Şehir Hastanesi benim tabirimle; “itin öldüğü yerde!” Ulaşım çok zor… Hele hele “182” hattından randevu alabilmek… Allah’tan, Devlet ve Geriatri hastaneleri yerinde duruyor…
***
Hatırlanırsa bunları da kaldırıp, tüm hizmetleri Şehir Hastanesi’ne taşıyacaklardı. İnanın, Devlet Hastanesi’nin yerinde kalması için çok mücadele ettim. Tabii, bir dönem Başhekimliğini yapan, dostum, Dr. İsmail Tamer de çok uğraşı verdi, kalkmaması için.
***
Yine hep şunu sordum: Özel hastane sahipleri çok mu aptal ki, arazinin çok ucuz olduğu şehrin periferisine tesis kurmuyor da, arsanın pahalı olduğu şehir merkezini tercih ediyor? Mesela, yeri “bedava” olduğu için mi, Kayseri Şehir Hastanesi şehir dışına yapıldı? Yani demem o ki, Şehir Hastanesi yeri, “en uygun” (optimal) yer mi?
***
Sonunda, umarım benim katkımla Devlet Hastanesi yerinde kaldı… Geriatri, yine eski yerinde hizmet veriyor. Devlet Hastanesi’nin başında, bir ara ufak da olsa “atıştığımız”, sonra, arkadaş olduğumuz Doç. Dr. İsmail Altıntop bulunuyor… Demek ki, ufak da olsaatışmalarbazen dostluğa neden olabiliyormuş.
***
Tabii, yine “182” hattından, Devlet ve Geriatri’ye, normal bir muayene için randevu alabilmek de çok zor. Talep o kadar yoğun ki, on beş gün için müsait yer yok. Bunu bilenler, yer boşalır umuduyla, saat tam “00,00”da telefonun başına oturup takip eden on beş gün içerisinerandevu alabilmek için uğraşıyorlarmış. Bazıları da her şeyi göze alıp, sıra olabilir umuduyla, hastanelerin yolunu tutuyormuş.
***
Tabii bunda ne Şehir, ne Devlet ve ne de Geriatri hastanelerinin yöneticilerinin bir dahli var. O nedenle onlara kızmamak gerekir. “Sistem” öyle kurulmuş, randevular, bir merkezden (182 ve diğer iletişim yolları) veriliyor.
***
Sanırım bu yığılmalara, gerçekten güzel ama “pahalı”hizmet veren şehir merkezinde yoğunlaşan özel hastaneler neden oluyor. İnsanlar buralara gidemeyince, doğal olarak kamu hastanelerine/sağlık ocaklarına (ASM) yöneliyor.
***
Allah çok versin, gördüğünden geri bırakmasın, insanı. Sağlık gerçekten çok pahalılaştı. Aslında, dünyanın çok yerinde pahalı. Ama bunun bir kamusal hizmet ve hizmet almanın bir insan hakkı olduğu gerçeğini ortadan kaldırmıyor.
***
O nedenle “sağlık sigortası” ve “kamu bütçesi” desteği kaçınılmaz. Pahalı diye hiç kimsenin sağlık hizmetinden mahrum kalması, anlaşılamaz. İmkânı olmayanların da, benzeri kalitede sağlık hizmeti alması, çağcıl devletin bir gereğidir.
***
Bir kesim için. İmkanı olanlar özellere gidiyor ya olmayanlar? Onlar da randevu alabilmekte zorlanıyorlar. Tabii, yoğun talep karşısında, ne derecede sağlıklı bir hizmet veriliyor, hiç gitmediğim için, bilemiyorum.
***
Mesela, devasa Şehir hastanesi yerine, şehrin doğusunda (İLDEM) ve batısında (BELSİN)250-300’er yataklı iki hastane kurulup, merkezde iyileştirilmiş Devlet hastanesi, “ihtisas hastaneleri” olarak hizmet veremez miydi?
***
İsterseniz bir anımsatma yapayım. Başkan Mustafa Çelik zamanında, dönemin Sağlık Bakanı’ndan, İLDEM tarafında bir hastane sözü, alınmış ve hatta Başkan yerini bile hazırlamıştı…
***
Çelik; “Birinci hedefimiz Şehir Hastanesi'nin tamamlanıp hizmete açılması. Hemen arkasından bu bölgede en az 400 yataklı bir hastanenin planlanması gerekiyor. Büyükşehir Belediyesi olarak yeri hazırladık ve üzerimize düşeni yaptık. 50 dönümlük bir araziyi hastane yeri için planladık” demişti.
***
Ne oldu? Tabii, seçimler geçince unutuldu gitti. Çok kez anımsatmama rağmen, çıt çıkmadı. O nedenle; Büyükkılıç ve Özhaseki başkanlara bir kez daha anımsatmak istedim. Belki, ilgilerini çeker!
***
Hiç olmasa, Devlet Hastanesi yerleşkesi içerisine, uygun olmayan binalar yıkılıp, yerine ilave bir bina yapılamaz mı? Aldığım bilgiye göre, Başhekim Altıntop’un bu doğrultuda bir çalışması varmış. İnşallah başarılı olur. Şayet doğru ise buna yardımcı olunması gerekir.
***
CHP Genel Başkan Yarımcısı, Dr. Aylin Yaman, sağlığının ticarileştirilmesinin sonuçlarını da şöyle değerlendirdi: “Şehir hastaneleri İngiltere'de denendi ve başarılı olmadı. Maalesef insana değil binaya yatırım yapan, sağlık personelini adeta bir maliyet kalemi olarak gören bir yaklaşım var. Yetkin sağlık çalışanı kadromuzu, tükenmiş bir sağlık ordusu yaptılar. Sağlık çalışanı-hasta ilişkisindeki güven ortamı zedelendi. Yetişmiş hekimler ülkeyi terk ediyor. Sağlık sistemi alarm veriyor.
Dev hastaneler insanları ürkütüyor. Hastalar içerde kayboluyor. Büyük şehirlerde, ‘sağlığa ulaşım masrafı' sorunu ortaya çıktı. Şu anki sistem, adeta vatandaşın hastalanmasını destekliyor. Ne kadar çok hasta varsa sistem o kadar çok kazanıyor.”


