KADİR DAYIOĞLU


NASIL BÜYÜDÜK, HEM DE NASIL!...

Haberi duyunca gözüm yaşardı. Ama Erzurumlu bakkal amca gibi; “deftere baktım hac farz olmuş, cebe baktım para yok!” Bu ne biçim büyüme, dedim. Anlayamadım, doğrusu…


Hadi, hadi; iyisiniz iyisiniz!.. Gözler görmedik şekilde büyüdük, 2021’in ikinci çeyreğinde hem de yüzde 21,7İngiltere’den sonra, dünya ikincisiymiş.

Haberi duyunca gözüm yaşardı. Ama Erzurumlu bakkal amca gibi; “deftere baktım hac farz olmuş, cebe baktım para yok!” Bu ne biçim büyüme, dedim. Anlayamadım, doğrusu…

***

Bu hikayeyi, İlhan Kesici üstadımız anlatmıştı. Herhalde “büyüme hikayesini” bundan güzel anlatan anekdot olmaz… Onu da TV’lerde özledik, doğrusu.

***

Ortada bir büyüme varsa, bu nerede? Kedi, ciğer meselesi. Hoca Nasrettin eşi, hocamızdan habersiz, sote yapıp yemiş afiyetle. Hoca ev gelince bakmış ciğer yok. Hanımı; “kedi yedi!” demiş!.. Hocamız, tartmış kediyi, aldığı ciğer kadar. Sormuş; “Hanim ciğer buysa kedi nerede; kedi buysa ciğer nerede?”

***

Bakınız, ciğer nerede: “Türk Tabipleri Birliği Merkez Konsey Üyesi Dr. Kazım Doğan Eroğulları: Hastalık Yönetim Platformu ile kronik hasta takibi isteniyor. Kişide hastalık belirtisi veya şikayeti yoksa da bu taramalar mecburi kılınıyor. Şehir hastanelerine sevk yapmayan aile hekimlerinin maaşlarında yüzde 10’luk kesinti yapılıyor. Hasta garantili şehir hastanelerine müşteri toplamamızı istiyorlar.” (Karar)

***

“Hasta garantili”, Şehir Hastaneleri yaparsanız, sağlık hizmetlerine “tüccar” gözü ile bakarsanız, hastayı “müşteri” kabul ederseniz olacağı bu… Bir de bakmışsınız, “sağlıkçılar” cadde cadde, sokak sokak, ev ev geziyor, ateş ölçümü yapıyor, yüksek çıkanları, Şehir Hastaneleri’ne sevk ediyor…

***

Araç geçmeyen köprülere, yollara, tünellere “araç garantisi” veriliyor. Uçulmayan havaalanlarına “yolcu garantisi” de… İşleticileri gayet memnun, hallerinden. Alacaklarını dolara ve İngiltere mahkemelerine endekslemişler. Deli Dumrul gibi, köprüden, yoldan, tünelden geçenden de geçmeyen de para alıyorlar…

***

Bu gidişle, devlete ait parasız ya da az paralı yolları, köprüleri bakım ve onarıma alıp, trafiği, “garanti verilen yollara” sevk ederlerse, hiç de şaşırmam. Tabii, buraları yapanlara yapılan vergi indirimleri de, işin çabası… “Ne alıp, ne verdiniz? Bu kabak bizim başımıza kaça patladı!”, diye sorduğunuzda da yanıt bilinen: “Ticari sır!”

***

Biliyorsunuz, elektrik dağıtım işleri, 20-25 yıllığına, özelleşti, 2004’ten beri… Bunun karşılığında da 14 milyar dolar civarında “kira geliri” girdi kamu kasasına. Amaç; kayıp-kaçakları azaltmak, tahsilat yapmak, işletmelerin verimliliğini ve rasyonelliğini artırmaktı. Sonuçta; “kaliteli hizmet ve elektrik sunmak!”

***

Biliyorsunuz, işletmelerin engel olamadıkları “kaçağın”; iyileştiremedikleri elektrik şebekesinin bedelini, yurt sathına dağıttılar. Ahalinin sırtına yıktılar. Başkaları “çalacak-çırpacak”, işletmeleri kötü yönetecekler ama bedelini ben de ödeyeceğim. Var mı böyle bir adalet?

***

Rol model aldıkları Üstadın (N.F.K.) ifadesi ile; “Kuzulara şah olsa kurt yapmaz bu taksimi”. Ama AK Parti döneminde bu taksimin şahına tanık olduk. Tabii, medyanın yüzde 95’i kontrolleri altında olduğundan muhterem ahali olup bitenin farkında değil.

***

Öyle ya, Bakan açıkladı; 2,1 milyon hanenin elektrik faturasını devlet ödüyormuş. Fukaralığın nasıl diz boyu olduğunun güzel bir göstergesi. Yoksulluğu kaldıracağız diye iktidara geldiler, 30 milyona yakın ahali yoksulluğun pençesinde.

***

Asgari ücret, ortalama ücret oldu. İktidar da yoksulluğu yönetmeyi, kaldırmaya yeğliyor. Sonuçta; dağıtılan paketler, ödenen faturalar sandığa “oy” olarak yansıyor. Bir de arkalarına, “imamları” aldılar mı işlem tamam?

***

Bu yetmiyormuş gibi; yaklaşık altı yıldır faturalara yansıyan elektrik “kayıp ve kaçak” bedelinin

süresini, 2020 yılında çıkan bir düzenleme ile, 2025’e kadar uzattılar. Yani, “elektrik kazığını” yemeye, “çalan-çırpanın” bedelini de ödemeye, devam edeceğiz dört yıl daha. Bir de, “peçete verseler” elimize, gözyaşı silmeye, çok iyi olur.

***

Bunun adına da ne dediler biliyor musunuz? “Fiyat eşitleme mekanizması”. Tabii, eski faturalarda geçen “kayıp ve kaçak bedeli” ayıp oluyor, dikkat çekiyor, bu sefer bunu kaldırdılar, başka kalemlerin içerisinde harman ettiler. Yani faturalarda, epeydir, “kayıp ve kaçak” ibaresini göremezsiniz.

***

EPDK ise sitesinde, “kayıp” diye veriyor. Kaçak sözcüğünü kaldırmış. En yüksek kayıp oranları %46,3 ile Dicle, %44,6 ile Vangölü ve %20,6 ile Aras bölgelerinde gerçekleşmiş, 2020 yılında. Yine, 2020 yılında, en düşük kayıp oranları %5,4 ile Ayedaş, %5,6 ile Trakya, %5,9 ile Uludağ dağıtım bölgelerinde gerçekleşmiştir. Anlayacağınız bunlar, yukarıda belirtilen üç bölgenin vd. “kayıp ve kaçağını” ödüyor. Her birim düşüm, işletmenin “kârı”dır, “işletme performansını” gösterir.

***

Tabii, EPDK, “2020 Faaliyet Raporu”nda, ülke geneli ve “dağıtım şirketleri” bazında rakamları vermemiş, neden? Mesela, Kayseri Elektrik Şirketi de vermemiş, 2020 Faaliyet Raporu’nda. Eskiden detaylı verirlerdi, neden vermediler onu da anlayamadım?

***

Neyse, durum böyle. Büyüdüysek para kimlerde, bilmem anlatabildim mi?