KADİR DAYIOĞLU


SU VE İKLİM KRİZİ

Ya hu, inanın “bedava danışmanlık” yapıyoruz, yine itibar görmüyoruz; yine bildiklerini okuyorlar…


Geçenlerde, Büyükşehir’den emekli, ziraatçı bir dostum aradı; yeraltı ve yerüstü suların kullanımı, depolanması vs. konusunda… Sık sık yazmamı söyledi… Oysa sık sık yazar, güdeme getiririm. Demek ki, dostumuza denk gelmemiş. İnanın, yazdıklarım “ciltlere sığmayan bir kitap” olur…

***

Konu ile ilgili “Paris İklim Anlaşması” TBMM gündeminde ve tüm siyasi partilerin ittifakı ile kabulü söz konusu olunca, bir kez daha yazalım, dedik Kayseri özelini…

***

Uzmanlar söylüyor, ülkemiz, su fakiri bir ülke… Yıllık ortalama 650 mm civarında yağış almaktayız. Bunun karşılığı 500 milyar metreküp su. 250 milyar metreküpe yakını “kayıp” olmakta. Teknik ve ekonomik olarak kullanabileceğimiz su 110 milyar metreküp civarında, yılda. Kişi başına 1.300 mikap

***

Dünyada, denizler (%97) dahil 1,384 milyar kilometreküp sudan söz ediliyor. Bunun yüzde 3’ü tatlı suymuş (35 milyar kilometreküp). Kullanılabilir olanı ise 9 bin kilometreküpmüş. Bir kilometreküpün bir milyar metreküp olduğunu düşünürsek, ülkemiz kullanılabilir su potansiyeli dünyanın yüzde 1’i kadar. Umarım, yanlış hesaplamadım.

***

Peki, akarsularımızın durumu ne? Akarsularımızın debisi yılda 200 milyar metreküp civarında. Mesela en uzun nehrimiz (havza olarak en büyük) Kızılırmak’ın debisi ise, 7 milyar metreküp/yıl. Ülkenin 30’da biri kadar. Tabii, Yamula’nın mansabını (türbünlerden suyun aktığı nokta)   dikkate alırsak, doğu havzasının (menba) suyu daha da az.

***

Hatırlar mısınız; Mehmet Özhaseki’nin bir “çılgın projesi” vardı, Kızılırmak’ı şehir merkezinden akıtacaktı. Biz de bu rakamları verip şunu demiştik: “Değerli Başkanımız, zaman zaman ırmağın suyu diz boyunu geçmez. Bu su ile hem elektrik üreteceksiniz, hem sulama yapacaksınız ve hem de şehir merkezinden akan su üzerinde ‘gondol safhası’ süreceksiniz. Gelin bu sevdadan vazgeçin!”

***

Kaldı ki, Yamula’dan mansap sulaması dışında bir sulama yapılamıyor. Yapılsa ne olur? Elektrik üretimini olumsuz etkiler. O nedenle; “Üretim şirketinin imtiyazı bitene kadar (2015) pompaj ve gövde sulamasını unutun” demiştik. Bunu derken, sulamadan yararlanacak Kayseri, Kırşehir, Yozgat çiftçilerinden “çıt çıkmamıştı!” Tabii, ziraat odalarından da…

***

2025’e şunun şurasında dört yıl kaldı… Bir su gibi akar gider… O nedenle Büyükşehri haliyle KASKİ’yi uyarmıştım; yeni bir “enerji ihalesine” imkan tanımadan, Kayseri’nin müstakbel su rezervine şimdiden el koyun. Hem mansaptan ve hem de gövdeden “içme ve kullanma/sulama suyu” için harekete geçin. Bir kez daha ihaleye çıkılırsa, yine en az çeyrek asır avucunuzu yalarsınız. Bir damla su alamazsınız Yamula’dan… Benden uyarması.

***

Ha. Elektrik üretimi dursun mu? Yok, mesela “puant santral” olarak kullanılabilir. İşte size, bir “mega proje”. Umarım, ne demek istediğimi anlatabildim. Yok anlatamadıysam, “şekil a’daki gibi” diyerek masada da anlatabilirim.

***

Bakınız bir “mega proje” daha… Ben belediye olsam, özellikle bağlık ve bahçelik yerlerde bulunan ve çoğu atıl vaziyetteki kuyu ve mahzenlerin aktif hale gelmesini teşvik eder; kapanan kanalları/su arklarını açar, mevcutları rehabilite ederim.

Yeni yapılarda her bağımsız bölüm için mesela en az 20 tonluk kuyu/sarnıç zorunluluğu getiririm. Unutmayın bahar, yağmur suları ve kar ile dolan mevcut bu depoların, toplam hacmi 3-5 milyon metre mikaptan az değil. Bu da en azından Tekir ve bir türlü su tuturulamayan Kıranardı Öküz Çukur göletlerinin toplam hacminden fazladır. Bu yetmez; çatı sularına ait yağmur oluklarının da buralara yönlenmesini zorunlu kılarım.

***

Mesela, yine çok uyardım ama dinletemedim. Bağlık ve bahçelik yerlerde bulunan yolların tüm genişliğine asfalt dökmeyin. Yol genişliğine göre sağlı-sollu 50-60 santim toprak bırakın. Asfaltı da hafif yılan sırtı gibi dökersiniz. Yağışlardan etrafında bulunan bitkiler (Habitat)  yararlansın.

***

Mesela, Hisarcık Burhan Sokağı tamamen asfaltladılar, sokağa düşen su Karamancı sosyal tesislerine kadar iniyor. Tabii, sellerin bir nedeni de, “suyun emilme alanının” şu ya da bu biçimde küçülmesi. Böyle yapmadılar, tamamını, sanki marifetmiş gibi asfaltladılar, düşen sular da bulunduğu yere, habitatına değil de aşağılara doğru akıp gidiyor.

***

Yine uyardım, Erciyes Caddesi’nin Polisevi-Hisarcık arası yenilenirken… Yine dinlemediler… Dedim ki, caddeye düşecek yağışı yanlara deşarj edin. Nitekim, buralarda sulama arkları da var, işiniz kolay… Suları buralar yönlendirebilirsiniz, dolayısıyla kendi habitatını beslerler.

***

Abartmıyorum; Polisevi ile yarma arasında, caddeden akan suyun aracıma çarpıp ön cama sıçraması sonucunda “sileceklerim” kırıldı. Neredeyse kontrolü kaybedip aşağı uçacaktım. Bu su, akıp gidiyor, Meteoroloji civarındaki taşkın kanalına.

***

Nihayet, yine sık sık tekrarladığım bir “mega proje” daha… Bağlara kanalizasyona kavuşuyor. Hiç olmasa, bağlar eteğine bir kuşaklama yapın, kanalizasyon sularını belirli yerlerde toplayıp “arıtın”; katılar “gübre” olarak, sular “çayır-çimen/ağaç”  sulamasında kullanılır.

***

Ya hu, inanın “bedava danışmanlık” yapıyoruz, yine itibar görmüyoruz; yine bildiklerini okuyorlar…