MUSTAFA CENGİZ


ŞARK KURNAZLIĞI...

Türkiye Cumhuriyetinin kurucu Cumhurbaşkanı Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile ilgili Diyanet'in sergilediği tavır ortada. Bizzat cebinden verdiği para ile Elmalılı Hamdi Yazır’a Kur’an-ı Kerim’in Türkçe tefsirini yaptıranda da Mustafa Kemal Atatürk’tür. Diyanet işleri başkanlığını kurduran Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e camilerin mimberlerinden, kürsülerinden adını anmayı, dua etmeyi bırakın hakaretin bini bir para. Herkes gayet iyi biliyor ki Allah-Kur’an-Muhammed aşkı ile yanan ve yaşayan herkes sadece camileri ibadet amaçlı kullanır. “Atatürk, camilerde kimsenin adı anılmasın!” derken olayın insana indirgenmesinden ve siyaset yapmasından bahseder.


"Allah'a çağıran, barışçıl işler sergileyen ve ben Müslümanım diyenden daha güzel sözlü kim vardır?" Fussilet Suresi 33. Ayet.

Türkiye Cumhuriyetinin kurucu Cumhurbaşkanı Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile ilgili Diyanet'in sergilediği tavır ortada.

Halen tartışmalar sürüyor.

Bizzat cebinden verdiği para ile Elmalılı Hamdi Yazır’a Kur’an-ı Kerim’in Türkçe tefsirini yaptıranda da Mustafa Kemal Atatürk’tür.

Diyanet işleri başkanlığını kurduran Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e camilerin mimberlerinden, kürsülerinden adını anmayı, dua etmeyi bırakın hakaretin bini bir para.

Ve... Gelinen nokta itibarı ile de Diyanetin yaptığı açıklama tam bir şark kurnazlığı kelimenin tam manası ile.

DİYANET'İN AÇIKLAMALARI...

Herkes gayet iyi biliyor ki Allah-Kur’an-Muhammed aşkı ile yanan ve yaşayan herkes sadece camileri ibadet amaçlı kullanır.

“Atatürk, camilerde kimsenin adı anılmasın!” derken olayın insana indirgenmesinden ve siyaset yapmasından bahseder.

Kaldı ki Cemil Kılıç, bu konu ile ilgili yaptığı değerlendirmede "Diyanet Başkanı, doğru söylemiyor. Atatürk, camilerde kimsenin adı anılmasın derken halife ve sultanın adının anılmamasını kastetti.

Çünkü o genelgeden 2 gün önce halifelik kaldırılmıştı.

Hutbede halifenin adı anılıyordu. Bu yasaklandı.

Peki Ayasofya'da neden lanet okudunuz?” diyor.

SİNAN MEYDAN NE DİYOR?

Bu konu ile ilgili Sinan meydan’ın da önemli açılamaları var.

İşte onlardan bazı satır başları; Diyanet Başkanı, özel günlerde camilerde Atatürk'ün adını anmamayı, 1924 tarihli kararla meşrulaştırmaya çalışmış. Ayıptır! 3 Mart 1924'te halifelik kaldırılınca 5 Mart'ta hutbelerde 'halifenin isminin zikredilmesi' yasaklandı.

Diyanet Başkanının söz ettiği 5 Mart 1924 tarihli belgede geçen "hutbede isim zikredilmeksizin" ifadesindeki o ismin "halifenin ismi" olduğunu açıklayan 6 Mart 1924 tarihli aşağıdaki belgeyi Diyanet Başkanı neden kamuoyuna açıklamadı?

Ayrıca hutbede ad okutma saltanat hilafet döneminin adetiydi. Atatürk saltanat ve hilafeti kaldırıp laik bir devlet kurdu, hutbelerde, artık olmayan halifenin adının anılmasını yasakladı. Bugün konu, hutbelerde Atatürk'ün adının okunması değil, özel günlerde adının anılması...

BİR HATIRLATMA

Önemli bir hatırlatmada bulunan Cemil Kılıç, “Osmanlı'nın ilk şeyhülislamı Molla Fenari besmeleyi ve Fatiha'yı çevirirken Allah sözünü hiç kullanmıyor hep Tanrı diyor.

Ahiret / kıyamet günü anlamında da YANIT GÜNÜ diyor.

Hamd yerine "öğmek" diyor. Yardım dileriz yerine "arka vermek isterüz" diyor.” Tanımlaması ile de Türkçe ile ilgili kaybettiğimiz irtifa ile Araplaştırılmaya çalışılan toplumun gerçekliğine de vurgu yapıyor.

KILIÇ, NE DİYOR?

Ben ümmetçi Arapçılığa karşı Türk dilini, Cumhuriyet değerlerini, laikliği ve çağdaşlığı savunup Türk ulusuna hizmet etmek için ilahiyat fakültesinde okudum.” diyen Kılıç, soruyor.

“Atatürk'ün imzasını reddedip Ayasofya'yı camiye çeviren ve orada ad vermeden lanet okuyan Diyanet, şimdi kalkmış Atatürk'ün vasiyeti gereği adını camilerde anmıyoruz diye açıklama yapıyor. Yahu insan biraz utanır be... Bu kadar gerçek dışı konuşulur mu? @DIBAliErbas”

Kılıç, eleştirilerine devam ederek, “Türkçe yazıyor, Türkçe konuşuyor ama Arapçanın kutsal olduğuna inanıyor.

Hatta Arapçaya Allah'ın dili diyor.

Düpedüz doğru yoldan sapmış bir sapkın işte.

Bir de kendini "mümin" sanıyor.

Allah'a değil de Arap diline ve Araplığa tapıyor.

Sonra da başkanlarına iman öğütlüyor.”

KAPIDAKİ TEHLİKE…

Türkiye’de şimdi Suriyelilerinde Polis yapılacağı konuşuluyor.

Vah ki… Vah…

Türk Telekom faciasından sonra bir başka bomba daha…

Önemli bir uyarıda da bulunan Kılıç’ın şu sözlerine dikkatle incelenmeli ve bulunduğumuz nokta iyi etüd edilmeli.

 “Türkiye Arap milliyetçiliği tarafından hızla kuşatılıyor.

Diyanet, İmam Hatip Okulları, tarikat ve cemaatler gönüllü Arap misyonerleri olarak çalışıyor.

Türk kimliği boğuluyor.

Türk Müslümanlığı yerine ihvancılık destekleniyor.

Diyanet Akademisi Emevi dininin ruhban okulu mu?

Bu akademinin İslam ile bir ilgisi var mı?”

BU NE YAMAN ÇELİŞKİ…

Ve… Sizlere bir başka bir gerçekten daha bahsedeceğim.

Türkçe Kur’an a karşı çıkan Diyanet Dünya’da Müslümanlığın yaygınlaşması ve İslam’ın yerleşmesi için 30 dile çevirttiği yüce kitabımızı dağıtıyor.

Türkçesine karşı olduğunu ayan beyan ettiği kutsal kitabımızın Dünya’da okunması ve okutulması için bu kadar yoğun bir çaba sarf eden bir kurumun Türkçeye bu kadar karşı çıkmasının altındaki hesabı herkes benden iyi biliyordur sanırım.

Yarın “Kapıdaki Tehlike” ile ilgili yine Cemil Kılıç’ın özellikle Suriyeliler bağlamında getirildiğimiz noktaya dair bazı tespitleri ile bir başka yazı kaleme alacağım.