KADİR DAYIOĞLU


MİLLET BAHÇESİ

Evet… Hava İkmal Merkezi arazisine yapılan Recep Tayyip Erdoğan Millet Mahçesi ortaya çıkmaya başladı. İlk çıkan da, devasa kapılar; sanki “zafer takı!” Bu acayipliği görünce acaba, daha neler göreceğiz dedim…


Daha önce yazacaktım basiretim bağlandı… İsmini unuttum, kentimizde bir arkadaş bir parantez açmıştı Millet Bahçesi kapılarına. Hami Kıranatlıoğlu dostumuz olabilir... Sonra Şükrü Karatepe Hocamızın acı eleştirileri, beni de yazmaya teşvik etti. Bunu bir görev bildim. Umarım Memduh Başkan, bir “alo” der Hocamıza…

***

Anlayamadığım bir şey var. Bu kadar devasa bir proje için birilerine danışılmaz mı, onların önerileri alınmaz mı? Neden Karatepe Hocamız, “ilk akla gelenlerden” birisi olmaz ki? Öyle ya, sizden birisi. Bir “alo” mesafesinde… Hem eski arkadaşları korkmasın, yerimiz daralır diye…

***

Kusura kalmasınlar, “sonradan görmelerin” yaptırttığı binalara benziyor kapılar… Hiçbir estetik endişe taşımıyor. Göz tırmalayıcı, Erciyes’i kamufle eden bir yapı… Değerli Başkanımız, yanına kurum mimarlarını da alıp şantiyeyi bir gezsin… O çirkinliği hemen görecek. Eminim; “olmaz böyle şey!”, diyecek.

Şükrü Hocamız, Kocasinan Parkı’na yapılan trafo binalarını nasıl yıktırttığın; “şayet yıkmazsanız, Fen İşlerine talimat veriyorum, iş makineleri ile yıktırtacağım!” dediği gün gibi hatırımda.   Bunlar yıkılıp, yerine “köşk tipi” alçak, göz tırmalamayan trafo merkezleri yapıldı. Gidin bakın, hiç göremezsiniz. Ama sonra, parkın etrafını sur gibi yüksek binalarla kapattılar. Adeta park, sur içinde kaldı; parsel parsel sattılar…

***

Evet… Hava İkmal Merkezi arazisine yapılan Recep Tayyip Erdoğan Millet Mahçesi ortaya çıkmaya başladı. İlk çıkan da, devasa kapılar; sanki “zafer takı!” Bu acayipliği görünce acaba, daha neler göreceğiz dedim…

***

Muhtemelen 20 katlı binalar ve  “gözler görmedik” bir cami… Etraf surlarla ya da duvarlarla, tel çitlerle çevrili bir mekan… Bu projeyi kim yaptı bilmiyorum… İleride, Talas Bulvarı’na, boydan boya, devasa apartmanlar. Olmaz demeyin, göreceksiniz olacak.

***

Bir kere bu cesametteki kapılar neyin nesi. Estetik endişe taşımıyor; aklıselim ve zevki selim, kusura kalmasınlar müelliflerin hiç yanına uğramamış…

***

Doğada, insanda, Sinan dahil büyük mimarların eserlerinde, “altın oran” diye bir şey var.  Bir insana, bir mimariye, bir heykele baktığınızda gözleriniz tırmalamıyorsa orada “Altın Oran”dan söz edebiliriz. Mesela, güzel bir bayan ya da güzel bir erkeğin alnı ile çenesi arasındaki uzaklığın, iki şakak arası uzaklığa oranı mutlaka “Altın Oran”dır.

***

“Altın Oran” için ünlü İtalyan matematikçi (Fibonasi)nin adını taşıyan “Fibonasi serisindeki” oran… Seri şu: (1,1,2,3,5,8,13,21,34…) Yani bir sayı, kendisinden önceki iki sayının toplamına eşit. Mesela; (3+5=8). Ayrıca, 2 den sonra gelen sayıların bir öncekine bölümü sabite yakın ve yaklaşık, 1,6’ya eşit. İşte bu orana  “Altın Oran” deniyor.

***

İnanıyorum; mesela Selimiye Camii’nin minare (alemi dahil) yüksekliğinin, kubbe tepesine oranı bu orandır (1,6). Yoksa, bu kadar zarif gözükmez… Minaresi ile, kubbe yüksekliği arasında bu oran yoksa, mimari gözleri tırmalar. İsterseniz, bir bakın.

***

Mesela; Hunat, Hacıkılınç camilerine sonradan ilave edilen minarelerde hiçbir estetik endişe yok. Hatırlanırsa, yirmi yıl kadar öncesi, Gülük Camii’ne yapılan devasa, silindirik minareyi, yazılarım üzerine yıkmışlardı. O yıllarda görevliler, bürokratlar bizleri az çok dinlerlerdi ama şimdikiler, tınmıyor. Güç sarhoşluğuna duçar oldular. Kendileri bilir…

***

Bir kere, bir Selçuklu eserine (günümüzde yapılsa bile hatta o forma), silindirik minare olmaz. Aslında yakışmaz… Onun minaresi, “minber” minaredir. Korkarım,  yapılan Millet Parkı da, “altı kaval üstü şeşhane”ye dönecek… Kusura kalmayın, yapılar ortaya çıktıkça, bu endişem daha da artıyor.

***

Dönelim konumuza… Değerli Başkanım; büyük hata yani kapıların, yol yakınken yıkılmasında yarar var. Bir de paranız bol mu? Yazık değil mi, gereksiz masraflara?

***

Çok kötü bir miras kalır geleceğe. Ayrıca; peşinden çok eleştirilir gelir, haberleri olsun. Etrafına da duvar, çit, tel örgü falan çektirtmeyin. Unutmayın, “1994 Yerel Seçimleri”nin simgesi; “parklara özgürlük” sloganıydı. Bu fakir de çok destek vermişti. Etrafındaki kaldırımlarla bir ve hemzemin olsun. Kot farkı olan yerlere elbette merdiven konabilir.

***

Şükrü Karatepe Hocamız tepki verenlerden. Mesela, olaydan haberdar olan, mesleğine ve aydın kimliğine saygı duyduğum Dr. Y. Mimar Sinan Genim çok acı bir eleştiri yapmış. “Kapı fotoğrafları yüreğimi acıttı!”, diyor devam ediyor; “Bunları kim çizer, kim böyle bir şey talep eder, bunlara harcanan paraya yazık değil mi?”