Basında sansürün kaldırılışının yıldönümü olan 24 Temmuz Basın Dayanışma Günü nedeniyle
yapılan açıklamalarda genel anlamda klasikleşen söylemler ile yine benzer mesajlar yer aldı meslek örgütlerinden.
“Basının sansürle değil, özgürce yayın yapması halinde topluma katkı sağlayacağı” temasının ağırlıklı olarak ön plana çıktığı mesajlarda mesleki sorunların altı çizildi ve beklentiler bir bir sıralandı.
SORUNLAR ÇÖZÜLEMİYOR
Türkiye’de sorunlar ne yazık ki çözülemiyor.
Hele hele Türkiye genelinde 9 gazeteciler federasyonu, 86 gazeteciler cemiyeti ve basın derneği ile bu derneklere üye on binlerce gazeteci bulunmasına karşın ne yazı ki sansürün gerçek anlamda kalkmaması nedeni ile basın çalışanlarının görevlerini özgürce yapamıyorlar.
“DEZENFORMASYON YASASI”
Haziran ayında TBMM gündemine gelen ve Ekim ayında yeniden
görüşülmek üzere ertelenen, kamuoyunda “Dezenformasyon yasası” olarak bilinen yasal düzenlemenin basının geleceği açısından büyük önem taşıyor.
Kanun değişikliğinin gerekçesi olan “Dezenformasyon”; dünyanın ortak,
önemli ve acil çözüm bekleyen sorunlarından birisi.
Dezenformasyon sadece iktidarların değil, iktidarı ve muhalefetiyle tüm ülkemizin sorunu
ve mutlaka mücadele edilmeli.
Bu soruna yasal düzenleme ile çözüm aranması genel kitleden destek bulan bir faaliyet.
Ancak bu düzenleme, basın özgürlüğünü de engelleyici yönde olmamalı.
Kanuna ilişkin karar verici konumdaki tüm taraflar, basının sansürlenerek
değil, özgürleşerek topluma ve demokrasiye katkı sağlayabileceğini bilmeli ve buna göre girişim ve düzenleme yapmalı.
24 TEMMUZ 1908’DEN BUGÜNE…
Basınımız 2022 yılının 24 Temmuz’una da, geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi
birçok sorunla girdi.
“Türk basınında sansür, gazetecilerin 24 Temmuz 1908 tarihinde
gerçekleştirdiği onurlu direniş sonucu kalkmış, ancak süreç içerisinde
yapılan çeşitli yasal düzenleme ve baskılarla yeniden gündeme gelmiştir.
Bu sorunların başında da, TBMM’de görüşülmesi ertelenen 40 maddelik “Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik yapılmasına Dair Kanun Teklifi” mesleki sorunların bir bölümüne çözüm getirecek içerikte olsa da, birçok maddede düzenleme yapılması zorunluluğu gün gibi ortada.
“MESLEK YASASI”
Sektörde yaşadığımız en öncelikli sorun, diğer sorunların da
kaynağı olan “Gazetecilik Meslek Yasası” olmaması.
Medya, gerçek anlamda işlevini yerine getirebilmesi için, gazetecilik mesleğini ve bu mesleği kimlerin yapabileceğini düzenleyen ‘Gazetecilik Meslek Yasası’na acilen ihtiyaç duymakta.
Ülkemizde gazetecilik meslek yasası olmadığı için dileyen herkes, eğitimine ve bilgi birikimine bakılmaksızın “Gazeteciyim” diyerek mesleğe
başlayabilmekte.
Oysa gazetecilik/habercilik, özel eğitim gerektiren bir meslek olup Gazetecilik yapmak isteyen bir kimse, eğitim seviyesi ne olursa
olsun işe girebilmekte.
Bu durum, basın mesleğini her türlü istismara açık hale getirmektedir ve
habercilik, tehdit ve şantaj aracı olarak kullanılmakta ve ne yazık ki daha da kötüsü bu tür kişileri basın mesleğinden uzaklaştıracak herhangi bir yasal düzenleme de bulunmamakta.
Bu çarpık durumu ortadan kaldırmak için, gazetecilik mesleğini kimlerin
yapabileceğini düzenleyen “Gazetecilik Meslek Yasası acilen çıkarılmalıdır.”
SANSÜR KISKACI…
Sansür meslektaşlarımızı kıskacına alan ve tarihin her döneminde baş edilemeyen önemli bir sorunumuz.
Çeşitli medya kurumlarında yaşanan uygulamalara bakıldığında, sansürün kalkmadığını, etkisini arttırarak devam ettiğini görmek olası.
Sansür günümüzde ‘haber yasaklama’ yoluyla yapılmasa da, gerçeği çarpıtma, gizleme veya çeşitli tehdit ve yaptırımlarla devam
etmekte olup görünen o ki bu iş daha böyle yıllarca iktidarların istediği güzergahta gitmeye mahkum.
“ÖZGÜR BASIN KATKI SAĞLAR!”
İfade ve basın özgürlüğü demokrasinin olmazsa olmazıdır.
Türkiye’de demokratik yaşamın temel sorunu ne yazık ki basın ve ifade özgürlüğünün gerçek anlamda olmamasıdır.
Halkın haber alma hürriyetinin işlerliği için basın ve ifade özgürlüğü temel gerekliliktir.
Halkın gerçekleri öğrenme ve bilgi edinme hakkının aracı olan basın
özgürlüğünün önündeki engeller kalkmadıkça, 24 Temmuzlar bizler için
bayram olmayacaktır.
Soru(n)lar aynı çözüm belli ancak kimsenin de umurunda değil basın özgürlüğü.
Her yıl olduğu gibi benzer söylemler ve aynı dilek ve temennilerle değişmeyen-gelişmeyen sektör bazında bu nedenle bu yıl da 24 Temmuz’u Basın Bayramı olarak değil, dayanışma günü olarak bu anlamda kutlamaya devam ediyoruz...
