibi kabahati hiç üzerine almazlığı yapmasın…Yok, öyle şey… Çok merak ettim; imar affı ve barışının öncülüğünü yapan, dönemlerinin imar uygulamalarını öve öve bitiremeyen dönemin Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki hiç konuşmuyor. Acep nedendir? Öyle ya; belediyecilikten, şehircilikten, imardan, inşaattan en iyi anlayan AK Partililer arasında, ilk sıralarda gelir.
***
Bakınız; 4 Mayıs 2018 günü dönemin Çevre ve Şehircilik Bakanı Özhaseki ne demiş:"Bu bir af değil, bir barış nihayetinde. Burada vatandaş devletiyle helalleşiyor, rızalaşıyor ve barışıyor."Bu neyin “barışı”, neyin “helalleşmesi”? Anlamak mümkün değil. Yani, devlet, “kaçak-köçek”, “imarsız-ruhsatsız” bina yapanın neyi ile helalleşecek, neyi ile barışacak?
***
İmar barışına ilişkin bir soru üzerine Özhaseki;“…bir sene boyunca Türkiye'de ne kadar imarda aykırılık varsa hepsini tespit ettiklerini ve 10 civarında sorun yazdıklarını ifade ederek, bunlardan ikisinin mülkiyetten kaynaklı, diğerlerinin ise imarla ilgili” olduğunu bildirdi.
***
Peki, bu barışla gelinen nokta ne? İki büyük depremde ve bu deprem bölgesinde toplam yapı kayıt belgesi sayısı 3 milyon 152 bin 94 belge olarak kayıtlara geçerken imar affından elde edilen toplam gelir ise dudak uçuklattı: 25 milyar 551 milyon lira.
***
Kahramanmaraş ve çevresindeki illeri etkileyen depremde toplam yapı kayıt belgesi sayısı ise 294 bin 166, Kahramanmaraş ve çevresindeki illerde imar affından elde edilen toplam gelir ise 1 milyar 632 milyon lira 82 olarak kayıtlara geçti.


