“Mafya babası”, Sedat Peker’in videoları, ülkeyi sarsmaya devam ediyor. Hatta, ülke dışında da yankı buluyor… Yediyi bulan videonun içeriğine bakarsanız, yenilir yutulur cinsten değil… Bunları, devekuşu misali, “Havuz Medyası” görmese bile, şimdiye kadar otuz milyona yakın bir izlenme söz konusu… Bakalım, devamında neler var. Brezilya dizileri gibi, millet merakla bekliyor…
***
Yayınlananlarda neler yok ki? İşin odağında İçişleri Bakanı Süleyman Soylu var… 1990’lı yılların, faili meçhul cinayetlerinden yargılanan emniyetçi, siyasi, siyasi Mehmet Ağar ve AK Parti Elazığ Milletvekili oğlu Tolga var... Uyuşturucu trafiği ile ilişkilendirilen Binali Yıldırım’ın Erkam var... Ağar’ın “el koyduğu” iddia edilen Yalıkavak Marinası var… Siyasal cinayetler var… Uyuşturucu kaçakçılığı var…
***
Baba Yıldırım; oğlunun Venezuela’ya, “uyuşturucu” için değil insani amaçlı, pandemi ile mücadele bağlamında maske vs. götürdüğünü açıkladı. Neden, mesela Kızılay İHA falan değil de “oğul” götürdü, izaha muhtaç.
***
Hemen belirtelim; Soylu partisini bırakıp AK Parti’ye girdi. Girmeden önce, AK Parti ve Tayyip Bey ile ilgili neler dediğinin videoları “youtube” de duruyor. Ağar ise, AK Parti’nin yılmaz savunucusu oldu…
Peker ise, AK Parti’nin bir dediğini iki etmez, muhalefetin üzerine sefere çıkardı. “Babalara” has mitingler yaptı, iktidara destek için… Sürekli “aba altından sopa gösterdi!”, AK Parti muhaliflerine… Tabii, bundan da AK Parti ve onun destekçisi MHP çok memnundu…
***
Oysa, Peker’in yeraltı dünyası ile olan ilişkilerini dünya alem biliyordu… Şu kadar zaman siyasetin içinde ve yirmi yıldır iktidarda olan AK Parti ile yarım asırlık MHP, Peker’i bilmiyor muydu, hiç mi duymamıştı? Hiç sanmam… Çok merak ediyorum; “FETÖ” için söylenen; “Milletim beni affetsin!”, sözü Peker için de tekrarlanacak mı, acaba?
***
Ne olduysa, bir anda oldu… Peker, soluğu yurtdışında aldı… Bir rivayete göre, şahsına operasyon yapılacağı konusunda, “tüyo” vermişler, içeriden... Evi arandı kolluk güçlerince… Peker de videolarla yaylım ateşine başladı.
***
Dizinin öznesi haline gelen Soylu, istifa etmiyor ama kendisi hakkında “suç duyurusunda” bulunuyor, savcılığa. Sayın Bakan görevde iken, kendisine bağlı polis ve jandarma, konuyu ilgilendiren konularda nasıl bilgi ve belge verecek savcılığa, çok merak ediyorum.
***
Sizleri, 1940’lara götüreceğim; “Eski Türkiye”ye… Her türlü kötülüklerin anası, “Eski Türkiye”nin simge ismi İsmet Paşa Cumhurbaşkanı. 2. Şükrü Saraçoğlu Hükümeti, işbaşında… Hemşerimiz, son şeyhülislamlardan Ürgüplü Mustafa Hayri Efendi’nin (1867 – 1922) oğlu Suat Hayri Ürgüplü (1903-1981) Gümrük ve Tekel Bakanı. “Bakanlığında kahve ithalatı konusunda yolsuzluklar olduğu yolunda dedikodular çıkınca örnek bir davranışta bulundu” ve istifa etti.
İstifa metni de şöyleymiş: “Adımın da karıştığı kahve yolsuzluğuyla ilgili, bakanlığımda bir komisyon kurulmuştur. Bu teftiş heyetinin selametle çalışabilmesi için, benim, bu bakanlık koltuğundan ayrılmam gerekir; aksi halde, komisyonu etkilerim, sağlıklı bir karar oluşmaz. O nedenle, siyasi ahlak gereği, bakanlıktan istifa ediyorum.” Sonra, Yüce Divan’da yargılandı, berat etti.
***
Yüce Divan’a verilince, İsmet Paşa’ya gidiyor, Ürgüplü… “Yardımcı olmasını!” istiyor… Tepkisi, çok bilinir ama bir kez daha vereyim: “Ürgüplü, ben karışmam, git aklan da gel!”
***
Evet. “Yeni Türkiye” türküsü söyleyenlere anımsatayım; Beğenmediğiniz, “Eski Türkiye” böyle bir Türkiye idi!. Peki, örnek tek mi? Ne münasebet. Şimdi de otuz yıl geriye götürüyorum. Mehmet Ağar’ın da adının karıştığı Susurluk olayına götürüyorum.
DYP Şanlıurfa milletvekili Sedat Edip Bucak, polis şefi Hüseyin Kocadağ, Mehmet Özbay sahte kimlikli Abdullah Çatlı ile Çatlı’nın sevgilisi Melahat Özbay sahte kimlikli Gonca Us, özel otomobille İzmir’den, İstanbul'a giderken, 3 Kasım 1996 günü akşam vakti, Susurluk ilçesinde, bir benzin istasyonundan çıkan kamyona çarpmışlardı. Bu olay, siyasi tarihe, "Susurluk kazası" olarak geçmişti. Kocadağ, Çatlı ve Us ölmüş, Bucak yaralı olarak kurtulmuştu.
***
Aynı yıl kurulan 54. Hükümet (Refah Partisi - Doğru Yol Partisi Koalisyonu), iktidardaydı. Merhum Erbakan Başbakan, Mehmet Ağar da İç İşleri Bakanı idi… Ağar, beş gün sonra da istifa etmişti. Olabilir, ne var bunda diyebilirsiniz. Haklısınız ama hatırımda yanlış kalmadıysa, Mehmet Özbay’ın Abdullah Çatlı olduğunu Ağar açıklamıştı, hemen olay sonrası. Öyle ya, nereden biliyordu? Sonuçta, Ağar’ın dokunulmazlığı kalkınca, yargılandı ve beş yıl ceza aldı.
***
Eyüp Aşık, ANAP’lı ve merhum Mesut Yılmaz Hükümetinin Devlet Bakanı… Türk Bank’ın devri konusunda, Alaattin Çakıcı ile yaptığı bir telefon konuşması basına sızınca hem bakanlıktan ve hem de milletvekilliğinden istifa etmiş, Yüce Divan’da yargılanmış, aklanmış ve tekrar siyasete dönmüştü, DYP saflarında...
***
Evet… “Eski Türkiye’yi” beğenmeyen ve “bundan kurtulduk, ‘Yeni Türkiye kurduk’!”, diyenlere ithaf olunur, bunlar.


