Farkında mısınız?
Ülke değerleri ve toprakları, her gün yabancılara parsel parsel satılıyor…
Satışların gerekçesini ve neden satıldığını da sorgulama yetkisi ne TBMM’de, ne de diğer resmi kurum ve kuruluşlarda.
Kimse soramıyor, “Kardeş… Biz ülkenin değerlerini, topraklarını neden yabancı ülkelere satıyoruz” diye…
Yabancı ülke dedikse çok da yabancı değil…
Erdoğan’ın kankası Katar Emiri Şeyh Temim Bin Hamad Al-Sani’e satılıyor…
Elbette Katar Emiri’nin doğrudan şahsına değildir belki, olsa ne yazar da, kontrolündeki şirketlere satılıyor…
İçin daha da ilginci, hesap sorulamadığı gibi, anlaşmanın içeriğini bile lütfedip millet ile paylaşmıyorlar…
Dahası, Türkiye’yi satarak “Global Ülke” haline getirileceği savunuluyor…
Ve… Millet olarak uyumaya ve karşı çıkmamaya devam ediyoruz…
XXX
Gelelim bir başka konuya ki “Saygınlık” konusu…
Yurt dışına firar eden FETÖ'cülerin iadesi için 4 yıldır mücadele ettiklerini belirten İçişlweri atanmış bakanı Süleyman Soylu, "4 yıldır göbeğimizin bağı çatladı. Interpol diye bir kuruluş var; kızdık olmadı, bağırdık olmadı, kavga ettik olmadı, mücadele ettik olmadı, protesto ettik olmadı. Kırmızı bülten çıkarıyoruz, kabul etmiyorlar; askıya alıyorlar, düşürüyorlar. Ve netice itibarıyla, Zekeriya Öz'ü de istiyoruz, Adil Öksüz'ü de istiyoruz, istemediğimiz yok, hepsini istiyoruz, kale almıyorlar" diye şikâyet ediyor…
Kime ediyor?
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, komisyon üyelerine, yani millete…
Çünkü o komisyonlar da milletin düşüncelerini, taleplerini, uyarılarını iktidarlara anlatmak için varlar.
Seçilmemiş olarak da olsa atanmış olarak da olsa İçişleri Bakanlığı gibi bir görevi üstlendiysen kardeşim, şikâyet etmeyeceksin, iş yapacaksın…
Diyelim ki İnterpol hakkındaki dedikleri doğru…
Sonuç olarak -çünkü “İnterpol” denilen örgüt, uluslararası bir örgüt- örgüte Türkiye de üye. Dünya geneline yayılan ve örgüte üye olan ülkelere kaçan suçluları oldukları yerde yakalanmasını ve ülkesine iade edilmesini sağlar…
Ancak yakalatmanın ve iade edilmesinin de yakalandığı ülkenin yasalarına göre belli koşulları vardır.
Pat, yakaladık, al sana gibi bir şey olmayabilir…
Ancak eğer İnterpol’e yakalanması için “Bülten” çıkartıyorsan, mutlak sonuç alman gerekir. Elbette yakalanabiliyor ise…
Ancak sözünün de geçerli olması, senden bir şekilde çekinilmesi, ülkene de saygı duyulması gerekir.
İstediğinin yerine getirilmemesi halinde ne yapacağının bilinmesi şeklinde karşı tarafta bir kaygı oluşması gerek ki onun tarifi de diplomatik dilde saygı görmektir…
XXX
Gündemin arkasına düşmesin diye bir konuya daha değineceğim bugün. Örneğin sorsak, “Kendinizi ne sanıyorsunuz” desek..
Anlatayım…
Bir MHP Genel Başkan Yardımcısı, Babacan’ı hedef alıp sosyal medya hesabından açıklama yapıyor ve her zaman olduğu gibi, açıklama hakaret dolu, kendini övme dolu açıklama……
“Türkiye'ye kurulan tuzaklara gönüllü taşeronluk yapmak üzere yüzde 100 yabancı sermaye ile imal edilen DEVA isimli particikte genel başkancılık oynayan Ali Babacan; emsalleri ile birlikte mekân tuttuğu çukur seviyeden, Sayın Genel Başkanımıza dil uzatma hadsizliğinde bulunmuştur.
Ömrünü büyük Türk milletine adayan Sayın Genel Başkan'ımıza yönelik bu hadsizlik ne acıdır ki Türk'ün gücünü yedi düvele gösterdiğimiz müstesna ilimiz Çanakkale'de, dün mağlup ettiklerimizin Türkiye'yi bir müstemleke hâline getirmeye ant içmiş yedek akçesi tarafından yapılmıştır.
Bırakın teşkilatlanmayı; il başkanı bulamayan cücük bir yapılanmanın başındaki etkisiz eleman; milyonlarca oy vereni, Türkiye ile birlikte dünyanın dört bir köşesinde oy vereninden çok daha fazla gönül vereni olan partimizden bahsederken "küçük" kelimesini kullanabilmektedir.
Türkiye Cumhuriyeti'ne diz çöktürmek için ortaya çıkan, “Açılımın sahibi geliyor” anonsuyla cadde cadde ihanet gezdiren, toplantılarında Türk devletine meydan okuyan bu hadsizin Sayın Genel Başkan'ımıza yönelik “Devleti esir aldı” sözleri bir akıl tutulması, şuur noksanlığıdır.
Milliyetçi Hareket, sokaklarda ıspanak fiyatına satılan demokrasinin değil gerçek demokrasinin, hak yolunun, hakikat yolunun takipçisidir.
PKK’ya meşruiyet, FETÖ’ye serbestî vermeyi demokrasi zanneden zihniyet, bu temiz topraklardan def olana dek mücadelemiz sürecektir.
Türk çocuğu, Mete'den Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ecdadının yolundadır; yolbaşçısı Sayın Devlet Bahçeli’nin teşvik ve talimatları doğrultusunda büyük ve müreffeh Türkiye’yi inşa etme ülküsüne hızla ilerlemektedir.
Babacan’a tavsiyemiz ise"had sınırı"nı bilmesidir."
XXX
Tamamını özellikle verdim, aradan “Cımbızlanmış kelimeler” denmesin diye…
Yani, MHP ve MHP düşüncesi dışındaki tüm halk, akılsız, vatan haini, hadisiz filan…
Ayıptır yav, biraz kendinize gelin…
Lütfen şimdi MHP’nin genel başkanı ve şürekâsının, her zaman yaptıkları benzer açıklamayı irdeleyin.
Siyasi içeriği ne kadar değerli?
Edebe ve adama ve hatta ahlâka uygun mu?
Takdir sizin…
XXX
Yarın “Kış mevsimi”nin birinci gününe “Merhaba “ diyeceğiz ve hem salgın, hem depremler hem de zorlu ekonomik koşullar altında geçireceğizmi gelecek günler için tüm ülkemin milletine kolaylıklar, sabırlar ve sağlıklı günler diliyorum.
Çünkü kolay olmayan günler bizi bekliyor ama moral bozmamak için…
Kolay gelsin…


