“Savaşa hayır!” diyenler cümlesindenim…
Zülme, zalimler hayır! Diyenlerdenim.
***
Nerede bir mazlum görsem yüreğim sızlar, “cız!” eder…
Hele hele bu bir çocuk olursa, ağlarım, ağlarım.
Barış içerisinde bir dünya özlemi içerisindeyim…
O nedenle, mağdurları ve mazlumları, hiç ayrım yapmaksızın çok severim.
Tabii, tarihin kaydettiği en büyük mazlumlardan, “Kerbela şehitleri”ni de…
***
Şüphesiz, bizim şehitlerimiz başımızın tacı.
Bu vatanı bize kazandırdılar. Onlara sevgi ve saygılarım sonsuz.
***
Ayrıca; anlamlandıramadığım bir savaş için bir damla akıtacak kanım da yok…
Yok, vatan söz konusu olunca; “Ölüm hoş geldi, safhalar getirdi!”
Burada durmaya da devam ediyorum…
***
Kaynağı nereden gelirse gelsin,
İster Uhrevi olsun isterse dünyevi;
Tüm dayatmalardan, zorbalıklardan nefret ederim…
***
Ama ben bir şeyi daha sevmem;
“Ümeyyeoğulları”nı
Yani, Emevileri…
Yani Süfyanileri…
***
Bu nedenle, Şam Valisi, Muaviye’yi de,
Ehlibeyti katleden oğlu Yezit’i de,
Babaları/ dedeleri Süfyan’ı da…
Hz. Hamza’nın ciğerini yiyen anneleri/büyükanneleri Hint’i de…
Hiç sevmedim,
Sevemedim…
***
Muaviye’ye, “Hazret” diyenlerden de olmadım…
Ayıp değil ya!..
***
Ama diyenlere de saygı duyarım…
Çok da tanıdığım, selam verdiğim var;
“Hazret!”, diyen…
Onların incinmesinden rahatsız olurum!
Bu ayrı fasıl…
***
Bunları deyince, bana;
Baasçı,
Esatçı diyeceklere,
ya da yafta asacaklara hemen söyleyeyim:
Ben, zorba, zalim mi zalim baba Esat’ı da oğul Esat’ı da hiç sevmedim…
Sevemedim…
Baasçı gibi zorbalardan nefret ettim…
“Bebek katillerinden” de…
***
Sakın ola ki, Kütüb i Sitte’den bana Hadis hatırlatmaya falan kalkmayın,
Çok okudum, onları…
Hem, Emevi soyundan gelen çoğu metinlere de itibar etmem…
***
Dedim ya ama bir türlü sevemedim,
Bu soyu…
Ayıp değil ya!..
***
Yok, bundan dolayı kabir azabı çekeceksem;
Yok, bundan dolayı cehennem de “cayır cayır” yanacaksam;
Hoş geldi safhalar getirdi…
“Nârı da hoş, nûru da hoş!”
Nûruna koşarken, nârından neden kaçayım ki?