Ülkemiz öyle güllük gülistanlık idi ki…
Millet olarak mutlu, sağlıklı ve hiçbir konuda sorunu olmadan yaşıyorduk.
Öyle ki “Yahu… Bir sorunumuz, bir meselemiz, takışacak bir konumuz olsa da canımız sıkılmasa, biraz vakit geçirsek, onlarla uğraşsak” diye dört gözle bekliyordu ki…
Allah, bu isteğimizi ve duamızı geri çevirmedi, bize “Nur Topu” gibi akça-pakça ve en sağlıklısından tartışacağımız konuları bize gönderdi…
Şükürler olsun…
XXX
Birincisi, Baydın Efendi’nin hezeyanları…
İkincisi, yöntemini ve nasıl uygulanacağın pek akıl erdiremediğim “Tam kapanma” uygulaması.
Üçüncüsü, “Tam Kapanma” içinde uygulamaya konulan ve nereden çıktığı belirsiz “İçki yasağı” ki kendinizi tarih içinde yolculuğa çıkmış da tam IV. Murat zamanında yaşıyormuş hisse verecek uygulama…
Bir de Hacivat-Karagöz oyunu gibi, televizyon ekranlarından izleyerek, akşamlarımızı şenlendirecek bu konular üzerinde yapılan ve kelli felli adamların, yandaşların, yalakaların katıldığı, onların karşısında doğruları ifade etmeye çalışan bir avuç insanın olduğu ve adının da “Tartışma” programları olan gösterileri…
XXX
Birincisi…
Artık ABD devlet başkanlarının bizi baydırdığı şu “Soykırım” safsatası…
Bu konun tartışması, televizyonlarda görüş bildirmeyle geçiştirilecek bir konu değil, biraz ciddi olalım lütfen.
İşin uzmanları devreye girecekler, uluslararası platformlarda gereken açıklamaları ve savunmaları yapacaklar, Dışişleri Bakanlığının liyakatli personeli işi ele alacak…
Gelecekte ortaya çıkması muhtemel tüm sonuçları önceden görüp, gereken önlemleri alacaklar.
Demem o ki, mahallearası dedikodusu gibi davranışlar ve ipe sapa gelmez savunmalar, işin gerçeği değil.
Biraz gerçeğe dönelim lütfen…
XXX
Gelelim ikinciye…
Ortaya konulan “Tam kapanma” şeklini pek anlayamadım gitti…
Öncelikler var, örneğin Ereğli Demir-Çelik fabrikasını asla kapatamazsınız. Buranın bacalarının tütmesi, teknik olarak zorunlu…
Çünkü söndürdünüz mü, tekrar çalışır vaziyete getirilmesi kapanma sürecinden fazla olabilir. Oradaki Ocaklar, 7/24 ve 365 gün çalışır vaziyette olması zorunlu…
O zaman çalışan personelin de orada olması elbette zorunlu…
Sanayi ve üretim yerlerini durdurmanız fiziken de mümkün değil. O halde çalışanları da evde tutamazsınız.
Zorunlu olarak sokakta olmaları gerekenleri de evde tutamazsınız, onlar da sokakta ki yayımlanan genelgelerde hepsi belirtilmiş. Onlar “Tam Kapama”dan muaf oluyorlar…
AVM’ler açık, çalışanlar sokakta…
Marketler açık, çalışanları sokakta…
Ya AVM’lere ve marketlere gidecekler?
Onlar yasaklı, onlar çıkamazlar…
Yakınlarında varsa ne ala, yoksa otur aşağı, çıkamazsınız…
Yahu… Ülkede salgın almış başını gider olmuş, bu ne menem bir kapanmadır anlayan var mı?
XXX
Üçüncüsüne gelelim ki tam bir komedi…
Sokağa çıkabilirsen, markete gidebilirsen, her şeyi alabilirisn ama…
İçki alamazsın kardeşim…
Neden? Gerekçesinedir? Kim koydu bu yasağı? IV. Murat mı?
Garipliğe bakar mısınız?
İçişleri Bakanlığı bir genelge yayımlıyor ve kuralları belirliyor, vatandaşa da “Buna uyacaksın” deniliyor.
Bu tür genelge ile yasak koyamazsın, yasaya, hukuka aykırı…
Genelge, gönderen makamın alt birimlerine gider. Millet, İçişleri Bakanının alt birimi değil bir defa, kendinize gelin.
Dahası, “Yasaklama kararı” ile ilgili yazılı bir belge var mı diye bakıyoruz, yok…
İçki satan yerlere “Sözlü” olarak iletilmiş.
Yarın biri çıksa da “Söz” dinlemese n’olacak?
IV. Murat gibi kellesini mi alacaksın? Sıkıysa ona da bir genelge yaz da yargıdan geri dönsün. Çünkü bu ülkede içki yasağı koymak hiç kimsenin “Yasal” olarak “Haddi” değildir.
Laik cumhuriyette içkiye yasak koyamazsın kardeşim, bil bunu…
XXX
Bir de diye başladığım konuya da kısaca değineyim…
Tartışma programlarına çıkan kişileri üç aşağı beş yukarı artık tanıyoruz. İşin enteresan yani, ortaya konulan konu hakkına ne diyeceklerini de biliyoruz.
O zaman şöyle olsa; program açılsa, kişiler gelse, ekran donsa, biz biraz donan ekranı seyretsek de konuşarak kafa ütülemeseler olmaz mı?
Nasıl olsa biliyoruz ya ne diyeceklerini…
Ya sabır…
XXX
Değerli okurlar…
Gazetemizin yönetiminin bizi bilgilendirdiğine göre, kapanma süreci içinde 3, 5, 6 ve 11 Mayıs tarihlerinde yayında olacakmışız. Elbette kapanma süreci sona erince normal seyrimize gireceğiz. Bu süreçte sizler ile belirlenen tarihlerde beraber olmaya gayret edeceğim. Günleri şaşırmazsam elbette…
Gördüğünüz gibi “Tam kapanma” komedisi, basın emekçilerini de bir şekilde etkiledi.
Hadi gazeteciler için dışarı çıkma yasağı yok, gazeteyi de bastık, kim sokağa çıkabilecek de gelip gazete alacak?
Dert büyük ama, tedavisi bu iktidar ile asla olmayacak…


