KADİR DAYIOĞLU


MERALARA KIYMAYIN?

Size bir “katliamdan” haberinden söz edeceğim. Mera…


Size bir “katliamdan” haberinden söz edeceğim. Mera… Bir haber düştü basına, Kayseri Ticaret Odası (KTO)  mahreçli… İnanın üzüldüm… Bir Ticaret Odası Başkanı düşünün bilmezlikten geliyor “mera”yı; üzerine, “Küçük Sanayi Sitesi” kurma çabalarını anlatıyor. Önce tanım vereyim. Sonra konuya gireyim:

“… Mera özellikle hayvancılıkta çok büyük öneme sahip olan alanları ifade etmektedir. Bu bakımdan mera oldukça önem arz eden bir konu… Yem bitkilerinin oldukça fazla miktarlarda bulunduğu ve hayvancılık amacıyla oluşmuş, taban suyu derinliğine sahip nitelikteki arazilere mera adı verilir” diye söz ediyor bilenler.

Haber şu: Kayseri Ticaret Odası (KTO) iş yeri olmayan üyelerine yönelik bir kooperatif kurdu, yıllar önce merhum Kilci Başkan zamanında…  KTO ve aynı zamanda Kooperatif Başkanı Ömer Gülsoy hedeflerinin uzun soluklu ve buldukları 1 milyon 800 bin metre karelik araziyi mera alanından çıkarak tapusunu almayı amaçladıklarını söylüyor; “gayemiz üyelerimizi dükkan sahibi yapmaktır” diyor.

Gülsoy devam ediyor sözlerine; “… 30-40 km uzaklarda, şehrin dışında benim işim yok. Bir yere bir torba çimento dökmem. Bu bir milli servettir. Gidip gelinmesi masraftır. Onun için şehre yakın mesafede yer arıyorum dedik. … Onun için yakın bir yer olsun dedik. … Biz uygun maliyetli bir mera alanı istiyoruz. Ama meradan çıkarmak kolay bir işlem değil. “… şehir merkezine 14 km, havaalanına 7 km uzaklıkta bir arsa bulduk. Toplam büyüklüğün yüzde 86,5 gibi çok büyük bir oranı kamuya ait olup, yüzde 62’si mera vasfındadır.” Yeri de Kocasinan İlçesi’ne bağlı Buğdaylı Mahallesi’ndeymiş (Köyü).

Değerli Başkan, hiç tasalanmayın, yeter ki iktidara yakın yere bir pazar açın. O zaman göreceksiniz, kapılar nasıl açılacak; “mera vasfı” nasıl ortadan kalkacak. Direnen bürokrat olur mu? O taktirde dirensin de görsün dünyanın kaç bucak olduğunu, ülke içinde yer beğensin.

Sayın Başkan, sanırım bilmezsiniz, Hasyüncü zamanında OSB’nin nasıl genişlediğini, 1200 hektardan, 2400 hektara nasıl çıktığını. Yine bunların, Hürmetçi sulak alanının yok olmasının nasıl kapısını araladıklarınız. Tutmasak, köyün içinden geçen, Adana yoluna bağlanan yol açtıracaklardı karayollarına…

Tepkilerimizle  (Ben ve DoğaBel) yola engel olduk,  genişlemeye de kısmen… Tabii, “güneşe karşı işediğimizden”, bir de baktık, bunlarında gayreti ile Sanayi Odası’ndan kovulduk… “Bu adamı daha orada neden tutuyorsun!”, diye mesaj üstüne mesaj gönderiyorlardı, Başkan’a…

Eş zamanlı, yine bu yerel iktidar döneminde, Tavlusun Merası da imara açıldı. Önce “vasfı” kaldırıldı, sonra site kondu… Gül sitesi… Tabii, ağzı söz yapan birkaç köylüyü aldılar aralarına… Ondan sonra, ağır gelince, çıktılar üyelikten bunlar. Peki, bu kadar varsıl AK Partili arasında bir iki belediye bürokratı nasıl kaldı diye sormaz mısınız hiç? Özel yol yapıldı, özel otobüs işliyor. Abdullah Abileri ile araları iyi olduğundan, soyadını da koymuşlardı. Şimdi koyarlar mıydı? Sanmıyorum… Öyle ya, Cüzzamlı gibi kaçıyorlar Abdullah Beyden

Sayın Gülsoy’a, haddim olmayarak bir tavsiyede bulunacağım, tabii kabul buyurursa… Bu işin olmasını yani “mera vasfının” kaldırılmasını istiyorsanız aranıza AK Parti ileri gelenlerinden birkaç kişiyi de alın… Tabii, bazı belediye bürokratlarını da almayı unutmayın…

Sayın Başkan, bu fakir; “Yaratana hürmeten Hürmetçi’ye kıymayın!” diye feryat ederken, süt ve süt ürünleri ile uğraşan bir fabrika sahibi şunu söylemişti bir toplantıda: “Kadir Bey, aklını taktın Hürmetçi’ye… Camızdan başka ne var orada!” dediğinde hayret etmiş; “Beyefendi, süt ve süt ürünleri ile uğraşıyorsunuz ama bir de camızın nerede yaşayacağını bilmiyorsun. Unutmayın, şayet burada camız yaşıyorsa orada canlı hayat var demektir!”.

Tabii, yine eş zamanlı Mehmet Özhaseki; “gittim, hayvan mayvan görmedim burada. Yayınlanan fotoğraflar da fotomontaj!” falan demişti. Akabinde ve detayında, bir bahar günü flamingolar gelince, yine bu fakir sayesinde, haber olunca, haberi de rahmetli Altınkaya yapınca Başkan Özhaseki; “Kandırdılar!” türünden laflar etmişti. O zaman rahmetli muhalif; TV’de Eraslan’ın idi.

Ya hû, yine bu yerel iktidar döneminde Güneşli’de “tarım ve hayvancılık” yapılan, Tarım Meslek Lisesi arazisi imara açılmadı mı? Büyükşehir parsel parsel satmadı mı? Benim gibi birkaç duyarlı dışında hiç tepki veren olmadı, buna da… Ne diyelim? Tabii Erciyes Projesi’nin, Tekir yaylasını “habitatına” verdiği zara ayrı bir konu. Burada da evvelemirde, “pınarları” yok ettiler, tesislere su temini için.

Sayın Gülsoy… Kentsel dönüşüm için ayrılan kamu arazisi, bir çırpıda, ‘Erciyes manzaralı villa’ parsellerine dönüştüren bu yerel iktidar döneminde, “Buğdaylı’nın merasına” da sanayi sitesi kurabilirsiniz hiç tasalanmayın. Ama kentsel dönüşüm için ayrılan alanların dönüşümünde yapılanları yapacaksınız. Belediye bürokratlarını da, partili zenginleri de alacaksınız üyeleriniz arasına.

Olay bu kadar basit… Hem şunu da unutmayın; bu ahali özelde Buğdaylı ahalisi sizden ve mera vasfını kaldıranlardan hesap falan sormaz, öyle duyarlı insan, öyle duyarlı ahali, öyle duyarlı toplum ne gezer bu kentte. Ama şayet inanıyorsak öteki dünyada; börtü-böcek ve hayvanlar hesap sorar sebep olanlardan. 

“Mera”ya, “canlı ortama”, “habitata” nasıl kıyarsınız? Vazgeçin bundan… Gelin elinizi ayağınızı çekin meralardan, sulak alanlardan, otlaklardan, tarım arazilerinden. İklim değişikliklerini,  gıda arzının nasıl bir dar boğaza girdiğini, bu yüzyılın gıda savaşına gebe olduğunu, bir Ticaret Odası Başkanı göremiyorsa, ben ne yapayım?

Duyduk ki Kayseri’de TEMA Vakfı temsilciliği varmış? Geçen gün duyduk varlığını… Bir çevre örgütü var mı? Bilmiyorum… Ziraat Odaları var, bunu biliyorum. Ziraat ve çevre mühendislerinin olduğunu da… Bunların hiç mi ilgi alanına girmez meralar, otlaklar, sulak alanlar, tarım arazileri? Beyler, beyler “iktidar çalgısına ayak uydurmadan vazgeçin!”. Sizin değil, çocuklarınızın, torunlarınızın yaşam alanı yok ediliyor haberiniz olsun?