KADİR DAYIOĞLU


SU KRİZİ

Öyle ya patates, pancar yoğun su isteyen bitki türleri. Aradan şu kadar yıl geçti, durum nedir bilmiyorum. Herhalde, tarım il müdürlüğü biliyordur. Konuya fırsat buldukça değineceğim.


Gelecekteki su krizi iyice kendisini hissettirmeye başladı. Belediyeler, harıl harıl önlem alıyor. İlk akla gelen önlemlerden birisi, bağ/bahçe sulamalarında “kapalı” sistem. Öyle ya; açık sistemlerde, şayet arklar toprak ise, daha da çok su kaybı oluyor. Bu kayıp da genellikle “buharlaşmadan” ve toprağın emmesinden, yeraltına sızmasından kaynaklanıyor.

***

Güncel konuya girmeden önce, su varlığımızla ilgili bazı bilgiler vereceğim. DSİ Genel Müdürlüğü sitesinden aldım. 25 akarsu havzasında tamamlanan “master plan” çalışmaları sonucunda;

• Ülkemizdeki toplam yıllık su akış miktarının 185 milyar m3,

• Çeşitli maksatlara yönelik (sulama suyu temini, içme ve kullanma suyu temini vb.) olarak yıllık

kullanılabilir su potansiyelinin 112 milyar m3 (yer üstü suyu potansiyeli 94 milyar m3, yeraltı su potansiyeli 18 milyar m3) olduğu,

• Ülkemizin toplam su potansiyelinin 2021 yılı gerçekleşmelerine göre 58,41 milyar m3’ünün çeşitli

maksatlara yönelik olarak [45,05 milyar m3’ü (%77) sulama suyu, 13,36 milyar m3’ü (%23) ise içme-kullanma ve sanayi suyu] kullanıldığı, tespit edilmiştir.

***

Ülkemizin nüfusu TÜİK verilerine göre 2022 yılı itibarıyla 84.680.273 kişidir. Ülkemizde kişi başına

düşen kullanılabilir yıllık su miktarı 2022 yılında 1.322 m3’tür.

*** 

Türkiye, kişi başına kullanılabilir su potansiyeline bakıldığında, su stresi yaşayan ülkeler arasında yer almaktadır. Bu nedenle suyun tasarruflu ve optimum bir şekilde kullanılması önem arz etmekte ve depolamalı tesisler yapılması suretiyle su kaynakları potansiyelinin değerlendirilerek çok maksatlı bir şekilde kullanılmasına yönelik çalışmalar yürütülmektedir. 

***

Ayrıca işletmede olan sulamalarda su kayıplarının önüne geçilerek suyun daha etkin ve verimli bir şekilde kullanılabilmesi, toprak kalitesini etkileyen drenaj sorunlarının giderilebilmesi maksatlarıyla yenileme projelerinin ön plana çıkarılması ve klasik açık sistem sulama şebekeleri yerine modern kapalı sulama sistemlerinin kullanımının yaygınlaştırılması.

***

Tabii, soru şu DSİ böyle diyor, peki Kayseri belediyeleri, görev alanına giren sular için ne tür önlemler alıyor ya da ne tür çalışmalar yapıyor?

***

Mesela DSİ, Öküz Çukuru (Tekir) sulaması için “kapalı sistem” sulama öngörüyordu. Vazgeçtiler. Bitti ama ortada gölet, var ama su yok. Zira su tutmuyor. Şimdi ise, “sızdırmazlık” yapımından vazgeçtiler, kendi haline terk ettiler. “Ne haliniz varsa görün!” dediler. Bizim yöneticilerin cevabı da “eyvallah!” oldu. Zira, Gölet’in işlevinin farkında değil. Havzada yaşayan, bundan istifade edecek ahalinin de umurunda… 

***

Diyelim, umurlarında değil peki, Tekir Göleti sulaması, bir proje bütünlüğü dahilinde “kapalı sisteme” geçilemez mi; hiç olmasa Hisarcık-Tekir arası ana iletim hattı. Bu bir tekliftir, düşünmeye değer.

*** 

Evet, Gölet yüzeyindeki su kayıplarını önleyemeyiz ama iletim ve dağıtım hatlarında “kapalı sisteme” geçip hiç olmasa yüzde 20-25 kadar tasarruf sağlansa olmaz mı? Diyeceksiniz ki, ülkemizde bir çok belediyede uygulanan “kapalı sistemden” haberleri var mı? Ama arkadaşlar araziyi imar rantına dönüştürmeyi iyi biliyorlar. 

***

“Türkiye’nin su krizleri hiç umulmadık bölgelerde ortaya çıkmaya başladı. Toprağı ve suyu tüketen ürünler için açılan kuyuların akıbeti ortadadır. Bu yanlış uygulamaların son bulması gerekir. Konya Ovası artık zirai bölge olma özelliğini yitiriyor. Çukurova’nın verimsizliğini de sert mali tedbirlerle gidermek zorundayız. Akdeniz’in en bereketli ve geniş ovası, en akılcı şekilde değerlendirilmelidir.

NETİCEDE, Celal Şengör’ün yıllardır uyardığı ‘su’ meselesi fazla beklemeden gün yüzüne çıktı. Türkiye’nin su krizi, hiç umulmadık bölgelerde, mesela Uşak’ta, ani kıtlıklar halinde ortaya çıkıyor. Bursa’da baraj doluluk oranı belediyenin verilerine göre yüzde 12’ye gerilemiş durumda. 

Bursa’nın içme suyunu karşılayan barajlarda iklim değişikliği ve kuraklığa bağlı olarak 35 günlük su kaldığını vurgulayan Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Bursalılara suyu tasarruflu kullanma çağrısında bulunuyor. 

Çanakkale bölgesinde susuzluk başladı; Güneydoğu Akdeniz’de ise zaten süregelen bir sorun vardı. Dünyada da İran, susuzluğu resmen ilan etti. Artık açıkça görülüyor ki, su savaşları petrol savaşlarından daha önemli”, diyor İlber Ortaylı Hocamız Hürriyet’teki yazısında (Ağustos 24, 2025). Tepki de çeken bu makaleyi mutlaka okumalıyız.

***

Buna bir de bir saptama yapacağım. Konya ovası denince aklıma geldi. Sözgelimi, Niğde önemli bir patates üretim merkezi idi. Akiferlerde su kalmayınca, üreticiler bizim Pınarbaşı’nı seçtiler, üretim için. Zamantı bölgesinde ekmeye başladılar. O yıllarda uyarmıştım; “Pınarbaşı’nın da akıbeti Niğde ve Konya’ya dönmesin?”

***

Öyle ya patates, pancar yoğun su isteyen bitki türleri. Aradan şu kadar yıl geçti, durum nedir bilmiyorum. Herhalde, tarım il müdürlüğü biliyordur. Konuya fırsat buldukça değineceğim.