Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’ne (TOBB) bağlı odaların seçimi yapıldı, geçtiğimiz Cumartesi… Sanayi Odası’nda Mehmet Büyüksimitci’nin, Ticaret Odası’nda Ömer Gülsoy’un ve Ticaret Borsası’nda Recep Bağlamış’ın desteklediği listeler kazandı… Aslında beklenen sonuçtu… Tebrik ediyor, başarılar diliyorum.
***
Seçile(n)cek başkanların selefleri gibi, eleştirel bir tavır takınacağına hiç ihtimal vermiyorum… Eleştirdikleri anda “çarpı”yı yerler. Bunu da boşa konuşmuyorum… İktidara ufak bir eleştiri yapsınlar, ilgili bakanlık tarafından bir “A4”kâğıdına yazılı “entü püften” bir gerekçe ile görevden alabilirler… Mesela mı, odaların görev alanına girmeyen, bir parasal yardım, alınma gerekçesi olabilir, “soruşturmanın selameti için!”
***
Hatırlar mısınız? Rahmetli Kilci’yi “yemeye” karar vermişlerdi ama sandıkta bir türlü yiyemiyorlardı.Hapse attılar… Türlü gerekçelerle, görevden aldılar… Gönderdikleri müfettiş, harcamaları vs. didik didik etti… Mesela, Kayserispor’ayapılan50 bin liralık yardımı zimmet çıkarttı amacı dışında bir tasarruf diye… Oysa benzeri yardımı diğer odalar ve OSB’ler de yapmıştı…
***
Hisarcıklıoğlu, Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün, sanırım Ergenekon’dan, tutuklanınca, basın toplantısı yapıp, zehir zemberek bir açıklama yapmıştı… Mesela, aynı Hisarcıklıoğlu, Kilci’ye de sahip çıkmış mıydı acaba, Aygün’e sahip çıktığı gibi? Öyle ya, ikisi de kendisine bağlı oda başkanıydı.
***
Çok iyi anımsarım, TOBB Başkanı Fuat Miras bir kızgınlık eseri istifa ettiğinde,yönetim bu istifayı, saniye beklemeden işleme koymuştu. Hisarcıklıoğluda başkan seçilmişti…Miras, sonra istifasını geri almak istediğinde, yönetim kabul etmemiş sonra Bakanlığa başvurmuştu… Sanayi Bakanı Ahmet Kenan Tanrıkulu, şayet bu talebi kabul etseydi, Rıfat Bey, ömründe göremezdi o makamı… Bakana etki edenlerden birisi de rahmetli Kilci idi… Neredesin; “ey ahde vefa!”
***
Maksat, amaca uygun harcama yapmaksa mesele yok. Mesela, TOBB, Yassıada’nın düzenlenmesine ne kadar harcama yaptı. Sonra, işletmesini üstlendi… İşletme de zarar etti. Olduğu gibi devrettiler işletmeyi. Bakalım, kim yüklenecek bu enkazı. Rıfat Bey, çok sorduk ama TOBB’un ne harcadığını ve ne kara zarar ettiğini, bir türlü açıklamadı. Paranın asıl sahibi üyeler sormazsa, soramazsa, TOBB’u kurtarma gayreti bana mı düştü, Selo…
***
Hakkını yememek lazım. Rıfat Bey’inİktidarı eleştirdiği de olur, “mış gibi!” gibi yaparak. Noktayı koyar, “özel sektörün önündeki engelleri kaldırın!” Aslında bu, tüm Başkanların, klişe, bitiş cümlesi.
***
Hatırlar mısınız, davetli Kemal KılıçdaroğluTOBB’u; “TÜSİAD kadar yürekli olamadınız!” diye eleştirince o da ona; “Ana muhalefet boşluğu var!”, demişti. Oysa Kılıçdaroğlu, doğruyu söylemişti. “Yürekleri” var mı yok mu bilmem ama TOBB, hiçbir döneminde bir “burjuva” örgütü gibi davranamadı. Şahsen benim tepkimde bu noktadan. Yoksa hiçbir alıp veremediğim yok, TOBB ve başkanlarıyla.
***
Evet. Şimdi gelelim, “mevzuyu hutbeye!”. İş dünyasının iki önemli teşekkülü TOBB ve bağlı odalar ile Esnaf ve Sanatkar Odaları, asla ve asla, bir sivil toplum örgütü değildirler, bunlar. Bir başkan ve yönetimi, ilgili bakanın, mahkeme kararı olmadan, göndereceği bir sayfa yazı ile görevden alınabiliyorsa, nasıl STK olabilirler ki? Bu nedenle; Kayseri tabiri ile,“devlet çalgısına ayak uydururlar”, uydurmak zorundadırlar.
***
Peki, çözüm ne? Çözüm şu; TOBB’u ve benzerlerini lağvedip, “zorunluluk” esasına göre değil, “gönüllülük” esasına göre oluşan meslek örgütleri oluşumuna izin vermek. Tabii, iktidar, iş hayatını çoğulcu yapacağına, yargının sivil ayağı Baroları parçalamak istedi. Kısmen de olsa başardı. Oysa Baro ile diğer meslek örgütlerinin işlevi farklı.
***
Böyle bir düzenleme yapın bakalım sözgelimi, TOBB ve bağlı odalar kaç üye bulabiliyor, yine söz gelimi Rifat Bey, bırakınız seçilmeyi, aday oluyor mu?Evet. Cânı yürekten savunduğum ve kurtuluşu orada gördüğüm katılımcılık, sivilleşme ve demokratikleşmenin ön şartlarından birisi de bu… Her türlü vesayeti kaldırdığını ya da kaldırmak istediğini söyleyen iktidar, iş dünyasının “vesayetçisi”TOBB’a ne diye dokunmaz ki?
***
Hukuk, katılımcılık, saydamlık, sivilleşme, çoğulculuk, serbest piyasa olmadığı sürece demokrasi falan olmaz. Bunun da lokomotifi tüccar ve sanayiciler olmalı. Tüm demokratik devrimlerde bunların payı büyüktür. Yani, genel anlamda “burjuvalar”. Toplumun sıkıntısı da burjuvasının olmayışı. Merhum Çetin Altan’ın dediği gibi; “Hazineden geçinmeye alışmış, mesleksiz bir toplumuz!”, vesselam.


