Hadi, hadi… Eyisiniz, eyisiniz… Asgari ücretiniz, emekli zamlarınız belli oldu. İçerde ve dışarıda, işler “tıkırında!” Duyduklarınız da; “sivrisinek vızıltısı!”; münafık işi. Asayişin “berkemal”; işlerin de“tıkırında” olduğu bir yerde, nostalji yapmaktan, müzik dinlemekten başka ne yapılabilir ki?
**
Ben de onu yapıyorum. Ayrım yapmadan her türlü müziği dinliyorum; geçmişe dönük anılarımız tazeliyorum dostlarımla. Allah’tan hep bildiğim yerden soruyorlar. Yoksa, karizmayı çizdireceğiz.
**
Mesela Namık Kavraal Hocamız bazı mekteplerin yerini sordu, oldukça zorlandım. Keşke, hayatta az kalan, şehrin “yillileri”, bunların yerlerini yazsalar. Kentin “maarif tarihi” yazılmaz ve alan çalışması yapılmazsa, olacağı bu. Unutulur gider. Hocamıza, bildiklerimi anlatmaya çalıştım. Hocamız da bu tarihi yazma gayreti içerisinde. Destek olalım.
**
İsterseniz sizleri, bu günlerde terennüme, dinlemeye doyamadığım, şarkılardan söz edeceğim… Hemen söyleyeyim, şarkıların icrası çok kolay değil… Defalarca, dinleyip okumak gerekir… Belki de bana zor geldi, kim bilir…
**
Söylenenin aksine gönül bazen “güle” de konarmış, Şükrü Tunar’ın ünlü hüzzamında olduğu gibi… Bir de bu eseri, Elif Güreşçi’den dinleyin, bakalım nerelere götürüyor sizleri… Selim Aru’ya ait güfteyi veriyorum:
Gönül durup dururken bir güle uçtu kuş gibi
Çırpındı dalında dikeni tanıyormuş gibi
Yoruldu boş yere derdini atıyormuş gibi
Döndü geldi bana yarası kanıyormuş gibi
**
İkinci şarkı, yine Hüzzam… Yorgo Bacanos’a; güfte, Celalettin beye ait… Yine Elif Güreşçi’dendinlemenizi isterim… Çok nefis yorumlamış… Şarkıya bir girişi var, “olmaz böyle şey!”, dersiniz…
Gülmedin güldürmedin bilmem kabahat kimdedir
Bir kabahat varsa bipâyan olan sevgimdedir
Anladım pek geç fakat ben anladım sevda nedir
Bir kabahat varsa bipâyan olan sevgimdedir
**
Dedim ya, eserleri, dinlemeye doyamıyorum bu günlerde… Ha bir de Fahri Kopuz’un suznâk şarkısı“Elem geçere dedik ama hakikat öyle değil” Favorilerim arasında. Kopuz da İnci Çayırlı rahmetlinin dayısı olur.
**
Tabii, bir de çok sık dinlediğim CD, bizim merhum Mustafa Bozyel’in (Amıca) CD’si… Eserler nefis, ses ve yorum nefis. Dede Efendinin meşhur şevkefzâ yürük semai ile başlıyor. “Ser-i zülfü anberin yüzüne nikâp edersin”. Aynı makamdan eserlerle devam ediyor…
**
CD’nin adı da, yine şevkefzâ makamında Mustafa Nafiz Irmak merhumun;“Sebep sensin gönülde ihtilale” şarkısı… Bunu, Bekir Yıldız döneminde Kocasinan Belediyesi çıkarttı.Başkana da böyle bir eser kazandırdığı için teşekkür ediyor, sağlıklı günler diliyorum.
**
Rahmetliye sormuştum; “Amca, CD’de bir sıkıntı var mı?” O da;“Dayı, ben mix yaptım, sazlara uyumak zorunda kaldım. Keşke, sazlarla eş zamanlı CD’yi çıkartabilseydik. O zaman, kontrol bende olur. Dilediğim gibi yorum yapardım”, gibisinden yanıt vermişti. Kısa bir süre sonra da böbrek rahatsızlığı nüksetti; diyaliz falan derken, terki hayat etti. Eserler çok güzel, seçilmiş. Neoklasik ve romantik dönemin seçme eserleri.
**
Kim bilir belki de beni, yakın geçmişe götürdüğü için, sizlerle paylaşıyorum bunları. Yaş geçse de, gönül geçmiyor, vesselam… Ne dersiniz Tuncer Hocam, Erdinç, Yardımcı, Ayhan Abi? İyi ki de, “çalıp-çığırmışız”.Tabii, aziz dostum Ahmet Doğan Işık’ı unutmadım. İnanın, “Gençliğimi yeni baştan yaşamak istiyorum!” Tarancı, gibi…
**
Sırada Alaeddin Yavaşça üstadımız var. Allah gani gani rahmet eylesin. Çok güzel eserler bıraktı, göçtü gitti. Mesela, sözleri Cahit Sıtkı’ya ait segah eseri. Bunu genç seslerden Bekir Ünlüataer enfes okumuş… Bir beste, bir güfte, bir makam ve bir ses bu kadar güzel uyuşur.
**
Güfte şöyle:
Bu tatsız akşam saatinde/ Görünmez kanatlarınızla/ Cama vurmayın/ Ey hatıralar
Sessizliğine doymadığım/ O eski saatleri yeni baştan/ Kurmayın ey hatıralar
Suda yıldızlara uyarak/ Siz de uzaktan bir çöküp/ Bir dönüp durmayın/Ey hatıralar
Bu tatsız akşam saatinde/ Başucumda pervaneler gibi/ Dönüp dönüp durmayın/ Ey hatıralar
