KADİR DAYIOĞLU


MİLLET BAHÇESİNE DEVAM…

Yine aynı maddenin son cümlesi; “Millet Bahçesi çevresi, güvenlik amaçlı olarak bitkisel veya görselliği etkilemeyecek duvar, çit gibi sınırlayıcılar ile çevrilebilmelidir.”


Millet Bahçeleri, “nevzuhur” bir şey değil.  Yeni icat olmadı… Osmanlı’dan günümüze gelir. Mesela, Belediye Başkanlarımızdan (ikinci)  Tavlusunlu M. Ali Efendi (H. 1252 -H. 1322), büyük bir sebze bahçesi olan bu günkü Cumhuriyet Meydanı’na, Sultan Ahmet Meydanı’na benzer “Millet Bahçesi” yaptırttı.

Bahçenin içerisine büyük bir havuz ve iki katlı kıraathane ve ayrıca bahçenin hükümet caddesine bakan kısmına altında belediye eczanesi ile lokantası bulunan iki katlı bir bina inşa ettirtti. Üzerinde ise belediye oteli vardı. Eczaneyi Belediye, oteli ve lokantayı da kiracı işletirdi.

***

Ankara’da, Cumhuriyet’in kurulmasından sonra Lörcher’in 1925’de hazırladığı Yenişehir Planı’nda bugün Kocatepe camisinin bulunduğu alanda, “Millet Bahçesi” öngörülmektedir. O nedenle Millet Bahçesi her dönemin bir sembolü olarak günümüze gelen bir kavram olarak algılanmalı.

***

Millet Bahçeleri halka açık bahçeler… Geçmişin izleriyle geleceğe dönük olarak tasarlanmalı. Çok işlevli kamusal alanlar olmalı. O nedenle, “Millet Bahçeleri” ile kamuya açık “parkları” birbirine karıştırmamak lazım. İşlevleri çok farklı. Ayrıca; kent merkezinde halkın kolay ulaşabileceği alanlar, olmalı.

***

Dünkü yazımızda, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca hazırlanan ‘Millet Bahçeleri Rehberi’nden (Mayıs 2020) söz etmiş, ilgili “3.1.11 Güvenlik” maddesini vermiştik. Orada şöyle diyordu:

 “…tasarım ile kullanıcıların kendilerini güvende ve konforlu hissedecekleri, vandalizm tarzı olumsuz etkileri en aza indirgeyecek uygulamalar yapılmalıdır. Millet Bahçesi’ne girişi simgeleyecek ve aynı zamanda güvenlik unsuru olarak kullanılabilecek özgün, alan konseptine uygun ve tasarımla bütünleşen, aşırılığa kaçmayan ve kopya mimari olmayacak giriş kapıları yer almalıdır. Millet Bahçesi çevresi, güvenlik amaçlı olarak bitkisel veya görselliği etkilemeyecek duvar, çit gibi sınırlayıcılar ile çevrilebilmelidir.”

***

Madde bize özetle şunu diyor: Bahçe, oldukça mütevazı ve çekici olmalı. İşte bu iki şartın optimalı beklenir. Bunu da en iyi uzmanlar bilir. Peki, bu var mı uygulamada? Henüz binalar çıkmadı, genelleme yapmak zor ama kapılar, nasıl bir yapılanma olacağının ipuçlarını veriyor.

***

Kapılar için “aşırılığa kaçmayan ve kopya mimari” olmayan bir yapıdan söz ediliyor. Kopya mı bilemem ama kapının aşırı olduğu muhakkak… Bunu, cevabi yazıda belirtildiği gibi “hakimiyet” ve “egemenlikle” ilişkilendirmesini anlayamadım doğrusu. Kusura kalmasınlar; Sonuçta, bahçe kapısı ile  eş anlamlı, “egemenlik” ve “hakimiyet” arasında ne ilişki olabilir ki?

***

Yok, büyüklerimizin dediği gibi; “itibardan tasarruf olmaz!” deniyorsa, âcizane bir “kul”uz, aklımız ermez. Ne diyelim; Boynumuz kıldan ince, kılıçtan keskin. Ayrıca “kullar” açız, açıktayız diye de ağlamaz.

***

Bir de açıklamanın son cümlesi dikkatimi çekti: “Sayın Cumhurbaşkanımızın şehrimize armağanı olan Millet Bahçesinde zatı alilerinin ismini yükseltmek ahde vefa ve boynumuzun borcudur.” Konu “kapı”… Kapının görkemi, Sayın Erdoğan’ın “ismini yükseltmeye” mi matuf? Bilemiyorum… Tabii, ilgisi olduğunu sanmıyorum ama böyle bir temenni, biraz bana “yağcılık” gibi geldi.

***

Yine aynı maddenin son cümlesi; “Millet Bahçesi çevresi, güvenlik amaçlı olarak bitkisel veya görselliği etkilemeyecek duvar, çit gibi sınırlayıcılar ile çevrilebilmelidir.”

Bu konuda bana ulaşan Büyükşehir çalışanı dostumuz; “Uyuşturuculardan, yersiz-yurtsuzlardan, kadın satıcılardan vs. korumak gerekir bahçeyi. O nedenle, teklif ettiğim çevredeki yaya kaldırımları ile hemzemin olmasının mümkün olmadığını” söyledi. Anlaşılabilir ama maddenin öngördüğü ölçüde yapılacak bir uygulama dedikleri sakıncaları önleyemez.

***

Öyle ya; görselliği etkilemeyecek bir yapının, bir metreden fazla yüksek olmaması gerekir. Bu yerine geldiği takdirde, “çit” gibi sınırlayıcıların üstünden “hop!” diye atlayıp, bahçeye iner; oradan da bahçenin içerisinde kaybolup giderler. Oysa görüşe tam açık olursa, hiç olmasa caddeden ve yaya yollarından geçenlerin dikkatini çeker…

***

Demem o ki; “engellerle endişeleri gidermek mümkün değil!” Ne yaparsanız yapın, kötü niyetliler içeri girer. O nedenle, “Millet Bahçesi”ni özgür bırakın, bir yerden giren, diğer yeden çıksın. Meram burada eğleşmek olunca, ne yaparsanız yapın nafile…

***

Büyükşehir Belediyesi’nin, 1994 öncesi endişelere düşmesi, beni çok şaşırttı. Zira selefleri, “Parklara Özgürlük” sloganı ile belediyeyi kazanmıştı, Kayseri’de… Yarım asır öncesi uygulamalarına gitmek, çok garip geldi bana… Umarım, benzeri bir endişe ile parkların etrafına da duvar/çit çekmezler; ahlak zabıtası rolünü üstlenmezler.

Not: Bazı teknik bilgiler TMMOB Peyzaj Mimarları Odası’nın ilgili çalışmasından alındı.