Kayseri Ticaret Odası’nda 2026 yılının ilk meclis toplantısı gerçekleştirildi.
Yılın ilk meclis toplantısına SGK İl Müdürü Mustafa Türkoğlu, İl Göç İdaresi Müdürü Enver Tutel’de katıldı.
Gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan KTO Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, küresel siyasetin keskin virajlarına ve ekonomik belirsizliklere dikkat çekti.
Türkiye’nin temel sorunu ekonomi ve güven.
Adalet sistemine dair endişeler.
Ne yazık ki yatırımcı Türkiye’ne Güvenli bir Liman olarak görmüyor.
Bu nedenle de herkes kabuğuna çekilmiş kağıttan kağıt kazanmaya çaba sarf ediyor.
Yani parasını ya bankada tutuyor, ya tahvil alıyor, ya da sepet yaparak hisse senedi üzerinden yürüyor.
Altına, gümüş’e yatırım yapan da çok.
Sanırım son dönemde konut ve arsa da bazı belirsizlikler ar.
Büyükler riski dağıtmak için Borsa, Döviz, Emlak gibi olayı üç dört farklı platforma kaydırıyor.
Küçük yatırımcı için ise günlük alım satım işleri sadece günü kurtarmaya karnını doyurmaya yönelik.
Ekonomi de ayakları yeren sağlam basan devasa projeler ağır aksak gidiyor maalesef.
BU YATIRIMLARI SONUNA
KADAR HAK EDİYORUZ…
Küresel risklerden yerel sanayi hamlelerine kadar kritik başlıkları ele alan KTO Başkanı Ömer Gülsoy, Gülsoy, Marmara Bölgesindeki aşırı yoğunlaşmayı azaltmayı hedefleyen "Ulusal Sanayi Alanları Master Planı" projesi konusunda “Orta Anadolu Üretim Havzası” kurulmasının önemine dikkat çekti.
Gülsoy, “Biz bu yatırımları sonuna kadar hak ediyoruz.
Bu vizyoner kararla hem bölgesel kalkınma farkları azalacak hem de Türkiye ekonomisi deprem riskine karşı sigortalanmış olacaktır.
Bu vesileyle; 2019’dan beri sabırla ve kararlılıkla dile getirdiğimiz bu 'Orta Anadolu Üretim Havzası' projesini sahiplenen, Kayseri’nin ve İç Anadolu’nun sesine kulak veren, bu stratejik dönüşümün mimarı Sayın Cumhurbaşkanımıza ve Sanayi ve Teknoloji Bakanımıza Kayseri iş dünyası adına şükranlarımı sunuyorum.” diye konuştu.
“MEMLEKET MESELESİ…”
Başkan Gülsoy, 2019 yılından bu yana her platformda dile getirdiği Marmara’ya alternatif, deprem riski düşük, sanayi tecrübesi yüksek bir 'Güvenli Liman' oluşturulmalı sözlerinin nihayet karşılık bulduğunu belirterek şunları söyledi:
“Marmara Bölgesi artık doldu, taştı!
Sanayiyi tek bir bölgeye hapsetmek, Marmara’nın omuzlarına bu kadar yük yüklemek hem o bölgeye hem de Türkiye’nin geleceğine yazıktır. Allah korusun, Marmara’da yaşanacak yıkıcı bir deprem, Türkiye ekonomisinin şalterini indirmek demektir.
Ülkemizin ekonomik ve sosyal yaşantımızı riske atmamak için, yumurtaların hepsini aynı sepete koymamalıyız.
Kırıkkale’den Ankara’ya, Konya’dan Aksaray’a, Niğde’den Mersin’e ve elbette bu işin kalbi olan Kayseri’ye uzanan bir üretim koridoru şarttır. Nihayet sesimiz karşılık buldu!
Yıllardır verdiğimiz bu mücadele, Sayın Cumhurbaşkanımızın tensipleriyle artık vücut bulmaya, somut bir devlet politikasına dönüşmeye başladı. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda hazırlanan “Ulusal Sanayi Alanları Master Planı” ile Marmara’daki sanayi kümelenmesinin risk haritası çıkarılacak kapsamlı bir çalışma başlatıldı.
Buna göre İstanbul, Tekirdağ, Bursa, Balıkesir, Çanakkale, Yalova, Kocaeli ve Sakarya illerinde bulunan 77 Organize Sanayi Bölgesi ile birlikte büyük sanayi tesisleri ve kritik altyapılar; ulaşım ve enerji bağlantıları da dikkate alınarak incelenecek.
Marmara’daki yoğunluğu azaltma hedefi doğrultusunda, İç Anadolu ve Doğu Akdeniz başta olmak üzere yeni sanayi havzaları oluşturulması planlanıyor.
Kayseri’mizin de içinde bulunduğu 16 ili kapsayan bu stratejik hamle, Türkiye’nin ikinci büyük sanayi koridorunu inşa edecektir.
Kayseri; sahip olduğu sanayi kültürüyle, çevresindeki 13 ili doğrudan, 20’den fazla ili ise dolaylı olarak etkileyen bir 'çekim merkezidir'.
Biz bu yatırımları sonuna kadar hak ediyoruz.
Bu vizyoner kararla hem bölgesel kalkınma farkları azalacak hem de Türkiye ekonomisi deprem riskine karşı sigortalanmış olacaktır.
Bu vesileyle; 2019’dan beri sabırla ve kararlılıkla dile getirdiğimiz bu 'Orta Anadolu Üretim Havzası' projesini sahiplenen, Kayseri’nin ve İç Anadolu’nun sesine kulak veren, bu stratejik dönüşümün mimarı Sayın Cumhurbaşkanımıza, şahsım ve Kayseri iş dünyası adına en kalbi şükranlarımı sunuyorum.
Sanayi ve Teknoloji Bakanımıza da teşekkür ediyorum.
Bu proje, Kayseri ticaretinin ve sanayisinin önümüzdeki 100 yılını kurtaracak bir dönüm noktasıdır.”
“KÜRESEL EKONOMİDE REKABETİN
ŞARTLARI EPEY AĞIRLAŞMIŞTIR…”
Konuşmasında ekonomide yaşanan son gelişmeleri değerlendiren Gülsoy, “Bu dönemde dünya siyasetinin de ne kadar keskin ve kuralsız bir viraja girdiğine hep birlikte şahitlik ediyoruz.
Son günlerde yine dünya diken üzerinde.
ABD ile İran arasında tırmanan gerilim, Orta Doğu’yu bir kez daha geniş çaplı bir savaşın eşiğine getirmiş durumda…
Ard ardına yaşanan toplumsal gerilimler, bölgesel belirsizliği maalesef canlı tutmaya devam ediyor.
Yaşanan gelişmeler küresel ölçekte ekonomik ve siyasi risklerin aynı anda tırmandığı bir sürece işaret ediyor.
Bu durum enerji koridorlarından emtia fiyatlarına, ticaret yollarından finansal piyasalara kadar pek çok alanda hızlı ve öngörülemez değişimlere yol açabiliyor.
Bu nedenle üretim yaparken yalnızca kendi maliyetlerimizi değil dünyanın içinde bulunduğu bu yeni ve belirsiz düzeni de dikkate almak zorundayız.” dedi.
“ÇİN İLE TİCARET ÜRKÜTÜCÜ:
MİLLİ BİR HAMLE ŞART…”
Çin ile olan dış ticaret açığının 42 milyar dolara ulaşarak Türkiye’nin toplam açığının %51’ini oluşturduğunu vurgulayan Gülsoy, “Çin, ihracat sıralamamızda Slovenya’nın bile gerisinde kalarak 22. sıraya düşmüştür. Çinli şirketler Avrupa pazarındaki payımızı elimizden alıyor.
Bu durum sanayicimizin yatırım mecalini bitiriyor.
İthalatı ürün ve marka bazında analiz edip, gerekirse 'Trump vari' bir kararlılıkla ticaret engellerini masaya koymalıyız.
İhtiyacımız olan tek şey, rekabetçiliğimizi geri kazanacak bir 'Büyük İmalat Sanayi Hamlesi'dir.” diye konuştu.
“AB-HİNDİSTAN ANLAŞMASI İHRACATIMIZ
İÇİN KRİTİK BİR DÖNÜM NOKTASIDIR”
Başkan Gülsoy, Avrupa Birliği ile Hindistan arasında imzalanan yeni ticaret anlaşmasının Türk ihracatçısı üzerindeki olası etkilerine karşı da uyarılarda bulunarak; “AB ile Hindistan arasında yapılan bu anlaşma, dış ticaret dengelerimiz açısından kritik bir dönüm noktasına işaret etmektedir.
Anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle birlikte; otomotiv, tekstil, mobilya, kuyumculuk, kimya, deri ve metalurji gibi stratejik sektörlerimizde sağlanan gümrük muafiyetleri ve kota esneklikleri, Türk ihracatçısı üzerinde ciddi bir rekabet baskısı oluşturacaktır.
Bu bağlamda, Avrupa pazarındaki payımızı korumaya yönelik proaktif tedbirlerin ve stratejik hamlelerin ivedilikle hayata geçirilmesi elzemdir.” ifadelerini kullandı.
“2026 HEDEFİ: KAYSERİ’Yİ AKILLI
TİCARET MERKEZİ YAPMAKTIR”
Başkan Gülsoy, Türkiye ekonomisindeki gelişmelere ve Kayseri’nin dış ticaret performansına değindiği bölümde, 2026 yılı için "vites artırma" mesajı verdi.
Gülsoy, “2025 yılını dezenflasyon süreci ve küresel ticaret savaşlarıyla mücadele ederek kapattık.
Enflasyonun yıl sonunda yüzde 30,9 seviyelerine gerilemesi olumlu bir gelişme olsa da sahadaki yansımaların henüz bu ölçüde hissedilmediğini görüyoruz.
Ekonomik programa olan güven perçinlenmeli, rasyonel zeminden asla vazgeçilmemelidir.
Tüm bu zorlu tabloya rağmen Kayseri olarak 2025’i 3 milyar 847 milyon dolar ihracatla, bir önceki yıla oranla yüzde 2,54 artışla kapattık.
Bu başarı, alın teriyle üretim yapan sanayicimizin ortak emeğidir.
Ancak 2026’da vites artırmak zorundayız.
Hedefimiz; Kayseri’yi sadece bir üretim merkezi değil, dijitalleşen ve yapay zekayı verimlilik aracı olarak kullanan bir 'Akıllı Ticaret Merkezi' yapmaktır.” dedi.
“SINIRDA KARBON DÜZENLEMESİ ARTIK
ERTELENEMEZ BİR ZORUNLULUKTUR”
1 Ocak 2026 itibarıyla yürürlüğe giren yeni düzenlemeye ayrı bir parantez açan Gülsoy, “Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması resmen başladı.
Eğer karbon ayak izimizi düşüremezsek sınırda ek vergilerle karşılaşacağız.
Artık sadece kaliteli değil, 'temiz' üretmek zorundayız. Fabrikalarımızı yeşil kaynaklarla donatmak ticari varlığımızı sürdürmek için ertelenemez bir zorunluluktur.
Odamız bu süreçte her üyemizin yanındadır.” dedi.
KAYSERİ’NİN ÖNEMİ…
Başkan Gülsoy’un söylemi ile “Kayseri; sahip olduğu sanayi kültürüyle, çevresindeki 13 ili doğrudan, 20’den fazla ili ise dolaylı olarak etkileyen bir 'çekim merkezi'.
Tarihi değeri malum.
Ankara’dan sonra İç Anadolu’nun lokomotifi.
Doğuya açılan kapısı.
Sanayi ve ticaret şehri.
Ancak iç ve dış olumsuzluklar nedeni ile yatırımcı önünü göremiyor.
Her ne kadar ihracatta rüyalarımızı süsleyen 5 Milyar dolar hedefini 2025’de 4 milyara dahi ulaşamayarak ıskalasak ta, önümüzdeki yıllarda hedef büyütmemizin gerekliliği de ortada.
Önümüzde Mart ayında odalarda seçimler var.
Yeni oluşumlar konuşuluyor.
Mevcut başkanların yapması gereken yeni bir yol haritası ile Türkiye’nin Kayseri özelinde "Ulusal Sanayi Alanları Master Planı" projesine paralel olarak “Orta Anadolu Üretim Havzası” nın bir an önce hayata geçirilerek Kayserili yatırımcının hak ettiği bağlamda önünün açılması için düğmeye basmak olmalı.
2026-2030-2035 hatta 2050’li yılların vizyonu ortaya konmalı.
Bu bağlamda Kayserili sanayici, tüccar ve yatırımcı hem hayallerini, hem de gerçeklerini hayata geçirmek için geç kalmamalı.
Dünya da müthiş bir değişim ve gelişim var.
Makasın fazla açılmasına izin verilmemeli.
Zira Dünya’daki yatırımcılar arsızlıkla, hırsızlıkla, haksız rekabetle, kabadayılıkla, hiçte hakları olmayan pazarlarda ülkemiz iş insanlarına yaşam hakkı tanımıyorlar.
