KADİR DAYIOĞLU


MERAL AKŞENER

Evet. Gördüğüm genel manzara şu: Bu seçimde, sanılanın aksine, İYİ Parti ile “Babacan’ın DEVAsı” sürpriz yapacak. Göreceksiniz. Kayseri özelinde; “Kim virek ağa… CEHAPE’ye mi?”, diyen AK Partililer için size iki adres…


İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, 23-24 Mart tarihlerinde Kayseri’deydi… Merkez, Tomarza ve Bünyan’da esnaf ziyareti yaptı… Nasıl karşılandı? Bilemem… Zira, sahada yoktum. TV ve internetten izledim Meral Hanımı… Görebildiğim kadarı ile Meral Hanım memnun ayrıldı Kayseri’den…

***

MHP ve AK Parti’nin kalesi durumundaki bir ilde bu denli yoğun ilgi, sandığa nasıl yansıyacak bilemiyorum ama görüntüler çok çarpıcı, iktidar açısından can sıkıcı olmalı…

***

1977 Genel Seçimleri öncesi, rahmetli Ecevit Kayseri’ye geldi… Siyaseti çok iyi bilen, müthiş siyasal koku alan, “46 Ruhu”nu asla terk etmeyen merhum Osman Abi (Elibüyük, Komutan deriz) ile Gökdelende bir büronun balkonundan mitingi izliyoruz… Meydan hınca hınç dolu, coşku, heyecan dorukta… Şenay’ın, “Sev kardeşim!” türküsü çınlatıyor etrafı; bir konuşmacı (Süleyman Genç olabilir) da kürsüden kalabalığı coşturuyor…

***

Bir de baktık, Ecevit, Düvenönü tarafından meydana giriyor, seçim otobüsü üzerinde… Başında kasket, etrafı selamlıyor… İl Başkanı Mehmet Gümüşçü (Kulkuloğlu da olabilir) yanında, koruması Mümtaz Karaduman arkasında…  Düvenönü-Meydan arası da hınca hınç dolu, konvoy ile Meydan’a doğru hareket ediyor…

***

Bu manzarayı gören, siyaset kurdu “Komutan”; “Hadi Dayı, gidelim… Seyre gerek yok, Ecevit götürdü bu işi!”, demişti… Terk ettik binayı… Tabii, Meral Hanımın bu ziyareti buna benzer mi? Bilemiyorum ama çanların “Cumhur ittifakı” için çaldığını söyleyebilirim… Herhalde; “gelmekte geliyor olan!”, gibi…

***

Bu seyahatte şunu gördüm: Pek, siyasal renk vermeyen Kayseri’de, iktidarı korkmadan, mikrofon önünde eleştiren halkı… Uzun zamandır, ilk defa görüyorum… Öyle ya, “yaka-paça” derdest edilmek de var, kaderde… İşten, güçten olmak da…

***

Önceden izin almadan, Anayasal hakkını kullanmak isteyenlere, güvenlik güçlerinin acımasızca nasıl davrandığını görüyoruz… Hele hele kadın ve kızların yürek yakan çığlıkları, çok rahatsız ediyor insanı…

***

Netice de; bundan nasibini; “benim türbanlı, siyah çarşaflı bacım” da aldı, geçen gün Adana’da… Kaderin cilvesine bakın; yere düşen siyah çarşaflı bir kadını, türbanlı bir polis copluyordu. Böyle bir şey hiç akla gelir miydi, hiç? Bunu da yaşadık… AK Parti geçmişe yönelik yaptığı eleştirileri bir bir gerçekleştiriyor, devri iktidarında.

***

Olaya Devlet Bey sahip çıktı… İlgili Bakanı ve Adana Emniyetini kutladı, alınlarından öptü adeta… Satırları yazana kadar başta Tayip Bey olmak üzere AK Parti ileri gelenlerinde bir sessizlik var, bu olayla ilgili. Anlaşılan Sayın Erdoğan’ın ne diyeceğini, alacağı pozisyonu bekliyorlar. Sürekli, kendilerinden önceki dönemi eleştiren Özhaseki bakalım; “Bizden önce, çarşaflı bacımızı coplayan, türbanlı bacımız var mıydı?”, diyebilecek mi? Tabii, önce bir genel başkan konuşsun…

***

Adana olayı umarım, “çoğulcu, katılımcı, laik demokratik cumhuriyetin”, kıymetini, bir kez daha anımsatır, bizim “ecmaine”. Tabii, onların değirmenine su taşıyanlara da…

***

Ziyaret öncesi, partili milletvekili Dursun Ataş mahreçli bir haber düştü, basına… Büyükşehre ait ilan panolarına, “yer yokluğu nedeniyle!”, duyuru afişlerine izin verilmemiş. “Yer yokluğu!” klasik bir numara… Yersen tabii… Ama bir şeyi unuttular, “sosyal medyayı”… Tabii, ışık hızı ile milletin haberi oldu… Mart’ın “çat ayazında”, Meral Hanımı görmeye gittiler… Panolarda; “yer dolu!” diyenlere şunu anımsatayım: “Korkunun ecele faydası yokmuş!”

***

Akşener, “Tomarza ve Bünyan ziyaretinin ardından Sivas Caddesi’nde esnaflarla bir araya geldi. Burada döner kesip pastırma doğrayan Akşener, hükümeti eleştiri yağmuruna tuttu. iktidarın işçiyi, çiftçiyi ve esnafı bitirdiğini söyledi. Seçime bir yıl ya da az bir zaman kaldı. Biz bu iktidardan, kul hakkı yiyenlerden sandıkta hesabını soracağız”, dedi… Yani Akşener; “Bir dokundu bin ah işitti kâseyi fağfurdan!”

***

Ahali, sırtından soluyor. İktidar, “sabır!” tavsiye ediyor… Yapacak fazla bir şey de kalmadı… Kamu tulumbasında su bitti… Kefen paramıza kadar harcadık… Zamlar hem de acımasızca peş peşe geliyor. Peki, gelmeyecek miydi? Elbette gelecekti. Aylar öncesi, “yakınanlara”; “durun daha bugünler iyi günleriniz. Daha henüz bal kabağı satan gelmedi!”, derken kastım buydu.

 

Tabii, gözden kaçan bir şey var. O da şu: TÜİK verilerine göre, Şubat/2022 itibarıyla üretici fiyat endeksi (ÜFE) yüzde 105,01 iken, tüketici fiyat endeksi (TÜFE)  yüzde 54,44 olursa aradaki yüzde 50’lik fark elbette bir gün etiketlere yansıyacak. Bunun aksi mümkün değil. Yoksa, üretici batar…

***

Üretici stokları tüketti, kamu hizmetlerine zorunlu olarak zam yapılmadı… Bazı üreticilerden de, zam yapmamaları “rica!” edildi, şu ya da bu nedenle… Artık, çarık ayağı iyice sıkmaya başladı… Üretici dayanamaz duruma geldi. Zemberek boşaldı… Bunu “iç ve dış düşmanlarla”, “Rusya-Ukrayna” harbi ile doğrudan ilişkisi yok. Harbin olsa olsa “eser” miktarda etkisi olur. O kadar… Bu ise, yalın gerçeği gizlemeye yetmez.

***

Unutmayın kişi başına milli gelirimiz, 20213’ten beri sürekli düşüyor… Cari fiyatlarla kişi başına 12.500 dolardan, 8 bin dolarlara düştü… Gelir dağılımı ise tümden bozuk.

***

Evet. Gördüğüm genel manzara şu: Bu seçimde, sanılanın aksine, İYİ Parti ile “Babacan’ın DEVAsı” sürpriz yapacak. Göreceksiniz. Kayseri özelinde; “Kim virek ağa… CEHAPE’ye mi?”, diyen AK Partililer için size iki adres…