Sultan Abdülmecit (1823-1861), “reformist” ve bizim “ecmain takımına” göre “gavur padişahların” en önde gelenlerinden. Önemli bir reform belgesi olan Gülhane Hattı Hümayunu (Tanzimat Fermanı) (1839) ve Islahat Fermanı (1856) onun dönemindedir. Abdülmecit ile ilgili, yakın zamanda kaybettiğimiz, Hıfzı Topuz’un yayınladığı çok güzel bir biyografi çalışması var. Mutlaka okunması gerekir.
**
Biliyorsunuz, Osmanlı’nın çöküşünün başlangıcı, 17. yy’a kadar gider, 2. Osman, 3. Ahmet, 3. Selim, 2. Mahmut vs. bu çöküşü durdurmak için bir sürü reform çalışmaları yapar. Bu nedenle, dinci radikal kesim bu padişahları, “hain” olarak vasıflandırır. Bunların yaptıklarına ya da yapmak istediklerine, “Cumhuriyet devrimlerinin” öncü sinyalleri de denir.
**
Mesela İnce gibilere sorarsanız Kıbrıs’ı Osmanlılar verdi. Kısmen doğru… Nedense Lozan’ın 20. Maddesi’ni göz ardı ederler… Madde şöyle; “Türkiye, Britanya Hükümetince Kıbrıs'ın 5 Kasım I914'te açıklanan ilhakını tanıdığını bildirir.”
**
“1914 ilhakını” anlayabilmek için, 1877-18878 Osmanlı Rus ya da “93 Harbi” ne gitmek lazım… Osmanlı iki cephede yenilince Ruslar Yeşilköy’e (Ayastefanos’a) kadar geldi… Neredeyse İstanbul düşecek… Bunun üzerine İngiltere’den yardım istendi, “kurtar bizi” dendi, tabii bir takım tavizler karşılığında. Bu tavizlerden birisi de İngiltere’ye Kıbrıs’ın, “kullanmak” üzere verilmesi.
**
1914’te de ise İngiltere, kullanımına verilen Kıbrıs’ı, Büyük Birintanya’ya “ilhak ettiğini” açıkladı. Lozan’da da İsmet Paşa, neredeyse hiç tartışılmadan, “bu ilhakın kabul edildiğini” imzaladı. Osmanlı Sultanları önce “emanet” vermeyi sonra “ilhakı” nasıl kabul etmek zorunda kaldılarsa Ankara da benzeri bir mecburiyetten “ilhakı” tanıdı.
**
Lozan Muahedesinin Kıbrıs'la ilgili 20’nci maddesi aynen şöyle: «Türkiye, Britanya Hükümeti tarafından Kıbrıs'ın 5 Teşrinisani 1914 te ilân olunan ilhakını tanıdığını beyan eder.»
**
Mesela yine Osmanlı Rus Harbi sonunda, Ayastefanos Anlaşmasından sonra imzalanan, “azınlık haklarını” güdeme getiren Berlin Anlaşması’nın ilgili maddesi (61 Madde) de es geçilir. “Osmanlı doğuda ıslahat yapacak!” türünden bir metnine dönüştürülür, tarih kitaplarında. Aslı “es geçilir!”
**
Oysa madde; “Bab-ı Ali, Ermenilerin oturduğu illerde mahalli ihtiyaçların gerektirdiği ıslah ve iyileştirmeleri gecikmeksizin yapmayı ve Ermenilerin Çerkezlere ve Kürtlere karşı güvenliğini sağlamayı yükümlenir”, der.
**
13 Temmuz 1878 tarihli Berlin Antlaşması'na göre Osmanlı Devleti'nin Erzurum, Van, Harput, Diyarbekir, Sivas, Bitlis olmak üzere altı vilayetinde otonom bir Ermeni devletinin kurulması istenir. Hatta bir ferman dahi çıkar ama hiçbir zaman gerçekleşmez. Devamındaki “Ermeni Tehciri (1915)” de, boşalan yerlere, Kürtlerin bölgeye iyice yayılmasına neden olur.
**
Bakınız, sanırım 1515 olacak… Yavuz Sultan Selim ile Kürt önderlerinden İdrisi Bitlisi’nin imzaladığı “Amasya Anlaşması” pek dikkatimiz çekmez… Düşünebiliyor musunuz Sultan Yavuz, mühürlü/imzalı boş ferman veriyor Bitlisi’ye, gerektiğinde doldurup kullanabilmesi için…
**
Peki, amaç ne? Öncelikli amaç şu… Şii-Alevi Türkmenlerden Doğu Anadolu’yu temizlemek. Benzeri anlaşmalar Kanuni döneminde de var. Netice de, doğudan, İran Azerbaycanı’ndan gelen “Türkmenler” tekrar geldikleri yere geri döndüler. Bir rivayete göre de bir kısmı da kuş uçmaz kervan geçmez Dersim dağlarına çekildiler.
**
Mesela bizim “ecmain takımı”, Cumhuriyet’i köşeye sıkıştırmak için “Kürt isyanlarını” 1925 ile falan başlatır. Temel gerekçe de; “dinden uzaklaşmaya başlayan Ankara’ya karşı mütedeyyin doğu halkının kafa tutuşu” falandır…
**
Peki, ta 1800’lerin başlarında başlayan 1876’larda sonlanan, onun üzerindeki “Kürt ayaklanmasını!” ne ile izah edeceğiz? Öyle ya Padişah/Halife başımızda, medreseler açık, ezan Arapça okunuyor, Arap/Fars Alfabesi geçerli hâlâ.
**
Yine mesela bizim “ecmain takımı” İsmet Paşa’ya, 12 Adalar üzerinden hücum eder, İkinci Harp sonunda, Yunanistan’a verilmesine göz yumduğunu söylerler. Çok acı ama bir gerçeği söylemeden geçemeyeceğim: Alman Nazizm’ine, İtalyan Faşizmine kahramanca direnen Yunanlılara değil de, o esnada Almanların işgalinde bulunan 12 Adaları, harbe girmeyen bize vereceklerdi, öyle mi? Güldürmeyin insanı…
**
Dedim ya, galiba biraz tarih bilmek lazım…
