KADİR DAYIOĞLU


PİYASALAR CAYIR CAYIR YANIYOR…

Dilenmeyi anlarım da yakana, eteğine, bacağına yapışıp seni esir almaları neyin nesi? Bu, resmen ve alenen gasp; gaspa teşebbüs…


Piyasalar cayır cayır yanıyor… Kimse kusura kalmasın; umurumda değil. Önce bundan, birinci derecede rahatsız olanlar dert etsin… Sülonun dediği gibi; “memleketi kurtaracak ben miyim?” Ama her an başıma gelebilecek, başımı belaya sokabilecek bir konuya değineceğim. Umarım bu, asayiş sorunu olmadan, kolluk/zabıt kuvvetleri el koyar duruma…

***

Özellikle kalabalıklarda, alışveriş yapılan yerlerin önünde çocuklar peyda oldu… Sülük gibi yapışıyor, para istiyorlar… Baktı olmadı, bu sefer ayaklarına dolanıyor, eteğine, ceketine yapışıyorlar. Gidebilirsen git… İlla para vereceksin, diyor. Soygunungaspın bir başka türü…

***

Bacağına sarıldığında, bir tekme vursan yere yıkılır ama bu sefer de başına bela olur… “Velahavle!” çekip gidemiyorsun da… Bırakmıyorlar… Kendini, sırtına atlayan aslanın, dişlerini omuruna geçirdiği hayvan gibi hissediyorsun… Öyle ya, birkaç yüz kilo ağırlık ve omura geçmiş dişler…

***

Bizzat gördüğüm için, bu konuya girdim… Orduevi karşısı, balıkçıların önünde, elinde poşet olan bir gence çocuk yaklaştı, eteğinden çekmeye başladı… Çektikçe çekiyor. Genç çaresiz kaldı, cebinden çıkarttığı 20 lirayı çocuğa verdi… Çocuk parayı alınca, arkada bekleyen arkadaşlarına haber verdi; “koşun siz de alın!” diye…

***

Bu sefer bir başka çocuk, hemen ayaklarına yapıştı. Bir türlü bırakmıyor… Tam bu noktada sesli müdahale ettim, “sakın verme alışmasınlar!” deme ihtiyacını hissettim. Bırakmasını söyledimse de nafile… Kene gibi yapışmış bir türlü bırakmıyor, ayağını…

***

Delikanlı çaresiz bir vaziyette, cebinden “üç-dört metal lira” çıkarttı ama kabul etmiyor illa “kağıt vereceksin!” diyor. Ahali de olayı seyrediyor, benden başka da sesi çıkan yok… Hatta; “nereden çıktın, sana ne!” der gibi ters ters bakıyorlardı bana… Delikanlı, “çattık belaya!” dercesine, “iki beşlik” verdi, yakasını kurtara bildi. Ben de arkama bakmadan uzaklaştım!..

***

Dilenmeyi anlarım da yakana, eteğine, bacağına yapışıp seni esir almaları neyin nesi? Bu, resmen ve alenen gasp; gaspa teşebbüs

***

Bu benim, bizzat gördüğüm olay. Mesela, başıma böyle bir şey gelse, ne yapmam lazım? Konunun ilgisi emniyet ya da zabıta ise onlara soruyorum… Demem o ki, tekmeleyip ağzını burnunu kırayım mı yoksa, lanet olsun diye çıkartıp para vereyim mi?

***

O nedenle; ilgililerin, kalabalık ve ticari alanlarda devriye gezmelerini, bu çocukları derdest edip götürmelerini, istismar edenlerin üstüne üstüne gitmelerini arzu ederiz. Öyle ya, bu, giderayak asayiş, can ve mal güvenliği sorunu olmaya başladı. Ayağına sarılan, yere oturan çocuktan, kasığına bir bıçak darbesi alman da kaçınılmaz.

***

Diyelim, erkek tekme tokat bu beladan kurtulabilir. Peki, bir kadın çantasına asılana, bir türlü bırakmayan ne yapsın?

***

Emniyet çok iyi bilir… Tereciye tere satmak istemem. Bu tür münferit olaylar peşinden çeteleşmeyi getirir; arkasından suç örgütlerinin oluşmasına neden olur. Asıl tehlike de o zaman başlar. İçinden çıkılmaz bir hal alır.

***

İYİ Parti Başkanlık Divanı’nda değişiklik yapıldı. MHP’den ayrılan, parti kuruluşuna katkı veren, bir iki önemli isime bu sefer yer verilmedi… Olur… Çok normal bir durum… Öküz altında buzağı aramanın bir anlamı yok… İşin garibi, en fazla da buzağı arayanlar da CHP’liler… Neden böyle yapıyorlar, bilemiyorum. Yer almayanların da bir dediği yok. Hem deseler ne olacak ki?

***

İYİ Parti, MHP’nin bir farklı versiyonu değil… O zaman, partinin bir anlamı kalmaz… Varlık nedenleri ortadan kalkar. Elbette bu partide de MHP’den ayrılan “ülkücüler” var. Bu da bir zenginlik… Var olmasına varlar da, parti, sadece onların değil… O nedenle, İYİ Parti’nin “merkeze” yönelmesi, boşluğu doldurması gerekir.

***

Sanırım Meral Hanım ve kurmaylarının hedeflediği de bu. Yine o nedenle, partinin taban sosyolojisini de iyi okumak lazım. Umulur ki, yeniden görev verilmeyenler, durumu iyi değerlendirirler. Fevri hareketler aleyhlerine olur. Bunu da çok iyi bilecek siyasal hafızaya da sahipler…

***

MHP Kayseri Milletvekili Baki Ersoy, “enflasyon ve pahalılık var. Önlem alınmalı!” türünden çok samimi, çok içten ve hayatın içinden laflar edince hemen parti disiplin kuruluna verilmiş. Ne olur? Bilemem… Gerçekten üzüldüm… Ne yani, ufak bir eleştiriye dahi tahammülü olmayan bir demokratik siyaset anlayışı olur mu?

***

İsterseniz; “Bu tatsız akşam saatinde…”, konuyu tatlıya bağlayalım. Yaklaşık bir asır önce, dönemi için, Şair Eşref’in düştüğü dizeleri paylaşalım. Sadece bir sözcüğü değiştirdim. Hangisi mi? Onu da siz tahmin edin…

“Devr-i istibdatta söz söylemek memnu idi

Ağlatırdı ağzını açsan hükümet ananı

Devr-i hürriyetteyiz şimdi değişti kaide

Söyletirler evvela, sonra ağlatırlar ananı”