KADİR DAYIOĞLU


NE GÜZEL HAYALLERİMİZ VARDI!..

Tabii, bir de, 3,5 trilyon dolara yakın kamu kaynağı kullandılar. Bununla ne yaptılar? “Bir!” diye başlayıp sayın bakalım!..Kamu kaynağı ile yapılan on “baba yatırımı” sayın bakalım, sayabilecek misiniz? Diyelim saydınız, altını çalın bakalım toplam ne çıkacak?


“İnsan âlemde hayal ettiği müddetçe yaşar!” demiş merhum Yahya Kemal… Bizim de bundan mülhem ne güzel “hayallerimiz” pardon “hedeflerimiz” vardı2023 için… Hatırlayın; Dünyanın “ilk 10” ekonomisi arsına girecektik, beş sıra geriye gittik 21. sırada bulduk kendimizi… Milli gelirimiz 2 trilyon dolar olacaktı, 800 milyar dolarlarda kaldık… Kişi başına düşen gelirimiz 25 bin dolar olacaktı, 10 bin dolara ulaşamadık, 2022 sonunda…

***

Yine 2023’te 500 milyar dolarlık bir ihracatı yakalayacaktık, nefesimiz yetmedi, 250 milyar dolarları zor bulduk… Elektrik üretimimiz 500 milyar kWh olacaktı, 300 milyar kWh’i azıcık geçebildik. İşsizlik, enflasyon tek hanelere inecek; 32 ve 62 kişilik, TRJ328 ve TRJ628 yolcu uçaklarımız semalarda uçacaktı…İlki, 2019’da… Müjde tarihi de 27 Mayıs 2015

***

Tabii, bir de, 3,5 trilyon dolara yakın kamu kaynağı kullandılar. Bununla ne yaptılar? “Bir!” diye başlayıp sayın bakalım!..Kamu kaynağı ile yapılan on “baba yatırımı” sayın bakalım, sayabilecek misiniz? Diyelim saydınız, altını çalın bakalım toplam ne çıkacak?

***

Bu kaynak, “bizden önce bir şey yoktu!” dedikleri seksen yılın 2,5-3 katı… Bununla yetinmediler, “bir şey yoktu!” dedikleri dönemden kalan tesislerin özelleştirmesinden 70 milyar dolara yakın gelir elde ettiler… Yine yirmi yılda, 600 milyar dolara yakın faiz ödediler, 1,2 trilyon dolara yakın dış ticaret açığı verdiler… Cari açık ise600 milyar doları buldu. Tabii, bizim “hızlı tren” de gelecekti.

***

Gelinen noktada, Rusya’ya olan doğal gaz borcumuzun bir sene ertelenmesi için başvuruda bulunduk… 800 milyar dolarlık ekonomiye, dün birbirimize girdiğimiz,İslam ülkelerinden gelen 3-5 milyar dolarcan simidi oldu… Sisi ile el sıkıştık, “Katil Esed”, “Esat” olma sürecine girdi. BAE, Suudiler arkadan geldi.

***

Durun daha, dahası var… Başkanlık sistemine geçince her şey güllük gülistanlık; “şerler def”olacaktı… Derken, Nobel’e aday olacak, “faiz sebep, enflasyon sonuç!” tezini ve ekonomide “epistemolojik kopuşları”uyguladık, yine olmadı. Enflasyon canavarı bir türlü bulunamıyor. 

***

Ondan sonra enflasyonu ve döviz fiyatını düşürmek; ithalatı azaltıp ihracatı artırmak dolayısı ile cari açığı düşürmek amacıyla “Kur Korumalı Mevduata”(KKM) geçtik… Epey de para topladık ama bunun sırf Merkez Bankası’na getirdiği yük, Bütçe görüşmelerinde Merkez Bankası Başkanı’na soruldu ama yanıt alamadı, milletvekilleri… 

***

Ne yaparsanız yapın enflasyon ve döviz düşmedi… Tabii, enflasyonu düşürebilmek için önce patates, sonra soğan, arkasından domates stokçularının üstüne üstüne gidildi. Bir de Tarım Kredi Kooperatifleri devreye sokuldu, ahali ucuz mal yesin, enflasyon canavarının elinden kurtulsun, diye…

***

Olmadı, “gaddar ve zalim ev sahiplerinin!” üzerine gidildi, kira artışları yüzde 25 ile sınırlandırıldı. Ne yaparlarsa yapsınlar, özellikle gıda fiyatları, resmi enflasyon rakamının üstünde seyrediyordu… Bu sefer baktılar ki, “üç harfli” marketler artışların nedeni… Önce kulakları çekildi, arkasından dört-beş harfli marketler de bu kervana katıldı. Onlar da ne yapsın? “Bir ay, fiyatlarımızı donduruyoruz!” dediler… Dediler demesine ama karar öncesi, Ocak/2023 fiyatlarını etiketlerine yansıtmış olmasınlar

***

Tabii, bu arada, kamu hizmetlerine yapılan zamların ardı, arkası kesilmiyordu… Mesela, bir iki hizmet hariç, tüm kamu gelirlerine “yeniden değerlendirme oranı” (%122) nispetinde sağanak gibi zamlar yağdı…Enerji, petrol, doğal ga fiyatları duru durak bilmiyordu… Mesela, Kayseri’de tam bilet 8,50 lira oldu… İki kişilik aile günde 34 lira ayda bin 20 lira. Bir de iki öğrenci varsa, “yeme de yerinde yat!”

 

Artık, serbest piyasa bir yana bırakılmış, sermaye kontrolü başta olmak üzere, kontrollü ekonomi, müdahaleci ekonomi devreye girmeye başladı… İktidar, “narh ekonomisine” direksiyon kırmıştı… Enflasyon canavarının bu kulvarda yakalanacağı varsayılmaya başladı…

***

Tabii, müdahaleyi gören esnaf duru mu? Onların bir kısmı da, “lokantalara” da “narh” getirin dedi… Tabii, alkışlandı… Öyle ya, bir lokantada bir tas çorba 20 lira, lüks sayılan bir lokantada ise, 60 lira… Bu, “Allah’tan reva değilmiş!”Tabii, çenem durmaz, bunu diyene, “tam dana sucuk 100 lira” deniyor bazı yerlerde, burada220-250 lira bu nasıl oluyor. Siz de 100’e satın!” dedim…Tabii, hemen refleks verdi, 100 liralık sucuğun hangi maddelerden yapıldığını saymaya başladı… Yine tabii, 30 liralık çorba için de malzeme analizi yapabilseydi, savını güçlendirirdi…

***

Sanırım, sıradaki lokantalar hallolunca, enflasyon canavarının da bulunamadığını da göreceğiz… O zaman sıra pastırma ve sucuk ağırlıklı gıda maddesi satanlara; arkasından, çok farklı fiyatlara çay satan çay ocaklarına, fırınlara, farklı tedavi gideri ve farklı gecelik yatak bedeli alan özel hastanelere gelecek… Ayakkabıcıları, giyim kuşam satanları, kırtasiyecileri, kitapevlerini vs. unutmayın… Ha unutuyordum, bir de petrol istasyonları var. Onları da unutmayın. Peki, elektrik dağıtım şirketlerine (EDAŞ) sıra gelir mi dersiniz acaba?

***

Tüm bunların sonunda da enflasyon canavarının bulunamayacağı iddiasına girerim. Bulunamayınca da Maliye Bakanlığı’nın uygulamadan vazgeçeceğini de göreceğiz Ama sandık gelene kadar “ekonomiyi terbiye etme”, “narhçılık”, “gözdağı verme”, “aba altından sopa gösterme”, “düştü düşüyor!” diyerek algı oluşturma süreci devam edecek… Bakan Nebati’nin de gözleri de ışıl ışıl parlamaya… Ama tek umutları kalacak; “inanç, iç ve dış düşmanlar alanı”. Bakalım, bunlar sadra şifa olacak mı? 

***

Bu “başarı öyküsünü” hatırladınız değil mi? Unuttuysanız, hatırlatalım dedik… Şimdi de önce bir beş yıl akabinde ve detayında bir on beş yıl daha istiyorlar. “Bakınız, nasıl uçacağız; nasıl kaçacağız”, diyorlar… Sizleri bilmem, aklınızı da çelmek istemem, karar sizin ama benim inandığım bir doğru var, ünlü antik filozof Heraklietos’un dediği gibi; “Aynı suda iki kez yıkanılmaz!”