PEK İNANDIRICI GELMEDİ…
Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı “Yargı Reformu Stratejisi” konusunda bilgi verirken şunları söyledi…
“Adaletin güçlü, güçlülerin de adaletli olduğu toplumlar hızla büyür kalkınır, zenginleşir. Kanuni Sultan
Süleyman Han kılıcının yapamadığını adalet yapar demiştir. Elbette eksiklerimiz bozulmaya yaşadığımız
alanlar var ama her şeye rağmen kendi medeniyetimizle olan bağlarımızı koruyoruz. Yargı reformu belgesi
güven veren erişilebilir adalet noktasıyla hazırlanmıştır. Yargı reformu belgesi içerdiği birçok amaç ve
hedefle vatandaşlarımızın sisteme duyduğu güveni arttıracaktır. Bu belgeyle verilen sözler tutulmuyorsa da
AB üyeliğine bağlılığımızı da ifade ediyoruz.”
Ben kişisel kanaatim olarak, “Yargı Reformu Stratejisi” ve bağlı söylemleri ile ilgili sözlerinin hiç birine
inanmıyorum…
Nedeni çok basit…
Bundan 18 yıl önce Türkiye’de iktidara geldikleri günden bu yana uygulamaları ile bugün geldiğimiz nokta
beni inanma konusunda zorluyor.
Ayrıca yine bu dönem içinde Cumhuriyet ve nitelikleri konusundaki uygulamaları, devletin bu anlamdaki
temel yapısına verdikleri zarar, FETÖ ile olan ilişkileri ve TSK’ya kurulan kumpaslar, iftiralar ve Atatürkçü
subay kadronun tasviyesine göz yummaları, hukuk dışı tutuklamalar ve yargılamalar, kendisine muhalefet
eden kişileri TCK’nın 299 maddesi gereğince yargılanmak üzere binlerce dava açılması, tutuklamaların
yapılması ve yargılanıp cezaların verilmesi, tarikat ve cemaatlere bel bağlayıp, şeriat ve hilefet devleti
istemlerine sırtlarını dönmeleri ve buna halen devam etmeleri…
Ve daha nice benzer nedenlerle inanmam oldukça zor.
Ayrıca yıllardan beri bir “Dava”larından söz ederler ama içeriğinin ne olduğunu bir türlü açıklamazlar, her
ne kadar bizler içeriğini tahmin etsek ve hatta bilsek bile…
Ama yapacağı şeyi ben yine şahsi kanaatim olarak söylemek istiyorum…
Yargı reformu içinde seçim yasasını, siyasi partiler yasasını bir şekilde değiştirerek, son dakikada erken
seçime giderek yeniden Cumhurbaşkanı seçilmenin yolunu arayacaktır.
Çünkü iktidardan ayrılması halinde ödeyeceği bedel çok ağır olması muhtemel sorun ve eylemleri,
icraatları ile dolu.
Eğer bir yargılama aşamasına giderse, altından kalkması mümkün olmayacaktır. Hem de peşinden
kalabalık bir kadro ve kişiler ile.
Ekonomi dip yapmıştır, çare aranmaktadır.
Ancak yanlış uygulamalara halen devam edilirken bu nasıl olacak?
Tekirdağ’da “Şehir Hastanesi” açtı. Bu hastane ve bunun gibi diğer hastaneler, yollar, köprüler nasıl yapıldı?
Bunların devlet bütçesine olan yükleri ne kadardır?
Bunların hepsi ve daha nice sorular cevap beklemektedir…
Damat bey istifasında ne dedi, hatırlayın…
“At izi it izine karıştı…” demedi mi? “Allah sonumuzu hayır etsin…” demedi mi?
Demek ki devlet içinde yanlış ve eksik giden işler var ve o makamlarda oturan kişiler azad edilince tüm kirli
çamaşırlar ortaya dökülecek…
Bugünün şartları altında ekonominin düzelmesi öyle kolay olmayacaktır. Dolar boş koltuk zamanında ve
yeni atama sonrasında 7,20 lere kadar düşmesi, ekonominin iyiye gideceğini göstermiyor.
Tahmin ediyoruz ki Dolar kuru, yılbaşına kadar 8 lira seviyelerine kadar çıkacak ve hatta geçecektir.
Yeni gelen ekibin kısa vadede çözüm üretmesi pek kolay değil. Hele ki “Tek adam”a bağlı kaldıkları sürece…
Bütün ekonominin otoriter ve bilgili insanlarının da dediği gibi, çökmüş bulunan ekonomiyi kısa sürede
tekrar yerine oturtmak mümkün değildir.
Tüm otoritelerin de anlattığı gibi köşemde aklımın erdiği kadar yazdım…
Ekonomiyi emir-komuta zinciri içinde yürütemezsiniz…
Faize kafayı takıp da TCMB’na emir veremez bağımsızlığını zedeleyemezsiniz. Hani sigaraya içkiye kafayı
takıp da yasaklamaya çalıştığınız gibi…
Bir kez daha hatırlatalım, ekonomi nasıl düzelir…
Hiç uzatmaya gerek yok, önce Cumhuriyetin kuruluş ayarlarına geri dönecek, eğtim sistemi ile oyuncak gibi
oynamayacak, kendi adamınız diye liyakatsiz kişileri göreve getirmeyecek, bilenlere danışacak, onların
sözüne itibar edeceksiniz.
Elbette gerçek söz sahibi, vatanın hâkimiyetinin sahibi olan milleti ötekileştirmeden sözlerine kulak
vereceksin.
Esip yağmayacaksın zırhına güvenerek…
Oraya buraya hakaretler savurmayacaksın, medeni insan gibi herkesi dikkate alıp sakince dinleyeceksin…
Millet, seni nasıl 18 yıldan beri iktidarda tuttuysa, aynı şekilde iktidardan da gönderiri, içine sindirip ona da
hazır olacaksın…
Düşüncelerini beğenmediğin insanları, kendine bağlı yargı ile susturmaya kalkmayacaksın…
Bu ve benzeri yerinden oynattığınız tüm taşları aynı yerine tekrar yerleştireceksiniz ve biz de buna
inanacağız ki…
Yeniden yapacağınız reformların ülkeye ve millete faydalı olduğuna inanalım…
Değilse?... İnanmayız ve sizin sık kullandığınız bir deyiş ile “Kusura bakmayın” diyorum…
XXX
Hatırlatmak istediğim bir konu daha var…
Hitler, vatandaşlarına “Ben gidersem Almanya yok olur” dedi, Hitler toprak oldu ama Almanya dünyanın en
güçlü devletleri arasında…
Stalin; “Ben gittiğimde kapitalistler sizi kör kedi yovruları gibi boğacak” dedi, gitti ama Rusya herkesle kör
kedi gibi oynuyor…
Trump; “Beni azad ederseniz piyasalar çöker, herkes yoksullaşır” dedi, gittiğinde göreceğiz ki ABD bir
kişinin gitmesi ile çökecek devlet değil…
Erdoğan, seçim kampanyasında “24’ünde (seçim günü) siz bu kardeşinize yetkiyi verin, ondan sonra bu
faizle, şunla bunla nasıl uğraşılır göreceksiniz. Bu toplantıda açıkça söylüyorum, yüksek faizle biz ülkemizi
ayağa kaldıramayız. Biz eğer yatırımcıyı güçlü kılacaksak burada düşük faizle bu adımı atmak zorundayız”
dedi, millet askıda ekmeğe muhtaç oldu…
Ama “Asrın Lideri” Gazi Mustafa Kemal Atatürk, “Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, fakat
Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır” dedi, kendi gerçekten toprak oldu ama dediği oldu,
Türkiye Cumhuriyeti ve ilkeleri ilelebet yaşamaya devam ediyor…
İşte gerçek “Liderlik” vasfı budur. O nedenle her yerde yıllardır saygı ile anılır, adı ve fikirleri yaşatılır.
Dipnot:
1. Yarınki yazım, baba Albayrak’ın mesajı ile ilgili olacak…
2. Sayın Mustafa Cengiz’e liderlerin sözünü paylaşımı için teşekkür ederim… Yalnız “Erdoğan” kısmı bana ait…


