“Türkiye A Milli Futbol Takımı’nın Gaziantep Kalyon Stadyumu’nda hazırlık maçında karşı karşıya geldiği Çekya maçında FIFA kokartlı hakem Cüneyt Çakır, 589. maçında jübilesini yaptı.” Sanırım Başkan Mehmet Özhaseki’nin bundan haberi yok.
***
Diyeceksiniz ki; büyük işlerle, “Bay Kemal”, “Kemal Efendi” ile uğraştığından küçük işlere vakit ayıramıyor. Haksız da değil, ülkenin devasa işleri dururken, bilmem ne stadında oynanan bilmem ne maçı da neyin nesi ki? Bir emir ile maçlar yağar Kayseri’ye!..
***
Hatırlayın. Kadir Has Stadı yapılırken ne hayaller kurmuştuk. Ülkenin gözler görmedik, en modern stadını, “kendi taşımızla kendi kuşumuzu vurarak!” yapıyorduk… Mimarisi üzerine mimari de yoktu… Bundan sonra ulusal, uluslararası müsabakalar sığırcık gibi yağacak, Kayseri sporun merkezlerinden birisi olacaktı.
***
Sanırım; “unutma illetli”Kayseri’nin muhterem ahalisi anımsamıştır. Unutanlara bir kez daha anımsatalım dedik… Bu sayede, AK Parti’nin çok seçim atlattığını da…
***
Biliyorsunuz; “Atatürk Stadı” satıldı bunun parası ile “Kadir Has Stadı” yapıldı. Komplekse de “Atatürk Spor Kompleksi” dendi. Tabii, Kadir Has ailesi, stadın adına “Atatürk yakışır!”, demesine rağmen Büyükşehir ciddiye almadı. Öyle ya; adım başına, Atatürk isminden geçilmiyordu. Ayrıca; gayreti güdülen “ümmet” de ne bilsindi, “Türk’ün atası”, Atatürk’ü?
***
Aslında; “Atatürk” isminin “silinmeye” başlaması, karşı tepkiyi doğurdu, daha heyecanla, daha coşku ile anılmaya başladı. Ne diyelim, “Sağ olasın AK Parti. Milletin uyanmasına vesile oldu!” Şahsen ben, “Mustafa Kemal” ve laikliği keşfettim.
***
Neyse… Otuz iki bin kişilik bir stat yaptık, “Kayseri Modeli” ile. Her ile devlet tarafından hem de çok güzel statlar (Arenalar) yapılırken, biz “kendi taşımızla kendi kuşumuzu vurduk!”Genimizde “münafıklık” var ya, durdurmadı bana; “neden 22 bin kişilik değil?” sorusunu sordurttu. Aldığım cevap, UEFA standardı alt sınırıymış. Aksi taktirde stadımızı uluslararasına açmak mümkün değilmiş. Tabii, biz de inandık. Oysa, sonradan öğrendim ki; UEFA standartlarında 10 bin kişilik stat bile varmış.
***
Tabii, yukarıda da dedik; bunu gerçekleştirirken, ne güzel hayallerimiz vardı. Ne güzel düşler görüyorduk. Kayseri Milli takıma, ulusal ve uluslararası karşılaşmalara ev sahipliği yapacaktı. Yabancılar gelecekti. Pastırma ve sucuk satacaktık; lokantalarımız ve otellerimiz dolacaktı. Hasılı kelam, Stat sayesinde Kayseri imajı ulusal ve uluslararası platforma taşınacaktı.
***
İlk günlerde, biraz da Abdullah Bey’in gayreti ve ağırlığı, Mehmet Özhaseki’ninpopülaritesi ile birkaç maç yapıldı ondan sonra arkası kesildi. Doğru mu doğru? Peki, Kayseri’nin siyasal ağırlığı, yüzde 65-70’leri bulan oy desteği ne kazandırdı, Kayseri’ye?
***
Durun daha bitmedi. AK Parti liderleri Tayyip Bey ve Ahmet Davutoğlu, her gelişlerinde umut dağıttılar Kayseri’de… Bizimkiler durur mu? Büyüklerimizden Elitaş, yatırım uzmanı olduğu söylenen Yaşar Karayel, “geldi-geliyor!” diye avuttular Kayseri kamuoyunu… Oysa ne gelen ve ne de giden vardı.
***
Mesela mı? Hızlı tren… Merhum Veli Altınkaya da umudu kesmiş olacaktı ki, pası Oktay Ensari’ye attı; “bir de sen sor bakalım Ulaştırma Bakanı’na, hızlı tren geliyor mu gelmiyor mu?”.
***
Bakınız sizlere bir tüyo vereyim. Bu, tecrübelerimizle sabittir. Şayet bir Sayın Bakan Kayseri’ye geldiğinde; “Hızlı tren geldi-geliyor!” derse bilin ki, “sandık” önümüze gelecek. Dikkat ederseniz, “geldi-geliyor!” müjdeleri, hep seçim öncesi verildi, Cumhuriyet Meydanı’nda… Öyle ya, Kayseri’nin muhterem ahalisinin oylarına ihtiyaçları var. Yukarıda Allah var, muhteremler de kırmadı onları.
***
Mesela, hatırlar mısınız? Son “geldi-geliyor” masallarından biri yani, Anatamir-Çifte Kümbetler arası tramvay hattının yeraltına alınması… Bu müjdeyi de eski Başbakan Ahmet Davutoğlu vermişti, yine Cumhuriyet Meydanı’nda, yine bir seçim arifesinde…Tabii, Büyükşehir Başkanımız Mustafa Çelik de çok keyiflenmişti, Başbakan “geldi-geliyor” derken. . Şimdi Çelik Başkana soralım; Başkanım, yeraltına alınmaya başladı mı tramvay hattının bir bölümü?
***
Bu sözüm de Kayseri’nin “ahaliyi muhteremesine”: Şayet, geçen sandıkların birisinde, AK Parti’ye bir ders verebilseydiniz, bunlar şimdiye kadar çoktan yapılmıştı; stadı bile Ankara yapar “kendi taşımız da, kendi kuşumuz da bize, kâr kalırdı!”Mesela Konya, ne güzel oynadı; “Milli Görüş” kartını. Hasılı kelam; “eller güzel sevdi, bizimkiler Seymen gezdi!”
***
Evet. Hani Hava Kuvvetleri, “vermiyorlar!” dedikleri günlerde250-300 dönüm arazi tahsis etmişti, Havaalanının genişlemesi için. Tutmasak şimdiye çoktan bitmişti. Bundan yirmi küsur yıl önce başlayan, demiryolunun Erkilet altına ötelenmesi de bitmedi… “Bekir abinin”, “ağır rüyası” gerçekleşemedi.
***
Sahi, demiryolu ötelemesi; Yeşilhisar-Merkez-Tuzhisar banliyö hattı ne oldu? Tabii, muhterem ahalimiz ve dahi “ashab-ı kehfuykusu”ndaki muhalefetimiz de unuttu. Öyle bir kent ki, muhterem ahalisi de iktidarı da muhalefeti de sanki aynı tornadan çıkmış. Yok birbirlerinden farkı; sanki birer Osmanlı Bankası!..
***
Yamula sulaması… Ona değinmeyeceğim. Zira 2025’e yani Aydıner ailesine ait, hiç hissesi bulunmayan “Bekir abinin” Yönetim Kurulu Başkanı olduğu Kayseri Elektrik Üretim AŞ’nin “imtiyazı” bitene kadar, “mansap sulaması” dışındakileri, unutun. Öyle ya; sulama amacıyla gövdeden su alındığında, elektrik üretimi aksayacak. Zaten zor elektrik üretiyorlar.


