Önce bu sorudan başlayalım ki “Politika faizi” ve sonuçları ne getirir, ne götürür anlaşılabilir olsun…
Politika faizini şöyle anlatabiliriz…
Merkez Bankası bankalara Türk Lirası ile ve belli bir faizle borç verir. Bankalar da aldıkları bu kaynağı yurt dışından buldukları kaynaklarla da birleştirerek, üstüne topladıkları mevduatları da ekleyerek piyasaya kredi verirler. Merkez Bankası’nın her ay açıkladığı bir haftalık repo faizi (politika faizi) bankalara o hafta hangi orandan borç verileceğini belirler. Politika faizi yükseltilirse, Merkez Bankası’ndan TL satın almak pahalı olacağı için bankalar bol miktarda TL alamazlar. Faiz oranı düşük olduğu zaman ise bankalar daha rahat TL alabilir ve böylece kredi verebiliyor olurlar. Merkez bankaları normal koşullarda enflasyon oranına bakarak politika faizini belirler.
Fakat Türkiye’de politika faizi, ekonomi yönetiminin talimatları sonucu enflasyonun aşağısında seyrediyor…
Hal böyle olunca da “Faize ezdirmeyiz” lafı ne yazık ki askıda kalıyor…
TCMB’nın Para Politikası Kurulu, son toplantısında baz puanı 475 puan yukarı çekerek politika faizini % 15 seviyesine çıkarmış oldu…
Bankalar zaten politika faizi açıklanmadan 32 günlük mevduat faizlerini yukarı çekerken, aynı zamanda kredi faizlerini de yükseltmiş oldular…
Sonuç olarak, kredi kullanmaya ihtiyaç duyuyorsanız, ihtiyaç duyduğunuz kredinin satınalma fiyatı, yani bedeli yükselmiştir…
Bu durumda kredi almayı durdururken, üretimi de kısmanız gerekir ki, üretim ile maliyeti kefeye koyduğunuzda maliyet de yükselmiş olacağından, satış planlarınız alt-üst olmuş demektir…
Yapmanız gereken, bir süreliğine, yani piyasa koşulları normale dönünceye kadar masrafları en aza indirmektir. Bir başka deyişle üretimi düşürmektir.
Yani…
Topun ağzında çalışanlarınız vardır ve sonucu işsizliğin artması ve ekonominin, bağlı olarak daha da çökmesidir.
Çalışarak çalışan kazanacak, kazandığınızı harcayacak ki, piyasanın çarkları dönebilsin.
Piyasada çarkların dönmesi yavaşladığında ya da tümden durduğunda, elbette devlete ödenecek vergiler de bağlı olarak düşeceğinden, hazine de fukaralıktan nasibini alacaktır.
Yine bağlı olarak devletin vermesi zorunlu olan hizmetler kısılacak, etkilenen yine vatandaş olacaktır.
Öte yandan, siz hala “Kanal İstanbul devlet projesidir, yapacağız” diyebiliyorsan, sorarlar “Arkadaş sen gerçekten ekonomiyi ve yönetmeyi biliyor musun, yoksa milleti ile kafa mı buluyorsun, amacı nedir senin?” derler.
Ve haklılar da…
Bir deyiş vardır halk arasında
“Bir dala basıyorsun, kırk dalı yerinden oynatıyorsun” diye…
Ekonomi de böyle nazik bir konudur, hangi dala basacağını ve arkasından hangi dalların yerinden oynayacağını, dahası yerinden zıplayacağını önceden bilmen gerekir ki doğru ve anlaşılabilir, güven veren sonuçlar ortaya koyulabilsin…
Ama iktidar olarak diyorsan ki “Dediğim dedik, çaldığım düdük” ekonominin bu gidişle rayına oturması zor…
Yani, “Zor dostum zor” gibi bir şarkıdır…
Ekonominin düzlüğe çıkması için her daim söylediğimiz gibi, her konuda “Güvenirlik” birinci planda gelir…
Hem “Faize ezdirmeyiz” diyeceksin, hem faizi yükselteceksin…
Faiz, durduk yerde kendiliğinden yükselmez ki…
Ekonominin gidişi, faizini aşağı ya da yukarı oynatır. Olumlu ve verimli şekilde durdurmak ise, iktidarın ekonomiyi yönetimine bağlıdır.
Ve iktidar, bugüne kadar yönetememiştir…
Faiz kararının açıklanmasından sora, dolar kuru 7,50’ye kadar düştü ama tekrar yukarı doğru seyretmeye başladı.
Bu da gösteriyor ki, ortada bir güvensizlik söz konusu…
Ancak şunu da göz ardı etmemek gerekir…
Yeni ekonomi yönetimi, bugüne kadar uygulanan yanlışları gördü ve gereken önlemleri alma çabası içine girdi. Ne kadar başarılı olacaklarının da Erdoğan’ın davranışlarına bağlı olarak göreceğiz…
XXX
Gereken önlemlerin biran önce alınması gerektiğinin farkına varan Erdoğan da yaptığı açıklamada açıkça ifade etti…
“Milletimizin geleceğe güvenle bakabilmesi için bugün almamız gereken tedbirler neyse onları hayata geçirmekten kaçınmıyoruz. Gerekirse şu aşamada bazı acı ilaçları içmemiz gerektiğinin de farkındayız.”
Ancak yanlış olan fikrinde her hangi bir düzelme, değişiklik olmamış çünkü şöyle diyor: “Faiz sebeptir. Enflasyon neticedir. Bunu böyle bilelim. Enflasyon sebep değildir. Faiz netice değildir, kendimizi aldatırız. Faiz her şeyden önce bir defa paradan para kazanmak suretiyle insanları sömürmektedir.”
Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın kullandığı “Sömürme” ifadesi ise son derece yanlıştır…
Kişinin atıl duran parası var.. Bankaya koyuyor, faizini alıyor, kaynağında da aldığı faizini vergisini devlete örüyor.
Diğer yandan paraya ihtiyacı olan, bankadan bu parayı bedelini, yani faizini ödeyerek satın alıyor, ekonominin içine sokuyor.
Parayı satın alan da ödediği faizi giderlerinde “Ödenen faizler” olarak gösteriyor. Gelirinden dolayısıyla vergisinden düşürüyor.
Eylemler, “Sömürme” değil, ekonominin kuralları içinde gerçeklerdir.
İslami bankaların “Kar ortaklığı” diye ortaya koydukları şey de faiz uygulamasının laf ve uygulama şekli itibariyle kandırmasıdır.
Ama ekonomin güçlü ve güvenilir olursa, faiz aşağı inerse, bağlı olarak her şey aşağı inecektir. Sağlayabilir misin bunu?
Umuyoruz ki, gelecek günler aydınlık olsun….


