MUSTAFA CENGİZ


SAVAŞ, BAYRAM, GEÇİM, SEÇİM!

Türkiye’de gündem sürekli değişiyor. Değişmeyen tek gündem geçim ile ilgili olanı. Emekli, asgari ücretli, dul ve yetimler kısır bir döngünün içerisinde sürekli sıkıntı çekiyorlar. Henüz onları refaha kavuşturabilecek önlemler ve ekonomik paketler tedavüle girebilmiş değil maalesef. Ufukta da bu yönde bir görüntü yok. Bayram dönüşü kaldığımız yerden devam edeceğiz. Geçim ekonomisi, seçim söylemlerinin her zaman önünde olmaya devam edecek. Evet… Seçim öyle ya da böyle olacak. İktidar ne zaman kendini güçlü hissederse ve aynı ekiple yola devam edeceğine kanaat getirirse “Haydi sandığa” diyecekler… Zira ekonomi toz duman. Bakalım yeni süreç, 2026 yılının Nisan ile başlayacak olan dönemi insanımıza, Türkiye’ye neler getirecek, neler götürecek? Umudumuz, temennimiz odur ki gelen günler, giden günleri aratmasın inşallah…


Ne kadar acı değil mi koskoca bir bayram savaşın gölgesinde geçti.

Haçlı ruhu ne yazık ki ramazan gibi ulvi bir ayda hortladı.

Haç ile hilalin savaşı bitmedi.

Bitmeyecek…

Bilerek…

İsteyerek...

Göz göre göre yaptılar bunu.

Yapmaya da devam edecekler.

Bugün, yarın bitse de bu iş Dünya’yı daha da büyük bir cehenneme dönüştürünceye kadar, milyarlarca insanın bombalarla yok edene kadar sürecek ve öyle ya da böyle Dünya’nın sonunu getirecekler. 

Masum binlerce çoluk, çocuk demeden bombalar yağdırdılar İran'a.

Dini ve askeri liderler tek tek bombalara kurban edildi, şehadet şerbeti içtiler. 

Daha Filistin'de Gazze'deki acılar dinmeden…

Yaraları bile sarılmadan.

Bugün gelinen noktada savaş, bayram, geçim, seçim ile ilgili bir yazı sizlere.

DÜNYA, BEYNİ SULANMIŞ, 

MİYADI DOLMUŞLARIN

ELİNDE ADETA ÇARESİZ…

Bu savaşın suçlusu kim?

Netanyahu ve Trump.

Dertleri ne?

İslam alemine kan kusturmak.

Dini alet ederek Haçlı ruhu ile ortalığı toz duman etmek.

Tek kelime ile de yangın yerine çevirmek. 

Bu yolla sözüm ona Orta Doğu’da ki bütün enerji ve petrol havzalarına Dünya’nın haydudu olarak el koymak.

10 Bin kilometre öteden gelip Müslümanlara sözüm ona Kasabanın Şerifi edaları ile Demokrasi vaadi ile topraklarını bölmek.

Yeni bir Savaş ekonomisi ile silah satmak.

Yıllardır ambargo uyguladıkları ülkelere bir başka zulmü reva görmek. 

Ne yazık ki Dünyayı miadı dolmuş, beyni sulanmış, insan hayatına zerre değer vermeyen ne idüğü belirsiz siyasi ve dini ideolojiler peşinde koşan, sapıklıkları ile dillere destan isimler yönetiyor maalesef…

Evinde torun sevmesi gerekenler, torunları yaşındaki çocukların okullarını bombalıyorlar.

Dünya’da birçok kişi karşı çıksa da bu pisliğe çanak tutan bir sürü kan emici vampir sürüsü de var maalesef. 

Verdikleri kararların insanlık için tek bir olumlu yanı yok.

Dünyayı daha da büyük bir cehenneme dönüştürmek için ellerinden geleni yapıyorlar.

DURDURMAK NE MÜMKÜN!

İşin garibi de bu insanlara oy verip iktidara getirenlerin bile bunlara “Dur” deme şansı yok bir sonraki seçime kadar.

Dedik ya savaşın gölgesinde geçti mübarek ramazan bayramı.

Allah’tan Türkiye ikinci Dünya savaşında olduğu gibi bu savaşın dışında kalma akılcılığını gösterdi.

Bütün tahriklere rağmen şu ana kadar izlenen politika son derece olumlu.

İnşallah bu savaştan zaten kendi ekonomik sorunları ile boğuşan ülkemiz daha fazla zarar görmeden en kısa sürede sıyrılarak kendi adına işleri yoluna koymak adına yeni bir yol haritası ile geleceğini kurar.

Zaten kritik bir süreçteyiz.

Zaten kendi derdimiz bize yetiyor.

Bir de savaşın içinde olmasak bile olumsuz tüm yansımalarından nerede ise ilk etkilenen biziz.

Malum Pandemi’den tutunda depreme, Rusya-Ukrayna savaşından Suriye’de yaşananlarla birlikte ortaya çıkan sessiz-sedasız gizli istila ve İsrail-ABD-İran savaşına kadar her türlü olumsuzluk Türkiye ekonomisini allak bullak etmiş durumda.

Dert bitmiyor ki.

Biri bitiyor, diğeri başlıyor.

Bunu iyiye de kullanan var, kötüye de…

NE TUHAF DEĞİL Mİ?

ABD-İsrail Haçlı zihniyeti müslüman bir ülkeyi vuruyor.

Birleşmesi gereken müslümanlar ne mi yapıyor?

İran’ı kınıyorlar!

Ne kadar tuhaf, ne kadar üzücü değil mi?!..

Daha müslümanlar bile kendi davalarına sahip çıkmaktan acizler.

Daha dün Gazze’yi unutmadık.

Bugün unutmuyoruz…

Yarın da unutturmayacağız ömrümüz var ise inşallah.

Seninkiler ne yapıyor?

Müslümanların üstüne bombalar yağarken, Filistin’den, Gazze’den yana olması gereken Amerikan uşaklarının sessizliği malum.

Sesleri çıkmadığı gibi tam gaz ticarete devam.

Düşmana silah vermeye devam. 

Şimdi de sözüm ona şii, sunni teranesi ile yanlış tarafı tutuyorlar.

Ne de olsa taslamaları başkalarının elinde Yahudi uşaklarının…

Dünyanın eksenini başka tarafa kaydırmak enerji kaynaklarına petrole, gaza al koymak isteyen kasabanın şerifi kılıklı haydutlarla işbirliğine devam ediyorlar.

Bilmiyorlar ki sıra onlarda.

İslam alemini yok etmek için yola çıkan bu kan emici vampir sürüleri doymak bilmeyecekler. 

Kendilerini şimdilik kurtarsalar bile çoluk-çocuk, torunlar önümüzdeki nesil adım adım esarete gidiyor. 

GEÇİM VE SEÇİM…

Bayram bitti.

Hayatın normal akışına dönüyoruz. 

Bayram ikramiyeleri ve maaşlar biraz olsun yükü azalttı gibi görünse de asıl sorunlar yumağı bayram sonrasında başlıyor alında. 

Bayram öncesi ekonomi biraz hareketlensin, emekli paralansın diye yapılan jest sonrasına sanırım herkeste paralar suyunu çekti.

Bakalım önümüzdeki bir ay parasız pulsuz nasıl geçecek?

Bu işin sonunun nereye varacağını da sanırım Allah’tan başka kimse ne biliyor, ne de kestirebiliyor.

Petrol fiyatları roketlemiş durumda.

Döviz, freni boşalmış kamyon gibi son hızla gelmek için baskılamadan kurtulmanın derdinde.

Tek umudumuz yaz aylarının gelmesi yönünde.

Eğer ilkbahar ile odun, kömür, doğalgaz, günlerin uzaması ile de elektrik faturalarını biraz kısabilirsek, yaz aylarında eğer ki bu şartlarda pek mümkün görünmese de sebze-meyve de fiyatlar düşerse kısmen de olsa terazi dengeye gelebilir…

SEÇİM OLUR MU?

CHP’liler kadar asılsa da Kasım 2026’da şu anda görünen o ki seçim-meçim yok. 

Birçoklarını beklentisi 2027 Kasım gibi duruyor.

Suriye’nin durumu sonrasında malum İran’a yapılan saldırılar sonrasında yeni bir zafer hikayesi de yazmak olası değil bugünkü şartlar içerisinde. 

CHP Sürekli olarak belediye başkanlarına yapılan operasyonlar ve nerede ise 1 yılı geçen bir sürede halen cezaevinde tutulan başkanları için sürekli meydanlarda.

Türkiye 2025 yılı itibarı ile Hukuk Üstünlüğü endeksinde 143 ülke arasında 118. sırada yer almış durumda. 

Yargılanma süreci ile ilgili yaşananlar ortada.

Kim haklı, kim haksız, kim doğru söylüyor, kim eğri belli değil.

İtirafçı olanlar, gizlisi, açığı şahitler at izi it izine karışmış durumda.

Tablo her geçen gün daha da vahim bir hal alıyor. 

100 Meydan mitingi ile Özgür Özel her gün iktidarı halka şikayet ediyor.

Savaş günlerinde hiç olmazsa “İç Cepheyi güçlendirelim” teranelerine rağmen karşılıklı hamleler ve suçlamalar devam ediyor. 

Ne iktidar ortaklarının, ne de muhalefetin hız kesmeye niyeti yok.

Bu arada Anayasa ve Terörsüz Türkiye ile gelinen noktadaki garabet ortada ve bayram sonrasında yine ve yeni akla hayale gelmez adımlarla, ipe sapa gelmez dayatmalarla olayın final boyutuna taşınması için aklını peynir ekmekle yemişçesine büyük bir sabırsızlık var. 

Dünya’nın Global hamlelerine Türkiye içindeki yaptığı yanlış hamleler nedeni ile bir anlamda “Değirmene su taşıyor” yerli işbirlikçiler eli ile.

Buna da “Demokrasi” diyorlar…

GÜNDEM DEĞİŞİYOR…

Türkiye’de gündem sürekli değişiyor.

Değişmeyen tek gündem geçim ile ilgili olanı.

Emekli, asgari ücretli, dul ve yetimler kısır bir döngünün içerisinde sürekli sıkıntı çekiyorlar.

Henüz onları refaha kavuşturabilecek önlemler ve ekonomik paketler tedavüle girebilmiş değil maalesef. 

Ufukta da bu yönde bir görüntü yok.

Bayram dönüşü kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Geçim ekonomisi, seçim söylemlerinin her zaman önünde olmaya devam edecek.

Evet…

Seçim öyle ya da böyle olacak.

İktidar ne zaman kendini güçlü hissederse ve aynı ekiple yola devam edeceğine kanaat getirirse “Haydi sandığa” diyecekler…

Zira ekonomi toz duman.

Bakalım yeni süreç, 2026 yılının Nisan ile başlayacak olan dönemi insanımıza, Türkiye’ye neler getirecek, neler götürecek?

Umudumuz, temennimiz odur ki gelen günler, giden günleri aratmasın inşallah…