KADİR DAYIOĞLU


“SULTAN HAMİD” VE FİLİSTİN

Buradan şunu anlıyoruz: Sultan Hamid önce göz yumuyor, sonra uyarılar tehlikeyi seziyor, yasaklıyor ama nafile. Hem halk ve hem de arazi sahibi ricali devlet dinlemiyor, Sultan’ı; toprak satmaya ve Museviler yerleşmeye devam ediyor.


Sultan 2. Abdülhamit’e, “Sultan Hamid” de dendiğini bilenler bilir… Bunlar da söze; “Sultan Hamid dedi ki;…”, “Sultan Hamid döneminde… “ falan diye başlarlar. Yine biliyorsunuz Sultan’a kimileri; “Gök Sultan”, kimileri “Cennet Mekan”, kimileri “Ulu Hakan”, kimileri “Kızıl Sultan” der… Biz ise, “idealize” etmeyiz, sadece bir imparator, bir hakan, bir padişah gözü ile bakarız. Sevgilerimiz de yergilerimiz de “ölçülü” olur.

***

Yine kimileri; Mustafa Kemal Atatürk’e karşı “tez” olarak savunur; bazıları dönemini Cumhuriyet’e alternatif gösterir. Hasılı kelam; Atatürk ve Cumhuriyet karşıtları için bir “idol”dür Sultan Hamid. Tabii, “çakma tarihçiler” de; “İngiliz Büyükelçisini” nasıl tokatladığını; Musevilere, Filistin topraklarında nasıl toprak vermediğini; isteyenlere de; ‘ecdaddım buraları kanla aldı. Ben toprak satarak ecdadıma ihanet etmem’ türünden yaptığı çıkışları;  tahtan düştükten sonra nasıl toprak aldıklarını ballandıra ballandıra anlatırlar… Biz de, “bakir Anadolu çocukları”, “hainlerin ve kahramanların” hikayesini kuzu kuzu dinlerdik.

***

Oysa kazın ayağı öyle değilmiş. Biraz ufkumuz açılınca, “büyüklerin” cenderesinden kurtulunca; Başbakanlık Osmanlı Arşivleri’nden (BOA) bir bir belgeler çıkmaya başlayınca ve bunlar kitaplara girince “kazın ayağının” kulaklarımıza üflendiği gibi olmadığını gördük.

***

Pandemi boşluğunda, bol bol kitap okuma fırsatı buldum. Bunlardan birisi henüz bitirmediğim ve tamamına yakını BOA belgelerine dayanan bir kitap. Prof. Dr. Mustafa Balcıoğlu ve Prof. Dr. Sezai Balcı yazmış. İsmi de “Rothschildler ve Osmanlı İmparatorluğu” (Erguvani, Mart/2021, Beşinci baskı).

***

Okurken şunu gördüm: Sultan Hamid döneminde Musevilere, Filistin’de, binlerce dönüm arazi satıldığını, Yahudi banker ve bankalardan yüklüce borç alındığını...  İş şirazesinden çıkmaya başlayınca, şikâyetler ayyuka çıkınca Sultan Hamid, çaresiz bir biçim de, “Satmayın!” fermanları yayınlıyor ama ne çare… Ahaliyi bir yana bırakın valiler, paşalar bile arazilerini satmaya devam ediyor. İşte bu konuda, bazı alıntıları paylaşıyorum ama kitabı mutlaka okumanızı öneririm. Sultan Hamid karşıtlarının da, bağlılarının da…

***

[Yahudi] “Rothschild Ailesi, yüzyıllık tecrübe ile çok sağlam temelleri olan mâlî bir İmparatorluk kurmuştu. Simdi, yeni bir devlet Kurmak için harekete geçmişlerdi. Sultan II. Abdülhamid döneminde Osmanlı Devleti’nin Filistin ile ve Rothschildlerle olan ilişkisi Parisli Baron Edmond James de Rothschild (1845-1934) etrafında gelişmiştir.” (s.212)

***

[Bu aile] “Özellikle Rusya’da Yahudilere uygulanan pogromla [dinsel, etnik veya siyasi nedenlerle bir gruba karşı yapılan şiddet hareketleri] birlikte bütün ömrünü ve servetini din ve ırkdaşlarının refahına harcamıştır. Bu bakımdan Yahudiler arasında hayırsever ve Yishuv’un Babası (Aw ha-Yishuv} olarak anılmıştır.” (s.212)

***

“…Rothschild, Rusya'dan gelen Yahudiler için ilk önce çürüyen imparatorluğun ihmal edilmiş bir köşesi olan Eilistin'de 'Uyun el-Kara (Rishon le-Zion), daha sonra Zikhron Ya'akov (Zemarin) ve Ekron el-Betty (Mazkeret Batya)’ kolonilerini kurarak Filistin’de toprak satın almaya başlamıştır. Theodor Herzl'in aksine sessiz yerleşimi savunmuştur.” (s.213)

***

1900 yılında kolonilerini JCA’ya [Jewish Community Alliance, Yahudi Cemaati İttifakı]  devrettiği zaman 250 bin dönümden oluşan 12 yerleşim birimine 14 milyon Frank harcamıştı. Osmanlı idaresindeki Filistin ve kolonilerini 1887, 1893, 1899 ve 1914 yıllarında dört defa ziyaret etmiştir.” (s.213)

***

Rothschildlerin, sarraf titizliğiyle faaliyet gösterdikleri alan, Osmanlı Devleti'nin Suriye ve Filistin bölgesiydi” (s.213) “Yahudiler için Filistin'de yurt kurma çabaları, Rothschildlerle başlamış değildir. 1799 yılında, Napolyon, Akkâ kuşatması sırasında, Filistin'deki Yahudilere. Suriye’nin işgalinden sonra, Kudüs ve civarında bir hükümet vaad etmişti. İngiltere'nin, Hindistan yolu üzerinde bulunan Musevilerle ilgilenmesi de bundan sonradır ve XIX. yüzyılın ilk yarısında başlamıştır.” (s.214)

***

“Yahudilere yeni bir yurt bulma yolunda, 16 Haziran 1869 Tarihli ‘Ecânibe Toprak Satışını’ [yabancılara toprak satışı] düzenleyen kanun, Rothschild Ailesi'nin işini çok kolaylaştırmıştır. Buna göre, yabancılar Hicaz Vilâyeti [Mekke, Medine ve Cidde sancağı] dışında kalan Osmanlı ülkesinde mülk edinebileceklerdi. Elimizdeki belgelere göre, Rothschild Ailesi adına, Filistin'de satın alınan toprakların tapu kayıtları da Rusya'da Yahudilere uygulanan pogromla aynı zamana tesadüf etmektedir.” (s.217)

 

“…bu tarihten sonra Rothschild Ailesi çeşitli yollarla Filistin'den yüz binlerce dönüm arazi satın almıştır. 1918 yılında Filistin'in 7.120.000 dönüm tarıma elverişli topraklarından Celal Tevfik Karasapan'a göre 650.000, Ariah Avneri’ye göre 418.000 dönümü Musevilere aittir. Bu rakam, Yahudilerin, çok kısa sürede ne denli mesafe aldıklarının önemli bir göstergesidir. Yoğun biçimde arazi satın alma yılları olan 1880'lerde [Sultan Hamid dönemi], Osmanlı Devleti ile Rothschildler arasında ciddi bir anlaşmazlık yoktur.

***

(…)Bir müddet sonra, Filistin'de toprak satışlarının ve bina yapımının artmasından endişe duyan II. Abdülhamid, bu tür işlemleri kesinle yasaklamıştır. Rothschildlerin Rus Yahudilerinin Filistin’e yerleştirilmesini talep ettikleri ilk belgeler 1891 yılı ortalarına tesadüf etmektedir.” (s.218) “Oysaki bu tarihten çok önce Rusya ve Doğu Avrupa’dan Filistin’e yoğun bir şekilde Yahudi göçü başlamıştı.”(s.219)

***

“…27 Eylül 1891’de Kudüs Mutasarrıflığı maiyetinde Kaymakam Mülazımı olarak istihdam edilen Boyacıyan Mihran Efendi'nin bir mektubu Filistin'deki muhacir Yahudilerin yayılmacı faaliyetlerini ayrıntılı olarak incelemiş ve alınması gereken tedbirleri sıralamıştır.” (s.220)

***

“Gerçekten de sonraki gelişmeler Boyacıyan Mihran’ı haklı çıkartmıştı.” (s.220) “Sultan’ın yasaklamasına rağmen, Suriye ve Filistin bölgesine hem Rusya’dan hem de Avrupa'nın diğer bölgelerinden türlü yollarla Museviler gelmişler ve bölgenin belirli kesimlerine yerleşmişlerdir. Yerleşimciler, Rothschildlerin himayesindedir.” (s.220)

***

Buradan şunu anlıyoruz: Sultan Hamid önce göz yumuyor, sonra uyarılar tehlikeyi seziyor, yasaklıyor ama nafile. Hem halk ve hem de arazi sahibi ricali devlet dinlemiyor, Sultan’ı; toprak satmaya ve Museviler yerleşmeye devam ediyor.

***

Peki, günümüz de “yabancılara” toprak satışları, ileri de bir sorun olabilir mi? Ya da tarih tekerrür edebilir mi? Bu konuya, fırsat buldukça ileride devam edeceğiz.