KADİR DAYIOĞLU


MİLLET İTTİFAKI DEPREM İÇİN TOPLANDI

Aslında, kamil bir demokraside, “denge-denetim” nedeniyle, “çarklar” yavaş döner, kurum ve kuruluşların“görev, yetki ve sorumlulukları” tanımlanır, o denenle, yönetimde etkin ve verimlilik sağlanır, sonuçta “geriye dönüşü” olmayan hatalar yapılmaz. “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi”nin sıkıntısı da burada…


Millet İttifakı liderleri, geçtiğimiz Cumartesi, “deprem gündemi” ile toplandı. Toplantının ardından yapılan ortak açıklama şu noktalara değinildi. Kısaltarak ve bazı yorumlar yaparak paylaşıyorum.

***

Deprem ülkesi olan Türkiye’mizde afet öncesi gerekli hazırlıkların yapılmadığı, yeterli tedbirlerin alınmadığı apaçık ortadadır…AFAD’ın kurumsal kapasitesinin zayıflatılması, liyakatten yoksun insanlara üst düzey kadrolarda sorumluluk verilmesi, depreme dayanıksız binalara hiçbir rapor istenmeden imar affı çıkarılması ve inşaat sektöründe yolsuzluklara kapı aralayan ölçüsüz rant hırsı milletimize ölümcül bir fatura ödetmiştir.”

***

Tabii, “ölçüsüz rant hırsının” bu döneme has bir şey olduğunu söylemek, doğru değil… Tabii, bunların 1994’ten beri yerelde, 2002’den beri uzun bir süre genelde iktidar olmaları, “ölçüsüz rant hırsının”bu dönemdeyoğunlaştığı muhakkak… O nedenle olayı bir zaman dilimine sıkıştırırsanız, yanlış yaparsınız.

***

“Ülkemizin her kurumunda yaşanan özerklik, liyakat ve şeffaflık kaybı afet yönetimini ve depreme müdahale sürecini de doğrudan etkilemiştir. Hiçbir bürokratın insiyatif alamadığı, her konuda talimatın bir kişiden beklendiği Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi yüzünden acılar ve zayiat katlanarak artmıştır.”

***

Unutmayın, ekonomi ile ilgisi olmayan bir güreşçi, bir kamu bankası yönetim kurulu üyesi oldu. Bir ilahiyatçı, mimarlık fakültesi dekanı yapıldı. Rektör, bakan olsa anlarım ama “mesleklere” saygı duymak gerekir. Benim, Diyanet İşleri Başkanı olmam da bu cümleden… 

***

Aslında, kamil bir demokraside, “denge-denetim” nedeniyle, “çarklar” yavaş döner, kurum ve kuruluşların“görev, yetki ve sorumlulukları” tanımlanır, o denenle, yönetimde etkin ve verimlilik sağlanır, sonuçta “geriye dönüşü” olmayan hatalar yapılmaz. “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi”nin sıkıntısı da burada…

***

Afet süreci ne yazık ki iyi yönetilememiş, arama-kurtarma çalışmalarında geç ve yetersiz kalınmıştır. Başlangıçtan itibaren, temel ihtiyaçların temininin ve yardım faaliyetlerinin doğru koordine edilemediği, bunların sonucunda felaketin etkisinin vahim boyutlara ulaştığı acı bir gerçek olarak görülmektedir.”

***

“Ne yazık ki, belediyeler ve STK’lar arasında ayrım yapılmış, bunların sürece dahil edilmeleri hususunda geç kalınmıştır. Kutuplaştırıcı söylemlerden vazgeçilmemiş, tek bir merkezden alınan kararlar çalışmaları yavaşlatmıştır.”

***

Düşünebiliyor musunuz, CHP’li Bodrum Belediyesi yardım konvoyuna, belediye pankartı çıkartılıyor, Muğla Valiliği pankartı asılıyor. Mesela, Kayseri belediyeleri konvoyları Kayseri Valiliği pankartı ile gitmedi. Seyyar mescitte bile, Melikgazi Belediyesi yazıyordu. AHBAP, linç edilmek isteniyor.

***

“İktidar barınma, seyyar tuvalet ve hijyen konusunda yeterli adımları halen atmamış,  bölgede salgın hastalık riskine karşı gerekli tedbirleri de almamıştır. Deprem sonrası yaşanan iç göçle ilgili herhangi bir planlama ve yönlendirme yapılmamıştır. … ”

***

Aslında bu, bizim de değindiğimiz gibi, olası senaryolara göre bir “afet eylem planının” olmadığını, varsa “yetersiz” olduğunu gösterdi. Unutmayın, bu tür olaylarda “merkez” devreden çıkar “ikincil” konuma gelir, “yerel inisiyatifler” anında devreye girer. Mesela, bir iden, mücavirlerinin, tüm “İl idareleri yetkili ve sorumlu” olur. Diyelim ki, bu illere komşu olduğu ilçelerle eşleştirilir. 

***

“Millet İttifakı olarak, omuzlarımızdaki ağır sorumlulukların farkındayız. Şimdi önümüzde zorlu bir sınav bizleri beklemektedir. Yaşanan bu felaketten dersler çıkararak, şehirlerimizi ve geleceğimizi ortak akılla inşa etmek mecburiyetindeyiz.” “İnşallah!”, diyelim.

***

“Uyarıyoruz! Afet bölgelerinde yabancılara ev, arsa ve arazi satışı yasaklanmalıdır! Bölgenin yeniden imarı esnasında Hatay başta olmak üzere demografik ve sosyal yapının korunması büyük önem arz etmektedir. Özellikle bu konunun takipçisiyiz!” Asıl sıkıntı ve üzerinde durulması gereken bu.

***

Tam bu noktada bir hatırlatma yapacağım. Kocaeli Sanayi Odası Başkanı Ayhan Zeytinoğlu’nun, 17 Şubat tarihli uyarısını anımsatmak isterim. Merak edenlerin ve özellikle siyasilerin;TOBB ve bağlı oda başkanlarını, konuşma metnini okumalarını tavsiye ederim. 

***

Toplantıda ele alınan bir diğer konu ise üniversitelerin uzaktan eğitime geçmesi kararıdır. “Bu karardan derhal geri dönülmesi gerekmektedir. Gençlerimizi nitelikli eğitim hakkından mahrum edecek hiçbir çözüm gerçek bir çözüm değildir.”Bu önemli konunu kısa zamanda hayata geçmesi gerekir. 

***

“Depremzede vatandaşlarımızın barınma ihtiyacı için turizm sektörünün kapasitesinin ve büyükşehirlerdeki boş konutların kullanılması ve bu yönde derhal çalışmaların başlaması gerekmektedir.”

***

Özeleştiri yapmadan sorunu çözemeyiz. Olayı, “zamanla”/”dönemle” sınırlandırırsak; “eski-yeni” yönetmelik; “binaların yüzde 2’si 2000 sonrası yapıldı” gibi bilime, akla,mantığa aykırı savlara sığınırsak, bir önceki her felaketin“asrın felaketi” (1939 Erzincan, 1999 Gölcük vs.) olduğu gerçeğini unutursak, “siyasal popülizm”rüzgarını estirmeye devam edersek “kaynak sorunları” asla çözemeyiz, görünen sorunlarla uğraşır, dururuz. Maalesef iktidarın da muhalefetin de düştüğü durum bu, siyasalpopülizm.

***

Umulur ki, “Millet İttifakı” verdikleri linkte verdikleri önerileri harfiyen uygular. Ama korkum buna, siyasal popülizmin engel olacağı. Bunun da “hukukun” egemen olduğu saydam, katılımcı, çoğulcu, hesap verebilir bir yönetimle aşılacağına inanıyorum. Bireylerin ve kamunun “hukuk tanımadığı” bir ortamda ne yaparsanız yapın amaca ulaşamazsınız. Eksik olan; “hukuk bilincidir”, ne şudur, ne budur.