Dünkü yazımın ikinci kısmında, dinin siyasete, iktidarın emellerine nasıl hizmet ettirilmek istendiğine dair bir örnek vermiştim. Tabii, bu siyaseten oy getirir ama dine büyük zarar verir, bizden haber vermesi. Bunun ile ilgili bir iki örnek daha vereceğim.
***
Son günlerin flaş ismi, İhsan Şenocak; “Bir Müslümanın Allah-u Teala'nın huzuruna götüreceği en büyük ameli CHP'ye düşmanlıktır." “Ayrıca Şenocak'tan şu sözlere yer verdi: ‘Dinime, imanıma, bütün mukaddesatıma kast eden CHP'ye karşı oluşum, ahirette güvendiğim en büyük amelimdir’."
***
Kamuoyunda “Cübbeli Ahmet” olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü; “Saadet Partisi'nin Şii inancına sahip İran'la yakınlığından dolayı CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun adaylığını desteklediğini” öne sürmüştü. Görüyor musunuz cinliği? Açıkça Kılıçdaroğlu;“Alevi” diyemiyor. Topu dolaştırıyor. Biliyorsunuz Şiilik, gelenekçilere göre;“fırak-ı dalle” yani “sapık mezhep”. Vehabilikde öyle…
***
Oysa çok iyi bilirler; Anadolu Aleviliğinin, Şia ile“Hak, Muhammed, Ali” üçlemesi ve “12 İmam kültü” dışında hiçbir ortak yanı yoktur. Bize yani Anadolu’ya has bir şeydir. Bir de güzelim Türkçemizi, günümüze kadar taşıyanların başında başta Yunus Emre olmak üzere, Alevi ozanlardır. İyi ki de varlarmış.
***
Ünlü, inanç kavgalarını siyasetin menüsü yapmasın. Hem unutmasın, Şii lider İmam Hümeyni; “Biz ehl-i sünnetin ta kendisiyiz!”, diyor. Ahmet Efendi buna ne buyurur, acaba? Dostlar, laik cumhuriyetin “ipine sımsıkı sarılın!”
***
Daha öncesinde hilafet çağrısıyla ve kadınları hedef alan;"Sokaklar kasap dükkanı gibi. Et görmekten içimiz dışımıza çıkıyor artık" gibi sözleriyle gündeme gelen İmam Halil Konakcı, bu kez de Prof. Dr. Celal Şengör'ü hedef aldı, üstü kapalı: "Bana çok mesaj geliyor, 'senin gibi hocalar yüzünden ateist oluyor çocuklar' diyorlar. Benim anlattıklarımla ateist olmuyor insanlar. Ben Allah'ı anlatıyorum. Kim ateist yapıyor biliyor musun o çocukları saatlerce televizyonda seyrettirdiği, 'alıp da dışkımı yiyorum' diyen, 'Allah yoktur' diyen o profesör makamında oturan herif yapıyor"
***
Yine, “Cübbeli Ahmet” isim vermeden Özlem Zengin ve Derya Yanık'ı hedef gösterdi. Ünlü;"Ya siz Müslüman mısınız, gâvur musunuz? ‘Kadının beyanı esastır’ diye bir şey olur mu?" dedi. Tabii bunlara göre; “erkeğin beyanı esas!”. Öyle ya kadın, erkeğin “kölesi!” Yine öyle ya;“iki kadının şahitliği bir erkeğe eşit.”
***
Yukarıdakiler “medrese uleması”. Peki, adı üniversite olan mekanlarda ders veren biri ne diyor? Sakarya Üniversitesi tarih bölümü öğretim üyesi Ebubekir SofuoğluTwitter hesabından, AKP Sakarya Milletvekili Çiğdem Erdoğan Atabek, Aile Bakanı Derya Yanık ve AKP Grup Başkanvekili Özlem Zengin'in fotoğraflarını paylaşarak, tehdit etti. Sofuoğlu;"Listenin neresinde olurlarsa olsunlar, Kabe'nin örtüsüne sarılı olsalar bile, cehennem soğuyuncaya kadar, cehennem soğuyuncaya kadar, cehennem soğuyuncaya kadar..." diye yazdı.
***
Geçen yıl 28 Mayıs Cuma günü, ‘Örgün Eğitimle Birlikte Hafızlık Projesi’ kapsamında hafızlıklarını tamamlayan 136 öğrenci, Ayasofya’da düzenlenen programda icazet almıştı. Hoca, Mustafa Demirkan, programda şunları söylemişti, Ayasofya’yı müze haline getirenler için, hatırlayın: “… Onlardan daha zalim, daha kafir kim olabilir. Ya Rabbi, o zihniyetin bir daha bu ümmetin başına gelmesini mukadder buyurma Ya Rabb.”
***
“Seccade” meselesine, Devlet Bey de katıldı. Hiç de hoş sözler söylemedi,İstanbul’da bir iftar programında;"Seccadeye ayakla basana hoş görüyle bakılmaz. Ayakkabısıyla seccadeyi kirletenlerin zoru görünce, görmedim, üzgünüm, pardon, demeleri bir işe yaramaz" şeklinde konuştu.
***
Tabii, “seccade muhabbeti” ayyuka çıkmaya, siyasetin menüsü olmaya, Sayın Kılçdaroğlu’na vurmanın bir aracı olmaya başlayınca, hangi fıkıh kitabını açarsanız açın erişebileceğiniz bazı bilgiler vereceğim…
***
"Yahudilere aykırı hareket edin, mestlerinizle ve ayakkabılarınızla namaz kılın." (Ebu Davud, hadis no: 652)
***
“(Namaz sırasında) Cebrâil -aleyhisselâm- bana geldi ve ayakkabımda necâsetolduğunu bana haber verince ayakkabımı çıkardım. Bu sebeple biriniz mescide geldiği zaman ayakkabısına baksın. Eğer ayakkabısında bir eziyet veya necâset görürse, onu (yere) silsin. Çünkü toprak o necâseti temizleyicidir." (Ebu Davud, hadis no: 650)
***
“Altı necis olan ayakkabıyla veya necisyere basarak, cenaze namazı kılınamaz, bu ayakkabıyı çıkarıp, temiz olan üst tarafına basarak kılınmalıdır. Bu durumda ayakkabının altının necis olması, namazın sıhhatine zarar vermez. Çünkü temiz olan üst yüzüne basarak namaz kılınmış olur.Ayakkabıda necaset olduğu açıkça görülmüyorsa veya kesin olarak bilinmiyorsa, ayakkabıyı çıkarmak gerekmez.”Biliyorsunuz necaset;“pislik ya da dışkı” demek.
***
Yani, ayakkabınızda dışkı olmadığı taktirde her türlü namazı onunla kılabilirsiniz. Haliyle, namaz kılınan yerde bulunan halı, kilim, seccade, hasır, toprak gibi nesnelere de basabilirsiniz. Vallahi, fıkıh kitapları böyle yazıyor. Hem de kendisini, “ehl-i sünnet” olarak tanıtanlarca.
***
Malatya'da temel atma töreninde konuşan, AK Parti listesinden seçime giren DSP Genel Başkanı Önder Aksakal;"Bu seçim geçmiş dönemlerdeki gibi bir sağ-sol seçimi değil, vatan millet seçimidir. İnşallah 14 Mayıs'ta vatanımızı küffara teslim etmeyeceğiz" dedi. Ne denir? Sadece “yuh!”
***
Evet. Bu ülke nereye gidiyor? Sandığa mı yoksa cihada mı, cihad-ı ekbere mi? Yok, Topkapı da bulunan “sancağı şerif” açıldı da haberimiz mi yok? Bu ayrıştırma dili neyin nesi? Bunlara dur diyecek bir Allah kulu çıkmayacak mı? Herhalde, “15 Mayıs sabahı” gelecek baharı bekleyeceğiz. Şunun şurasında bir aydan az kaldı. Biraz daha sabredin. Zira,“Allah, sabredenlerle beraberdir!”


