NEBAHAT ERDOĞAN


SAHİPLENDİRMEK MİŞ…

“Bizim dinimiz hiçbir vakit kadınların erkeklerden geri kalmasını talep etmemiştir” diyor Mustafa Kemal ATATÜRK… 5 Aralık 1934 yılında Mustafa Kemal Atatürk öncülüğünde Türk kadınlarına seçme ve seçilme hakkı verildi.5 Aralık 1934 tarihinde “Kadınlara Milletvekili Seçme ve Seçilme Hakkı” veren yasanın kabulü ile her yıl “Kadın Hakları Günü” olarak kutlanmaktadır. Bu insanlık tarihindeki ilk kadın hakları bildirgesidir… Diye hatırlatma yaparak;


Cumhur İttifakı'nın ortağı HÜDA PAR’danereden nereye geldiğimizi gösterir boyutta ki açıklamaları ise; seçim beyannamesinde "6284’ün kaldırılması, zinanın suç olması,(zina 21 yıllık iktidar tarafından suç olmaktan çıkartılmıştır) belirtelim bunu,  kadının fıtratına uygun çalışması, karma eğitimin zorunlu olmaması için Meclis'te olmalıyız" diyor HÜDA PAR yani hizbullahçı terör örgütünün siyasi ayağı…

Ve hızlarını alamayıp devam ediyorlar , "Yalnız kadınların sahiplenilmesi", nafaka uygulamasının sona erdirilmesi gerektiğimiras haklarından men edilmesive olabildiğince özgürlük alanını kısıtlamayı amaçlayarak,isteklerinisıralıyorlar…Gelen tepkiler üzerine bir açıklama yaparak sözlerinin saptırıldığını,bahsedilen şey bir fon oluşturulması ve yalnız yaşayan kadınlara maddi destek sağlanmasıdır" ifadelerini kullandı.

Bırakın Allah aşkına bir kere bilinçaltında yatan düşüncenizi dışa vurmuşsunuz, yok yanlış anlaşıldı, yok birileri kelimeleri kırptı demeniz hiçbir şey ifade etmez bir insanın “fikri neyse zikri de odur” ve gelen tepkilerden dolayı düşüncelerinizi masumlaştırsanız da “görünen köy kılavuz istemez” misali gerçek düşüncelerinizi dökmüşsünüz ortalığa… Kim inanır acaba…

Siz değil misiniz kadının çalışmasına, ayakları üzerinde durmasına karşı olan;  düşüncelerinden dolayı ters düşen HÜDA PAR Hizbullah terör tarafından önce günlerce işkenceye maruz kaldıktan sonra domuz bağı ile öldürülen Gonca Kuriş’i hatırlatıp ve Dönemin Diyarbakır eski Emniyet Müdürü Gaffar OKKAN cinayetini de belirterek ne kadar düşünce özgürlüğüne karşı olduğunuzun apaçık göstergesi değil mi?konuşmalarınızda kadınlar yararına iş yapacakgibi görünüp, düşüncelerinizde canilik yatan bir beyine sahipsiniz… Onun için kadınlar hakkında iyilik misali düşünceleriniz varmış gibi ne söylerseniz söyleyin inandırıcı olamazsınız…

AKP sayesinde TMMM çatısı altına gireceksin marifetlik yapıyormuş gibi ilk açıklamalarınızı kadınlar üzerine yapacaksınız "Yalnız kadınların sahiplenilmesi"sokak hayvanı mı zannettiniz onları…

 Kimi nasıl sahiplendiriyorsunuz, neye dayanarak sahiplendiriyorsunuz, bu sahiplenme hakkını nerden alıyorsunuz, kim veriyor bu hakkı size Allah aşkına, nasıl bir akıl tutulması içerisindeniz IQ seviyeniz ne derecede anlamış değilim… 

Bir kere Cumhuriyet tarihi boyunca kadın ve insan hakları çerçevesinde hiç kimse kadına, yaşam özgürlüğüne kanunen müdahale edemez…Kimlerin gücü yetti ki, sizin gücünüz yetsin;bu kadar kolaymı zannediyorsunuz? Türkiye Cumhuriyeti’nin kadınları hakkında şeriat kanunu getirmeyi… Ve ben her defasında, her fırsatımda bu ve bunun gibi yazılarımı bu zihniyette olanlar için not olarak düşeceğim buraya…“Ulu Önder Mustafa KEMAL ATATÜRK’ün dört yıl süren Kurtuluş Savaşı'nda kadınların verdiği mücadele, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasının ardından karşılık buldu. Hiç şüphesiz bağımsızlığın kazanılmasında kadınların rolü büyüktü. Cumhuriyet devrimleriyle din ve devlet işleri ayrıldı, laik bir devlet kuruldu. Medeni kanunun kabul edilmesi, kadın haklarının kazanılmasında bir dönüm noktası oldu. Seçim kanununda yapılan değişiklikle ise kadınlara genel ve yerel seçimlere seçme ve seçilme hakkı verildi. Bu hakların kazanılması Mustafa Kemal Atatürk'ün kadınlara verdiği önem ile gerçekleşti.”

Onun içindir ki; kadının bir hayvan, bir mal gibi sahiplendirilmesi, birilerinin himayesi altına alınması sadece kendi düşüncelerinizi bağlar… Çünkü bu haklar kolay kazanılmadı ve zavallı düşünceler içerisinde olanlara bu haklarımızı kurban ettirmeyeceğimizi bilmeleri gerek…Ulu önder Atatürk’ün sayesinde tüm haklarından yoksun olan sadece binde dördü okuma yazma bilen Türk Kadını artık Cumhuriyetin eşit bir yurttaşı ve saygın bir bireyi halinegeldi.

Ayrıca;

Mustafa Kemal'in kurduğu Cumhuriyet'te kadınlar, önce 3 Mart 1924 tarihli Tevhîd-i Tedrisât Kanunu ile eğitimde erkeklerle eşitliği kazanmışlardır. 1926 yılında kabul edilerek Türk kadınlarını "şeriat" zincirinden kurtaran Medenî Kanun ile erkeğin çok eşliliği ve tek taraflı boşanmasına ilişkin düzenlemeler kaldırıldı, kadınlara boşanma hakkı, velayet hakkı ve malları üzerinde tasarruf hakkı tanındı. Aile ve toplum hayatında kadın erkek eşitliğinin temelleri atıldı. Mecelle adı verilen ve dinî temellere dayanan kanunun yerine geçen Türk Medenî Kanunu ile Türk kadını güçlenmeye, kişiliğini bulmaya başlamış ve erkeğinin yanındasosyal faaliyetlere katılmaya başlamıştır.

Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu büyük önder Mustafa Kemal Atatürk, "Dünya yüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir" sözleriyle, toplum içinde kadınlara verdiği önemi her fırsatta dile getiriyordu. Gerçekleştirdiği reformlarla Türk kadınlarının hakları teslim etti, öyle ki birçok Avrupa ülkesinden önce kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilmesini sağladı. İşte, Mustafa Kemal Atatürk'ün kadınlara verdiği değeri ve önemini birkaç sözleriyle... Türkiye Cumhuriyeti kadınlarının özgün haklarının geri alınamayacağını belirtmiş olayım…

Milletimiz güçlü bir millet olmaya azmetmiştir. Bunun gereklerinden biri de kadınlarımızın her konuda yükselmelerini sağlamaktır. Bundan dolayı kadınlarımız ilim ve fen sahibi olacaklar ve erkeklerin geçtikleri bütün öğretim basamaklarından geçeceklerdir.

Kadınlar içtimai hayatta erkeklerle birlikte yürüyerek birbirinin yardımcısı ve destekçisi olacaklardır.

 Ey kahraman Türk kadını! Sen yerde sürüklenmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın.

Benim manevi mirasım ilim ve akıldır. Benden sonrakiler, bizim aşmak zorunda olduğumuz çetin ve köklü zorluklar karşısında, belki gayelere tamamen eremediğimizi fakat asla taviz vermediğimizi, akıl ve ilmi rehber edindiğimizi tasdik edeceklerdir.” 
Mustafa Kemal Atatürk