HÜDAPAR, Hür Dava Partisi’nin kısaltılmışı. Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı destekleme kararı aldı… Çok normal, desteklemek ya da desteklememek yasal hakları. Binde 3 kadar oyları var, 158 bin kadar oy almış. Sanırım bunlar, Cumhurbaşkanlığı seçiminde, çoğunluğu, Tayyip Bey’e oy vermişlerdi. Şimdi neden destek isteminde bulundu AK Parti, bilemiyorum.
***
Tabii destek açıklaması, yoğun bir tepkiye neden oldu; İttifakın paydaşlarından MHP ve VatanPartisi’nin dikkatleri çekildi. Doğu Perinçek şiddetli tepki verdi ama “Bilge Lider” henüz bir şey söylemedi.
***
Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na, HDP’nin (Sol İttifakın) verdiği/vereceği destek de epey tepki çekmişti. Tepki veren de AK Parti ile MHP… Hâlâ da devam ediyor… Bunların da yasal hakları… Desteklere hiç itirazım yok. Karşı da olmam…
***
Peki, neydi karşılıklı tepkilerin gerekçesi?
***
Merak eden HÜDAPAR’ın internet sitesinde bulunan;“Parti Programına” baksın. Kaldı ki, iki ay kadar önce Bürüngüz Camii önüne kurdukları stantta bunu dağıtıyorlardı. Eyüp Hocamla (Özbay) birer tane almıştık. O zaman okumuştuk. Zamanı gelince yazacaktım. Şimdi ise bir parantez açmak istedim.
***
Tabii, HÜDAPAR programına bakarken, HDP’nin sitesinde bulunan “Parti Programını”da mutlaka okusun. Okusun ki, ne diyorlar bir görsün. Yoksa kulaktan dolma, kulaklara üflenen bilgilerle ahkam kesmesin.
***
İnanın ben, iki programı da defalarca okudum. Ehil olmadığım için bir değerlendirme yapma noktasında değilim. Ama şunu gördüm.Ayrıldıkları temek değerler şunlar; HÜDAPAR, referanslarını dinden alan “şeriatçı”; HDPise referanslarını laik ve seküler dünyadan alan, sosyalizm ağırlıklı siyasal oluşum.
***
HÜDAPAR’ınParti Programı’ndan çok ilginç gördüğüm, bir bölümü paylaşmak isterim. Aslında bu talep bildiğim kadarı ile Şii İran tarafından da yapılmakta. Tabii, HÜDAPAR’ınİran Hizbullahı ile bir iltisakıvar mı? Bilemiyorum. Beni bu soruya aşağıdaki açıklama yönlendirdi. Yoksa, bir şey bildiğimden değil.
***
“İslam dünyasının ortak değerleri olan HARAMEYN (Mekke/Medine)’in idaresinin özerk ya da tamamen bağımsız bir yapıya kavuşturulması gerekir. Oluşacak yapının idaresi de bütün dünya Müslümanlarından müteşekkil bir meclis tarafından yürütülmelidir. Bu değerlere yapılacak herhangi bir saldırının tüm İslam ümmetine yapılmış gibi kabul edilerek müşterek savunma hattı oluşturulmalıdır” diyorlar.
***
Merak ettiğim için soruyorum: Şayet HÜDAPAR’ın “Şia” ile bir ilgisi ya da inanç birlikteliği varsa; AK Parti’yi destekleyen, “ehl-i şia” için “fırak-ı dâlle” diyen, kendilerini “ehl-i sünnet ve’lCemaat mezhebinden” gören “sünnî şeriat” yanlıları ne diyecek acaba?
***
İttifaklar arasında, “HÜDAPAR-HDP” kavgası süredursun, ben hayatın içinden sorular soracağım:
Biliyorsunuz uzaktan eğitime geçildi, öğrenci yurtları kapandı… Öğrenciler bir kısmı, doğal olarak illerine gittiler. Şimdi bu çocuklar oylarını nerede kullanacaklar?
***
Anladık YSK, deprem nedeniyle illerini terk edenlere bir fırsat tanıdı, adreslerini yenileyebilecekler.Ya uzaktan eğitim nedeniyle üniversitelerinin bulunduğu kentleri terek edenler ne yapacak?
***
İkametgah kaydı, okudukları ilde değil de, kendi memleketinde ise mesele yok. Orada kullanır? Peki, 1 Nisan’da tekrar yüz yüze eğitim başlarsa, bu çocuklar nasıl oy kullanacak?
***
Soruya devam edelim… Bir öğrenci, ikametgâh kaydını okuduğu üniversitenin bulunduğu ile aldırdıysa, fakat yurtlar boşaltılınca baba ocağına gitmişse bu çocuklar kayıtlarını nasıl gittikleri ile aldıracak? Ya da bu saatten sonra aldırabilmesi mümkün mü?
***
Diyelim aldıramadı, üniversitenin bulunduğu ilde oy kullanmak zorunda kaldı. Kalacağı yer olmadığı için günübirlik gelip-gidecek. Diyelim seçim ikinci tura kaldı, on beş gün sonra yine mi günü birlik gelip gidecek?
***
Tabii bu dağınıklık, bulanıklık; “eğitim seviyesi yükseldikçe tabanımız azalıyor!” yaklaşımı içinde olan iktidarın işine yarayabilir. Peki, muhalefeti hiç mi ilgilendirmez?
***
Kıt aklımla bir akıl vereyim muhalefete, yol yakınken: Önce YÖK’e sorsunlar, 1 Nisan’da yüz yüze eğitime geçilecek mi? Şayet geçilmeyecekse, YSK’ya hemen başvurup, yüz yüze eğitimin “olağanüstü” bir durum olduğunu; deprem bölgesini terk edenlere yapılan, adres değişikliği bildirimi gibi bir uygulamanın da yer değiştiren öğrencilere tanınmasını sağlamalı.
***
Yok yasa ve süreç gereği, böyle bir bildirimin yapılmasına bir engel yoksa tez elden medya ve diğer iletişim vasıtaları ile öğrenciler bildirilmeli.
***
Mesela, sorulara karşısında YÖK ve YSK“ipe un sererse”, bu sefer muhalefet bu durumda olan öğrencilere çağrı yapmalı, bir havuz oluşturmalı, hangi vasıta ile ulaşmak istiyorlarsa biletlerini almalı, ufak da bir cep harçlığı vermeli.
***
Bir örnek vereyim; torunum ERÜ’de okuyor ve ikameti bizim ev. İstanbul’a evlerine gitti… Ne yapacak şimdi? Nerede oy kullanacak? Yok, 14 Mayıs günü gelip gidecekse; ola ki, 15 gün sonra bir daha gelip gidecekse, yazık değil mi? İnanın, bu şartlar altında, terk edip gidenlerin büyük bir çoğunluğu oy kullanmaz… Muhalefet de dizine vurur, “ah, vah!” der ama “atı alan Üsküdar’a geçer!”
***
Evet. Bu çocuklar ne yapacak?
***
Umulur ki, yazımı milletvekilleri Dursun Ataş (İYİ) ve Çetin Arık(CHP) okur ve durumu hem de acilen ilgililere iletir.


