Sandık yaklaştıkça, sözler de sertleşmeye başladı. Siyaset iyice seviye kaybediyor. Mutlaka söylenenleri kulaklar, duyuyordur. Unutmasınlar, mikrofon şehveti çok risklidir bir şey. Siyasete yeni kanat alıştıranlar bunun farkına pek varamazlar!.
***
Mesela mı? Mesela:Sayın Hulusi Akar, AKP Kayseri Aday Tanıtım Toplantısı’na katıldı. Konuşma yaptığı sırada salondan yükselen;“Vur de vuralım. Öl de ölelim” sloganına gülerek;“Onun da zamanı gelecek bekleyin” şeklinde yanıt verdi. Akar'ın konuşmasının devamında salondakiler "Tekbir Allah-u Ekber" sloganı da attı. Bu sloganı bilirdik ama AK Parti etkinliklerinde hiç duymamıştık.
***
Ne o ya hu, cihada mı karar verdiniz;yoksa orduyu hümayunsefer mi çıkıyor? Yoksa “Barbaros seferden mi geliyor!”. Yoksa AK Parti kitle partisi olmaktan uzaklaşmaya, radikalleşmeye mi başladı? Zira biz bu sözleri, radikalleşen, marjinal partilerinden duyarız. Anlaşılan AK Parti, bu sürece girdi.
***
Sayın Akar konuşmasının devamında; "Mehmetçik, 24 Temmuz 2015’ten itibaren 37 bin 732 teröristi etkisiz hale getirdi ve getirmeye devam ediyor” bilgisini verdi. Hani, “ayakkabı numarasına kadar bildiğiniz”PKK için Bakan Soylu; “PKK’lı sayısı Türkiye içinde 150’nin altına düştü” dememiş miydi, 11 Ocak 2022 tarihinde.
***
Herhalde o günden bugüne, bir buçuk yıl geçti. Kalanın da “köküne kibrit suyu dökülmüş” olması gerekmez miydi? Yoksa amip gibi mi çoğalıyorlar? Ayakkabı numaralarına kadar bilinen, sayısı 150’nin altına düşen PKK’lı siyasetin öznesi haline nasıl geliyor hâlâ, anlayamadım, doğrusu? “Açılım sürecini başlatanları” yok sayıp, “Millet İttifakı’nı”PKK ile nasıl özdeş hale getirirsiniz? Bunda bir yanlışlık yok mu, Paşam?
***
Değerli Paşam, şunu merak ettim. Bir “kurmay” olarak şu soruyu sordunuz mu hiç kendinize? 1984’ten beri, “öldürülen” yani sizin tabirinizle “etkisiz” hale getirilenPKK’lı sayısı, çetelesini tutmadım, herhalde 300 bini buldu. Öldür öldür bitmiyor bu meret, bu neyin nesi, diye hiç sordunuz mu kendinize?
***
“Milliyetçiliğin”, “Ülkücülüğün harman” olduğu Kayseri’de, “PKK sopasını” göstermek, neyin nesi? Yoksa başka ihanet odakları çıktı da; “Vur de vuralım, öl de ölelim!”, diyenlere; onları kastederek, “Onun da zamanı var, bekleyin!”, komutu veriyorsunuz?Öyleyse, bu örgüt neyin nesi?
***
Öyle ya, bir “kurmay kafası” bu soruları sorar. Bir sıradan mühendis olarak hep bu soruyu sordum, bir “kurmay” olarak sizin hayda hayda sormanız gerekmez mi?
***
Son bir soru daha: Muhterem paşam, devletin“kolluk kuvvetlerinin” halletmesi gereken bir konuyu, halka mı havale ediyorsunuz ki; sabredin “Onun da zamanı gelecek!”mi, diyorsunuz?
***
İyice zıvanadan çıkmaya başladılar. Ortalığı boş buldular savurup duruyorlar… Mesela mı? Mesela:AKP’nin deprem felaketinde en büyük yaşandığı kentlerden Hatay’da yaptığı aday tanıtım toplantısında dua için kürsüye çıkan emekli bir din öğretmeni depremin;“Allah’ın kırbacı” olduğunu söyledi.“Kardeşlerim buna felaket demiyorum, rahmet diyorum” dedi.
***
Bakınız nasıl rahmetmiş:" … Antakya'nın diğer adı 'Karya topluluğu.' İsa peygamber zamanında kafir müşrik idiler. Oraya o mübarek İslam için gönderdiği iki halifesini, görevlisini reddettiler, onları şehit ettiler. Cenabı Hak ne dedi? Bir SAYHA [çığlık]ki, bir NA’RA [uzun bağırma] ki. Ödlerini kopardı, Antakya'yı sildi Allah, Muhammed ümmetine 'buyurun bu kent sizin olsun' dedi.”
***
Geçmişte böyle bir yermiş Antakya. Peki, “Muhammed Ümmetine” teslim edilen Antakyaşimdi nasıl?Hocaya göre pek farksız değil. Yeni bir “sayha”, yeni bir “na’ra” lazım. Onu da Allah’ın izni ile “AK insanlar” yapacak.
***
“Ama bu kent nasıl bir mozaik böyle. Hep onun şiirsel tarafı üzerinde duruyoruz. Hayır, orada her dinden her mezhepten, öyle bir karışık homojen ki. HayırAK insanının görevi orayı tamamen Kur’an, İslam ve Muhammed Aleyhisselam çapında İslamileştirmekle görevlidir. Allah'tan görevdir bu. Öyleyse bu[deprem] ikinci sayha oldu Antakya'ya.”Hoca; “bu Allah’ın ikinci çığlığı oldu Antakya’ya” diyor. Herhalde ahali böyle giderse, üçüncü sayhada toz-duman olacak Antakya.
***
O zaman üçüncü sayhanın ne zaman olacağını söyleyeyim; yer bilimcilere göre, 500 yıl falan sonra. O halde kurtuluş; “Muhammed Ümmeti” olmak. “Fırak-ı dalle” değil “ehli sünnet” özellikle, “Halidi ipine sarılmakta”.
***
Tabii, hocanın bilmediği bir şey var: Yaşanan hal ne olursa olsun, yerküre bildiğini okuyor. O nedenle necat yani kurtuluş akıl ile bilim ile bilimin verilerine göre hareket etmekte aramak gerekir. Japonya gibi “kafiristanda” depremin dik âlâsı oluyor ama neden bir sayhaya, bir na’raya gerek duyulmuyor?
***
Son sözü söyledi:“O halde Antakya (eliyle milletvekili adaylarını göstererek) bu aslanları bekliyor ki artık tümüyle hepsi AK olsun."Yani, AK partiye oy verin, kurtuluşa erin, diyor aklı sıra.
***
Bu duayı yapan hoca, alkışlanıyor. Tek alkışlamayan milletvekili adayı Hüseyin Yayman. Tabii, Yayman akıllı adam, lafın nereye gideceğini çok iyi biliyor.
***
Hüseyin Yayman, “Alevi!” Tabii, Yayman, bunu içine sindirebiliyor mu? Hiç şaşmam, sindirir mi, sindirir.Zira inanç dairesi içindeki insanlar aşağılanıyor ama hiç tınmıyor. Peki, Hataylılar? Tepkisiz kalacaklarına asla ihtimal vermem. Sandıkta göreceğiz. (Devam Edecek)


