İBRAHİM PEKBAY


SİYİT USTA YA DA KEL SİYİT…


Hayatımızda bazı kişiler vardır, onları hemen her gün görmeden akşam yatağa girerseniz, hayatınızda o gün için bir eksiklik hissedersiniz…

İşte o kişiliklerden biri de, Kayseri’de Yeni Sanayide ve çarşıda hemen herkesin tanıdığı ve muhabbeti olan Seyit Usta, namı diğer Kel Seyit…

Ben, Salih Balcı’nın yanında tanıdım Seyit Usta’yı, namı diğer Kel Seyit’i…

Candan, özverili, adam gibi adam… emeğini esirgemez, herkesin yardımına koşar.

Dostları arasında en bilinen özelliği, çok iyi yemek yapması ve iyi yemek yemesi ile bilinir. Benimle anlaşamadığı tek konu ise, yemek yeme konusu…

Salih Balcı’nın yanında ise yemek yapar, Ahmet Zenger’in yanında ise yemek yer…

Benimle geçinemediği konu, “Ağam… Bugün öğlen yemekler senden…” cümlesi ile başlayan süreçtir…

İşte o süreçte kavgamız, onun bana söylemleri, benim ona “Bana ne senin yemeğinden” diyalogu 0ile devam eder ama sonuçta hep O’nun dediği olur…

Malzemeyi alır gelir, mutfağa geçer ve yemeği yapar… Ya da malzemesini hazırlar, fırına gider yaptırır getirir, emeğini esirgemez. Gazete ahalisi yetmez onun için, çağırır dostlarını da… Dostları dedimse, gelenler bizim de dostlarımız elbette ve yemek sırasındaki tantana, yine Kel Seyit’in üzerinedir…

Eli lezzetlidir. Güzel yemek yapar. Yemek yerken çok konuşmaz, ben de az yemesi konusunda hep söylenir dururum.

“Seyiiit… Az ya lan oğlum, az ye… Miğde fesadından gidecen…”

Duymaz bile, “Önüne bak” der ve devam eder…

Hatırı sayılır şekilde yemek yemesi, bir diğer özelliğidir.

Ama en önemli özelliği, “İnsan” olması, “adam gibi adam” olmasıdır. Kimseyi incitmez, kimse de onu incitmez.

Hastalığı vardı ama ona bile aldırış etmezdi benim bildiğim. Zaten en büyük kusuru da bu muydu ne. Yoksa bana mı öyle görünüyordu bilemiyorum.

Çağın amansız hastalıklarından biridir erkeklerde Prostat Kanseri…

Erken teşhise tedavi olma şansı da en yüksek olan türü.

Sürekli kontrol altında tutulması, bir başka yere metastaz yapma olasılığı dikkate alınarak sık doktor kontrolünde olunması gerekir. En çok görüleni metastaz da kemiklere olanıdır. Zamanında görülürse, onun da tedavisi vardır ama, ya görülmezse!...

İşte arkadaşımız, dostumuz, kardeşimiz, gün içinde görmezsek olmazımız Seyit Usta, namı diğer Kel Seyit’imizi tam da bu nedenle kaybettik…

Kavgamızdan keyif aldığım tek adam, Seyit, Kel Seyit. Mekânın cennet olsun, Allahın rahmeti üzerine ve bol olsun. Eşine ve çocuklarına, sevenlerine başsağlığı diliyorum. Nurlar içinde yat.

XXX

Canan Bayram aradı Çarşamba günü öğleye doğru…

“Na’pıyorsun” ile başladı, “Mutfakta iş yapıyorum” cevabımla devam ederken, “Yazımı okudun mu” dedi…

“Daha okumadım…”

“Seyit Usta” dedi, “Hayırdır, bugün ne yemek yapacak” gibi lafa girdim ama işi başka, Seyit Usta’yı kaybetmişiz…

Allah, hiç kimseyi doğduğu topraklardan uzaklaştırmasın, başka yerleri kendine yurt edindirmesin ama…

Bugünün koşullarında mümkün mü?

Ömrümün neredeyse yarısı, gurbet ellerinde geçti. Hele ilk yıllar, hem de çocuktuk ya da gençliğin ilk yılları. Baba memur olunca, ülkede oradan oraya savrulup durursun.

Şimdiki gibi değil haberleşme olanakları, tek haberleşme vasıtası mektup…

Sıladan mektup gelir, hal hatır sorarlar ve ardında Ayşe evlendi, sarı inek doğurdu, Memed ağanın oğlu askere gitti, Hacı Ağanın oğlu askerden geldi, mektup tekrar selam faslı ile biter…

Gurbet zordur, zor…

Kaybettiklerimizin haberini de işte böyle geç alırız.

Bazen de gurbet elde üzülmesinler diye söylemezler bile…

Hiç haberimiz olmaya bilir.

Neyse ki herkesin elinde telefon var da artık arayıp söylüyorlar da işte geç  geliyor haberler…

XXX

Değerli okurlar…

Son bir yıl içinde gerek yakınlarımdan, gerekse dost ve arkadaş çevremden o kadar çok kişi kaybettim ki…

Hiç birini de uğurlamak gibi bir imkâna sahip olamadım ne yazık ki…

Bütün ebediyete uğurladıklarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Nur içinde yatsınlar…