İBRAHİM PEKBAY


TEHDİT EDECEĞİM DE…


 

Son günlerde yaşadığımız ilginçliklerden birisi de, “Tehdit etme” olaylarını artması…

 

Yine bir MHP eğilimli arkadaş, İstanbul CHP İl Başkanı Dr. Canan Kaftancıolu’nun tehdit ederken “Kaşınıyorsun, akıllı ol” demiş…

 

Nereden biliyoruz MHP eğilimli olduğunu? MHP İstanbul İl Başkanlığı önünde fotoğrafı var…

 

Kanıt mı?

 

Hayır değil, ben de varır, kapısının önünde afili bir fotoğraf çektirebilirim. Bu kanıt sayılmaz…

 

Doğru mu yanlış mı bilmem, işlediği suçlardan ötürü müebbet hapis cezası var mış…

 

İçerde yatarken, dışarıda nasıl kaşıyacak, o da ayrı bir konu. Elbette daha yatıyor ise. Çıkmış da olabilir…

 

XXX

 

Hal ve durum bu boyutlara gelince ve hiç kimse de hukuki bir işlem yapmıyorsa, benim de canım birini bulup tehdit etmek çekiyor…

 

Yazılarımdan dolayı tehdit aldığım oldu, hatta Hakkâri ve Yüksekova yıllarımda PKK’dan bile tehdit aldım ama çok da umursamadım doğrusu…

 

Ama bu kez ben tehdit etmek istiyorum…

 

Bulsam birini, hiç kaçırmayacağım…

 

Aslında aklımın ucunda biri var ama zaman zaman münasip bir lisanla kendisi ile konuştuğum ve o konuşmalara da artık aldırış bile etmediğinden, malum kelimeyi söyleyince “Babamsın” deiye cevap verdiği için, istediğim gibi tehdit edemedim hiç.

 

Çok zor durumdayım, bana gönüllü bir tehdit edeceğim kişi çıkar mı acaba?

 

Biraz olsun hırsımı alıp da rahatlayacağım da…

 

XXX

 

İşin şakası bir tarafa ama her önüne gelen, birini tehdit etmeye kalkarsa ülke, deyim yerindeyse Teksas’a döner…

 

Şimdi gelelim delikanlılık faslına... 

 

Öncelikle,  “Delikanlı” kavramı ile “Sokak kabadayısı” kavramını birbirine karıştırmayalım. 

 

“Sokak kabadayısı” güzelliklerden yoksun, insanlıktan nasibini almamış, bilek gücünden başka hiç bir gücü olmayan, sadece kendi çıkarlarını önde tutan ve hiç bir güzelliği olmayan duygusuz ve insanların nefretle karşıladıkları tiplerdir. 

 

Oysa “Delikanlı”lık kavramı, bunun tam tersidir. 

 

Yüreğinde sevgi vardır... 

 

Bilek gücü ile değil, yürek gücü ile sevgi gücü ile düşünür ve davranırlar... Meselelerini yüreklerindeki sevgi, beyinlerindeki güzel düşünce ve bilgi gücü ile hallederler. 

 

Onlar için önce, insanların mutluluğu önemlidir... 

 

“Delikanlı”da küsmek yoktur. “Delikanlı” meselesini oturur, konuşur, halleder ve bitirir... 

 

Kafasına (beyin gücüne) , yüreğindeki sevgi gücüne sahip olmayan bir kişinin, “Delikanlı” kavramı ile kendini değerlendirmesi, son derece yanlıştır. 

 

Delikanlı, açıktır... Şeffaftır... 

 

Yanlışlık, onun ne kaderindedir, ne davranışlarındadır. 

 

Delikanlının saklayacağı hiç bir şey yoktur, kendine emanet edilen mallar ve sırlardan başka. 

 

“Delikanlı” ağlamaz, ancak duygulanır. Ağlarsa da gözyaşları yüreğine akar.

 

Duygularını, belki de küçük iki-üç damla gözyaşı ile ama davranışları ile sergiler. Bunda bile açık ve şeffaftır... 

 

Delikanlı; Kadın’a karşı saygılı, şefkatli ve merhametli davranır. Çünkü kadın; her şeye rağmen korunmaya, sevilmeye, saygı duyulmaya muhtaç ve layıktır.  Anası ve bacısı olduğunu bilir. Kötü söz bir yana el bile kaldırmaz, kaldı ki öldürsün…

 

Sevgili Peygamberimiz, veda hutbesinde “Kadınlar size, Allah’ın emanetidir.”  buyurmuşlardır. 

 

Ayrıca, RUM SURESİ 21 ayette; “Huzur bulmanız için kendi cinslerinizden eşler yaratması, aranızda sevgi ve merhamet bağları oluşturması da ALLAH’ın VARLIĞININ DELİLLERİNDENDİR. Gerçekten bunda düşünen bir toplum için alınacak dersler vardır.” demektedir. 

 

Dolayısıyla, kadını koruma ve kollama şeklindeki davranış biçimi, delikanlının doğal davranışlarından biridir. 

 

Delikanlı, kendi işini kendi görür. Çünkü etrafına saygılıdır. 

 

Delikanlı, gecenin karanlığında değil, gündüzün aydınlığında yaşar...  Çünkü gece; kötülüklerle doludur. Gündüz ise, güzelliklerin şeffafça görüldüğü zamandır. 

 

Delikanlı, şeffaftır ve sevgiyle doludur. 

 

“Delikanlı” dinler... Çünkü dinlemediği hiç bir meseleyi, doğru çözemez...  Öyleyse, dinlemek zorundadır. 

 

Delikanlı, yanlış yapmamak için de dinler.  Hata, insanlara mahsus bir olgudur. Delikanlı, hatasını “Delikanlıca” kabul edendir. 

 

“Delikanlı” her şeyden evvel dürüsttür. Dolayısıyla, etrafı da dürüst ve “Delikanlı” olmak durumundadır. 

 

Yanlış insanlarla arkadaşlık, yanlışlığa giden yoldur. Delikanlı, kendi onurunu korur, aynı zamanda, karşısındaki insanların onuruna da saygı gösterir. 

 

Delikanlı, asla kötü söz söylemez. Küfür etmez... Çünkü kötü söz, sahibine, yani kötülere aittir. 

 

Delikanlıda hiç bir zaman yanlış yoktur. Hatası olabilir, onları da düzeltmeyi bilir. 

 

Sonuç olarak “Delikanlının” silahı ve gücü, gönlündeki sevgisi, kafasındaki bilgisi, çevresinden bu davranışları ile gördüğü saygıdır... 

 

Çünkü “Delikanlı”nın korkutmaya ihtiyacı yoktur.

 

Ne yasa dışı işleri vardır, ne kaba saba dayıdır ne de korkutan, tehdit edendir. İçi dışı bir göründüğü gibidir.

 

XXX

 

Şimdi deyin bakalım, ben kimi ve nasıl tehdit edeyim?

 

Vazgeçtim…