Özgürlük, hak, insan hakları, hukuksal eşitlik, eşit özgürlük, ayrımcılık yasağı, haysiyet (onur) gibi temel kavramlardan hareketle insan hakları genel kuramı oluşturulur. Bu kuram, “insan haysiyeti” temelinde “özgürlük ve eşitlik” denklemine dayanır. Özgürlük, herkese tanınmış bir insan hakkıdır. Hukukça yasaklanmamış olan, yasal ve serbest olandır. Özgür olmak, başkasına karşı öne sürülebilen haklara sahip olmaktır. Kişi, şu ya da bu biçimde karar verme ve davranma, iradesi doğrultusunda yapma ya da yapmama yetkisi ile “özgür” dür.
Özgürlük, bağlı ve bağımlı olmama, dış etkilerden bağımsızlık, engellenmeme ve zorlanmama halini dile getirir. Özgürlük kişinin iradesi ile baskı altında olmadan insan olmasının gereği olan ve insan onuruna uygun düşen isteklerini hayata geçirebilmesi ve buna ilişkin bir ortamda yaşaması ve bunu hissetmesidir. Özgürlüğün varlığı hukuk için gerekli olduğu gibi hukukun varlığı da özgürlük için gereklidir. Hukukun olmadığı yerde herkes kendinde istediğini yapabilme yetkisini görecektir.
Kim özgürlüğünün kısıtlanmasını ister ki ama Ülkemizde diyerek devam etmek isterim ki; Özgürlüğü ve özgür yaşamayı yanlış anlıyor ve uyguluyoruz, isteklerimizi istediğimiz şekilde yapmak özgürlük değil bence… Özgürlük başkalarına müdahale etmeden, doğaya, hayvanlara zarar vermeden istediğini yapmaktır, kendi isteklerinin ve yaşantısının yanı sıra başkalarının isteklerini ve yaşantısına saygı göstermek, gözetmektir özgürlük…
Kişi diğer insanların haklarına, yaşantısına saygı duyduğu sürece, dilediği şekilde yaşaması ve yaşam tarzına müdahale edilmemesi konusunda herkes hem fikir, bu giyim kuşamda olsun, yaşam tarzı olsa, geleneklerimiz, inançlarımız ve değerlerimiz olsun insanın tercihidir, özgürlüğüdür bu da hür haktır…gel gör ki bunu uygulayan hiç kimse yok…mahalle baskısı, eğitimde baskı, çocuğa baskı, kadına baskı ve en önemlisi siyasi baskı neresinden bakarsanız bakın tutarsızlık, özgürlüğümüzün adı var kendi yok her tarafından baskı fışkırıyor memleketin…
Buna dayanarak, ülkemizde seçimlere sayılı günler kalmışken çevre etrafta insanların konuşmaları, birbirlerine baskı etmeleri konusunda oldukça yoğunluk kazandı… Yıllardır komşuluk yapan kişilerin bu konuda sözlerinin karşılaşması, aile içerinde yaşanan büyük tartışmalar, arkadaşlar arasında gerginlikler gibi…
Siyasiler liderler seçim startının verildiği gün itibariyle yaptıkları miting ve programlar da Türkiye’nin geleceği hakkında verilen vaatlerle halka hitap ederek oy istiyor…
Bütün illerde her görüşün kendi özgür ve özgür iradesiyle partilerini desteklemek amacıyla alanlarda toplanan vatandaş hem ülkemizin geleceği, hem kendi geleceğimiz hakkında en iyi ve refah bir yaşam için umut ediyor…günlerdir sakinlik içerisinde devam eden mitingler seçim tarihi yaklaştıkça yerini gerginliğe tartışmalara, taşlı sopalı saldırılara bırakıyor, peki nerde kaldı sükunet, nerde kaldı kişinin özgürlüğü ve özgür iradesi nerde kaldı düşünce farklılığına saygı…
Aldığım duyumlara göre; iktidar cephesinden bazı provokatörler iş başındaymış… Türkiye’de seçim sadece AK Parti konuşacak, sadece onlar miting yapacak ve sadece kendileri kazanacak gibi bir düşünceyi yürüterek, farklı görüşte olanlar için her şey yasak, fikirlerini söylemek provokatörlük olarak nitelendiriliyor… Ve destekleyenlerde terörist, vatan haini olarak görülüyor… Bu dayatma ve baskı özgürlüğe gem vurulması değil de nedir acaba? Bunu siyasi liderler ya da vatandaşlar olarak ayırt etmiyorum; her Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı yasalar çerçevesinde özgürdür, özgürce düşüncelerini ifade edemeyeceksek dayatmalara ve baskılara boyun eğeceksek bunun açıklaması köleliktir…
Birincisi; İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Erzurum mitinginde taşlı saldırı, haydi buyurun cenk meydanına… Düşünün ki, bir ülkede Başkan vasfındaki kişi konuşma yapacak fakat konuşması taşlanarak kesilecek ne kadar adil ve adaletli dersiniz? Ülkenin bakanı, o şehrin valisi, AK Parti sözcüsü açıklamalarında tek bir kişiyi suçluyor, o da Sayın Ekrem İmamoğlu… Her konuşmalarında demokrasiden bahsederek mangalda kül bırakmayanlar Ülkemizin Adil, Adaletli Ve Özgürlüğü nerde kaldı dersiniz?
İkinci bir örnek ise yurt dışından;
Gurbetçi vatandaşların oy kullanımı günler öncesinden başladı biliyorsunuz, yakın çevrelerimden bana gelen kısa videolarda AKP-MHP’li vatandaşların hem sandığa, hem de kişilere olumsuz müdahalede bulundukları yönündeydi… Ve bunun gibi daha bir çok yerde yaşanan olaylar… Yani kişinin özgürlüğüne saldırı, müdahale etme, özgürlük bir kişinin değil, herkesin hakkıdır… Tüm insanların en doğal hakkın olan özgürlük bağımsızlık, hürriyet, sınırlandırılmadan istediğini seçebilmesi, yapabilmesi ve hareket edebilmesi, demokratik bir ülkede yaşamanın mutluluğu hür irademizle rahat ve özgür yaşamaktan geçer… Özgürlüğü olmayan insan sadece dışarıdan gelen uyarılara göre hareket eden bir robot gibidir, çevrenin ve koşulların yönettiği biri olmuştur.
Nerede kaldı insanın özgürlüğü ve özgür yaşaması, düşüncelerini özgürce ifade etmesi, ülkemizde iktidar tarafında iseniz özgürsünüz…Aynı görüşte değilsen terörist, vatan haini, darbeci olarak etiketleniyorsunuz… Zorbalıkla, bir zorlama ve dayatma politikası içerinde, yaşama ve karara saygısızlık çerçevesinde özgürlüğünüz elinizden alınıyor ama özgürlük bir kişinin değil, herkesin hakkıdır… Toplum olarak herkesin istediği özgür ve özgür iradeye sahip olmak…
Özgürlüğünüzü baskılandırmayın, dayatmalara izin vermeyin, özgürlüğünüze müdahale ettirmeden sağlıklı bir seçim dileğiyle…


