İçişleri Bakanımız Sayın Süleyman Soylu, öyle laflar ediyor ki, derin tarih bilgisinden ziyadesiyle istifade ediyoruz. Nitekim bunlardan birisine geçen günlerde yine parantez açmış, “ithal değerlerden” söz etmiş… Bunun üzerine merak ettim, tarih hafızamı yokladım, “ithal değerler” konusunda!
***
Sayın Soylu, "Türkiye Muhtarları El Ele Projesi" Kapanış Programı'nda konuşmuş. Cumhuriyetin birinci asrının tamamlanmak üzere olduğunu söyleyen Soylu; "Biz Cumhuriyet'in ikinci asrında kendimiz gibi yaşayacağız, medeniyet değerlerimizde ne varsa, onu yaşayacağız, milli irade ne diyorsa onu yaşayacağız, dışarıdan ithal anlayışlarla bir gelecek inşa etmek niyetinde değiliz, kendi aklımızı ve izanımızı, kendi özümüzü rehber edinmeye devam edeceğiz" dedi.
***
Bu söz bana daha önce Balıkesir AKP Milletvekili Tülay Babuşçu’nun bir sosyal paylaşım sitesinde paylaştığı; “600 yıllık İmparatorluğun 90 yıllık reklam arası sona erdi” yorumunu anımsattı. Ama onun da yanıldığı bir yer vardı. Aslında bu “reklam arası”, 18. yy sonuna doğru, Sultan 3. Selim ile başlamıştı. Nitekim 1960’lar da başta Necip Fazıl olmak üzere, “Bizim ecmainin fikir babaları” “yüz elli yıllık ihanetten” söz ederlerdi. Yani, “ihanet” Cumhuriyet ile başlamamış, “gavur padışah (lar)” dönemine kadar sarkardı.
***
1960’larda, benim de içlerinde bulunan “bakir Anadolu çocuklarının” kulaklarına üflenen şey, sürekli buydu; “150 yıllık ihanet!”... Tabii, şimdi bu,“iki asırlık ihanet” oldu… O nedenle, “parantezi kapatanlar”, “ithal değerlere” kafasını takanlar, “Cumhuriyeti reklam arası” görenler biraz tarih okusalar iyi olur… Rol model aldıkları Osmanlı tarihinden bile bihaberler.
***
Unutmasınlar; “ithal değerlerin” “hayatımıza girmeye” başladığı iki asır öncesinde, “hayatımızdan çıkmaya” başlayan “İmam Birgivi”, Vanî Mehmed Efendi, “Kadızade” ve “Üstüvanî Mehmet Efendi” öğretileriydi. Bu öğretiler, 16. yy’ın ortalarından itibaren Osmanlı toplumunu ve sarayı etkilemiştir. Şahsen, 19.yy başlarında “terk etmeye başladığımız” değerler dünyasına asla dönmek istemem.
***
Evvela şunda anlaşalım: "Dışarıdan ithal ettiğimiz" değerler neler? Amaçlanan, 3. Selim ile başlayan Osmanlı aydınlanması ve Mustafa Kemal Türkiye’sine damga vuran değerlerden uzaklaşma ise ben yokum.
***
Sayın Soylu, "ithal değerleri" bir saysaymış, memnun olurduk. Öyle ya, "karanlıkta kırptığı gözü", neyi kastettiğini biz ne bilelim. Umarım, Sedat Peker'in ayda “10 bin dolar verdiği siyasetçiyi” toplumdan gizlediği gibi “teklif ettiği” değerleri de gizlemez.Zira, 19.yy başından itibaren almaya çalıştığımız beşeri, hukuki, siyasi, ekonomik değerlerin tamamı “ithal değerler”. Bunların nesine karşı?
***
İsterseniz biz bazı ipuçları verelim. İthal değerler şunlar olabilir mi?
- Fransız Devrimi etkisi ile oluşan “ulus devletler”, bundan mülhem Anadolu da oluşan “Türk devleti” ya da Türkiye Cumhuriyeti,
- Milliyetçilik,
- Laiklik,
- Medeni Kanun,
- Latin Alfabesi,
- Tevhidi Tedrisat,
- Kadın erkek eşitliği,
- Vatandaşlık hukuku,
- “Teba”dan “vatandaşlığa” dönüşüm,
- Hilafet ve saltanatın kaldırılması,
yani netice olarak Cumhuriyet devrimleri mi?
Ya da “Hâkim görüşe” göre III. Selim ile başlatılan “Osmanlı modernleşmesinin” tarihsel durakları; II. Mahmud dönemi, 1839 Tanzimat Fermanı, İslahat Fermanı, I.Meşrutiyet ve II. Meşrutiyet” dönemlerinde kazanılan batılı değerler mi? Senedi İttifak mı? Meşruti monarşi mi? Parlamento mu? Üniversiteler mi? Kız okulları mı? Mızıkayı Hümayun mü? Pantolon mu? 3. Ahmet ile hayatımıza başlayan matbaa mı?
***
Sayın Soylu ve onun gibi düşünenler asla heveslenmesinler. İnsanlık geriye gitmez... Ama hedeflenen, "AK Parti 2002 Parti Programı"nda belirtilen hedeflese. Eyvallah... Unutmasınlar bu programla teklif edilenlerin kahır ekseriyeti “ithal” konular. Ama yine unutmasın, AK Parti, bugün bunun tam gerisi yönde bir gidiş sergiliyor. Yüz seksen derece yön değiştirdi.
***
Bireysel hak ve özgürlükleri savunan katılımcı, çoğulcu, hesap verebilir demokrasi trenini çoktan kaçırdı AK Parti... Heraklietos'un dediği gibi; "Aynı suda iki kez yıkanılmaz!" Geçmiş olsun...
***
Değerli büyüğüm… Bugün, tepeden tırnağa nerdeyse her şeyimiz, “ithal değerler” cümlesinden… Bilir misiniz bilmem, tarihimizi de “dışımızdan” yani “oryantalistlerden” öğrendik…
***
Neticeyi kelam: Yirmi yıllık AK Parti iktidarının dayatmak istediği bir sosyal ve dini hayatı da yaşamak istemem… Yaşamak isteyene de saygı duyarım. İyi ki de varmış “ithal değerler”. Yoksa bugünün Afganistan’ından farkımız olmazdı. Cumhuriyetin ikinci asrına girerken, demokrasi, hak ve özgürlüklerle taçlanalım. “Mustafa Kemal Türkiye’sinin” “ipine sımsıkı sarılırım!”


