Bu ülkede öyle şeyler oluyor ki; “Şeytanın aklına gelmez!” türünden… “Garibülacayip!” de diyebilirsiniz. Olan biteni görse şeytan; “Ben şeytanlıktan istifa ediyorum!” der…
***
Önce yurtları kapattılar, öğrencileri perem perem dağıttılar… Öğrenciler şaşkın… Nerede ve nasıl oy kullanacaklarını bilmiyorlar. Zirayüzyüze eğitimin başlayıp başlamayacağı belli değil…
***
Seçmen listelerinin kesinleşmesine ikigün kala, üniversiteleri serbest bıraktılar. Nasıl eğitim yapacağı konusunda, kendileri karar verecek. Hayda, daha önce karar verilemez miydi?
***
Bu nasıl YÖK ki, aklı başına yumurta kapıya dayanınca geliyor? Bilmiyorlar mı, bu ülkede seçim olacağını? Ama bildikleri bir şey var; öğrencilerin sandık tercihlerinin hangi doğrultuda olabileceğini.
***
Peki, şimdi kaydını ailesinin bulunduğu yere aldıranlar ve sonra yüz yüze eğitime maruz kalanlar ne yapacak?
***
Hatırlar mısınız, yurtlar kapandığında bu sıkıntıyı yazmış, birkaç kez uyarmıştım… Ama ilgililer özellikle muhalefet tınmadı, tehlikeyi göremediler.
***
Dedim ya, çok “Allahlık!” bir muhalefet var…Bırakınız, uzak geleceği yakın geleceği kestiremiyorlar. OysaYÖK’ün ve YSK’nın önüne “mitili atmaları” gerekirdi. Ama yapmadılar, fakat yapamadılar.
***
Liste kayıt ve askı süreçlerini uzattırabilirlerdi. Hiç olmasa şimdi; “Askıda bilet kampanyası” başlatsınlar. Yoksa, “atı alan yine Üsküdar’ı geçer!”, kendileri de “elleri arkasında baka kalırlar!” haberleri olsun!..
**
Bu, birkaç milyon gencin oyu demek. Farkında değiller.
***
Sonra, deprem bölgesi boşaltıldı, depremzedeler perem perem Anadolu’ya eş, dost, akraba yanına dağıldılar… Bunlar ne yapacak? Nasıl ve nerede oy kullanacaklar?
***
Bir kısmı, kayıtlarını aldırdı… Bir kısmının kaydı şehrinde kaldı… Peki, ikameti dışarı da olup kaydı memleketinde kalan, oy kullanmak isteyen mesela bir Hataylı ne yapacak?
***
Gerçi bir kısım önlemler alındı, kayıt yenilenme imkanı tanındı ama süreçler çok kısa, birkaç günle sınırlı? Kimilerinin “e-devleti” yok; kimilerinin interneti. Kimileri de gittikleri yerlerde, yol yordam bilmezler. Kimileri de; “derdim seçim mi? Ocağım söndü!” diyor. Bir şey diyemem, haklı!..
***
Peki, muhalifler organize olup, çaresiz insanlara yardımcı oldular mı? Hayır… Çoğu, liste gayretine düştü, listeye girebilmek için Ankara’yı mesken tutu…
***
Şimdi ne yapacak bunlar? Günübirlik gidip gelecekler oy kullanacakları yere. Otobüsle gidecek olanlar, bir gün önce yola çıkması lazım. Tamam otobüse binip gitti... Peki, orada nerede kalacak? Bir karı, bir koca gittiğinde en az dört bin lirayı nerede bulacak? Ya, bir de bir üçüncü kişi daha varsa?
***
Mesela, imkanı olan havayolu ile günübirlik ya da birkaç günlüğüne gelip, oy kullanıp gidecek? Peki, havaalanı uçuşa kapatılırsa ne olacak?
***
Nitekim Hatay havaalanı kapatıldı. Ne zamana kadar, 17 Mayıs’a kadar… Bunu da Hatay Belediye Başkanı Lütfü Savaş açıkladı… Yanı, sandıklar açıldıktan üç gün sonra, … Doğru yanlış bilemem. Ben başkanın yalancısıyım.
***
İşin garibi, uçak yere vurduğu anda oluşacak basınç nedeniyle, pistin çökeceği endişesi ile uçakların boş inmesine, dolu uçmasına karar vermişler. Olabilir… Herhalde pisti sağlamlaştıracaklar. Peki, bu kadar riskli bir pist, bir aydan kısa bir sürede nasıl takviye edilir? Bilemiyorum.
***
Ha bir de uçaklar, “boş-dolu” yapacağından, kişi başına bilet fiyatının da katlanacağını unutmayın. Hiçbir şirket, “boş-dolu” seyahati, “dolu-dolu” fiyatına yapmaz. Ayrıca; havayolu ile Hatay’a erişim söz konusu olmayınca, ne işe yarar ki?
***
Peki, mesela, neden 17 Mayıs? Neden 13 Mayıs’ta açılmaz ki? Dedim ya, “kör şeytan” akla bin bir türlü ihtimal getiriyor.
***
Yine Başkan açıklıyor, bu durumda 500 bine yakınHataylı seçmenin oy akıbeti belli değilmiş!.. Sonuçta, tüm deprem bölgesi için dört-beş milyon oyun akıbeti meçhul.
***
Böyle bir tesadüf olur mu?


