KADİR DAYIOĞLU


NEREDEN NEREYE? (1)

AK Parti’nin iktidara gelişinin yirminci yılını idrak ettik, geçen gün… Hiçbir iktidara, hiçbir lidere nasip olmayan, kesintisiz yirmi yıl… Devlet hayatında çok kısa bir süre ama bir siyasal iktidar için uzun bir süre…


AK Parti’nin iktidara gelişinin yirminci yılını idrak ettik, geçen gün… Hiçbir iktidara, hiçbir lidere nasip olmayan, kesintisiz yirmi yıl… Devlet hayatında çok kısa bir süre ama bir siyasal iktidar için uzun bir süre…

***

Tayyip Bey sık sık tekrarlar; “Neredeeeen nereye!”. Devam eder; “Gençler siz bilmezsiniz, bizden önce buzdolabı yoktu; kâğıttan top yapar, oynardık!”Sanki2002 öncesi ‘Taş Devri’nde yaşardık… Kusura kalmasınlar, böyle bir algı oluşturmak istiyorlar. AK Parti, “olgularla” değil, “algılarla” yönetmeye çalışıyor, ülkeyi. Başarılı da olmuyor değil… Toplumda da karşılık buluyor…

***

Ekonomik sıkıntılar; geçim sıkıntıları bir yana bırakıldı,“Yerli-Milli, Din, Allah, kitap, başörtüsü!” diyerek kimlik siyaseti yapıyorlar. Ekonomi konuşulsun istemiyorlar. Enflasyon TÜİK’e göre yüzde 85,5; akademisyenlerden oluşan bağımsız araştırma kuruluşu ENAG’a göre yüzde 185,3 olmuş. Gerçek olan ne şu, ne bu. Gerçek olan bu. Soralım muhterem ahaliye, bunun hangisi doğru ya da doğruya yakın?

***

Baksanıza; 2023’te Lozan sona erecekmiş. Gizli maddeleri açığa çıkacakmış. Sona erince özgürleşecekmişiz, paramızı-pulumuz, madenlerimizi artık biz kullanacakmışız. Siz o zaman görün, ayağındaki prangadan kurtulmuş Türkiye nasıl uçuyor, “Yeni Yüzyıl”a nasıl giriyor. Ahali böyle konuşuyor.

***

Ülkemizde herşey güllük gülistanlıkken, biraz enflasyon var, onun da belini kırdık; dışımızdakiler neler çekiyor, neler!..Bakınız; Avrupa ve dahi Almanya, soğuktan tiril tiril titriyormuş. Vitrinler bomboşmuş. İnsanlar sefil durumda, açlıktan kırılıyormuş. Bunu, duyuyoruz etrafımızda, sokak röportajlarında…

***

Hani, 2002 öncesi buzdolabı mı vardı, bu ülkede? Oysa bizim ev de 1950’lerde buzdolabı vardı, ithaldi. Sonra, 1960’larda yerli imalat hayatımıza girmeye başladı. Kâğıt topa gelince, zannımca “çaput” topu kastetti…

***

Doğru, çocukken çaputtan top yapardık, olmadığından değil, alamadığımızdan… Yoksa meşin top vardı, Sümer sahasında yapılan maçlarda onunla oynanırdı. Yapı Sanat’ın sahasında, Bölge Sahası’nda (Eski Stadın yeri), Pekman Sahası’nda (Hv. İkmal) meşin topla oynandığını biliriz.

***

Mesela, merhum Saadettin Kızıklı amcamızın, “uçan kaleciymiş!”. Bir fotoğrafı var, dizinde dizlik, elinde eldiven, plonjon yapıyor meşin topa… 1930’lu yıllar olacak herhalde… Muhtemelen “Namazgah”ta… Neresi burası? Eski, SSK Hastanesi’nin doğu karşısı… Atatürk Bulvarı ile eski Çevre Yolun (Kocasinan Bulvarı) kesiştiği nokta civarı.

***

Kale’nin batı tarafında bulunan Emin Türk’ün mağazasında futbol, basket ve voleybol toplarının bulunduğunu bugün gibi anımsarım. Mesela, dikişinden açılan toplara “çift dikiş” atardı ayakkabı tamircileri. Bir de iplerin üzerini domuz yağı ile yağlardık, sağlamlaşsın diye…

***

Mahalle aralarında, taş dikilmiş kalelerde, irili ufaklı lastik topla maçlar yapardık… Sonra, önce iç lastikle şişirilen meşin top yerini “subaplısı”aldı…

***

Bu hatırlatmadan sonra gelelim habere. “sozcu.com.tr” den (03.11.2022) aldım. Özetlemişler nereden nereye geldiğimizi… Haberin spotu şu: “AKP’nin iktidarı 20’nci yılında: Fabrikaları sattılar, şimdi bakkal açıyorlar.” Herhalde;“nereden nereye!” denecek türden bir haber.

***

Haber şöyle:“…Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2010'da başbakanken, ‘Artık sokak aralarındaki bakkal devri kapandı. Bakkal olayı bitmiştir’ demişti… O sözlerin üzerinden 12 yıl geçti, artan hayat pahalılığı ve geçim sıkıntısı Erdoğan'ın bakışını değiştirdi.

 

Dün partisinin TBMM grup toplantısında konuşan Erdoğan;‘6 şehrimizde, 250 noktada KoopBakkal projesi uygulayacağız. Vatandaşa temel tüketim maddelerini bakkal formatında ulaştıracağız’ dedi. Erdoğan;“KoopBakkalların, 75 ila 150 metrekare büyüklüğünde olacağını’ söyledi. ‘Sayılarının da kısa sürede 1000'e çıkarılacağını’ açıkladı. “İşletmeyi vatandaş yapacak’!”, dedi.

***

Hani diyorlar ya; bizden önce bir şey yoktu… Acaba öyle mi? Peki, sormazlar mı adama? Peki, bir şey yoktu da, sattığınız/kiraya verdiğiniz varlıklardan elde ettiğiniz 70 milyar dolara yakın para neyin nesi?

***

Mesela, muhalefetin bile haberi olmayan ya da aklına gelmeyen bir gelir kaynağı daha var. “Bir şey yoktu” denilen dönemlerden kalma iki köprü ve otoyollardan elde edilen gelir. Bu tabloya Karayolları Genel Müdürlüğü sitesinde (www.kgm.gov.tr) görebilirdiniz. Nedense, kaldırdılar bunu. En son, 2019’a kadar (2001-2019) olan bilgiler vardı… Allah’tan “kopyalamışım”. Bu tabloda yıl yıl geçen araç sayısı ve elde edilen gelir belirtiliyordu; lira ve dolar bazında…

***

2001-2019 arasında yaklaşık 2,6 milyar araç geçmiş. Yine yaklaşık 7,6 milyar dolar gelir elde edilmiş. 2001-2002’de bu rakamlar 241 milyon araç ve 340 milyon dolar gelirmiş. Toplamdan bunu düşün AK Parti iktidarına kalan pay (2003-2019) yaklaşık 7,3 milyar dolar.

***

Dostlar, bu paranın 2,3 milyar dolarını cari ve finansman masraflarına çıkın 5 milyar dolara yakın bir para kalıyor. Vallahi de billahi ve bu para ile hem üçüncü köprü ve hem de Gebze geçişi yapılırdı. Üste, Kuzey Anadolu Otoyolu ve İstanbul-İzmir Otoyolu’na para kalırdı.