KADİR DAYIOĞLU


MEHMET ÖZHASEKİ BAKAN OLDU!..

Bir türlü gelmeyen “hızlı tren”, yapılmayan “otoyol” bağlantısı, tarımsal sulamalar ve havaalanı hizmet binaları genişlemesi gibi konuları sık sık gündeme getiriyordum; haliyle eleştiriyordum.


Sayın Mehmet Özhaseki, beş yıl önce devrettiği Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koltuğuna yeniden oturdu… Hayırlı ve uğurlu olsun… Büyük kent rantlarını kontrol eden bir bakanlık o nedenle Özhaseki’nin işi çok zor… Öyle ya; “insanoğlunun gözü doymazmış!”Hele hele partili ve partili belediyelerin bitmez tükenmez talepleri olacağını unutmayın. 

***

Mehmet Bey, uzun süren Başkanlığı döneminde, eleştiri ve tartışmaya çok açık, “irili-ufaklı”çok önemli hizmetlere imza attı… Bunu, inkâr mümkün değil… Tabii, o dönemde milletvekili olanların bir gayretini göremedik. Adeta, Sayın Özhaseki’nin gölgesinde kalmışlardı. Sadece Yaşar Karayel, “hızlı tren” için “geldi-geliyor” masalı anlatıyordu, Kayseri’nin muhterem ahalisine… 

***

Sayın Özhaseki, milletvekili ve bakan olunca, çok şey beklendi… Kim bilir belki de ben bekledim…Kayseri’nin geleceği için elzem yatırımların önü açılır, bir bir hayata geçirilir dedik. Öyle ya Kayseri, “rutin” dışında, bir hizmet almamıştı, Merkezi Hükümetten, bunca siyasal desteğe rağmen. Kendi taşımızla kendi kuşumuzu vurmuş ve buna da “Kayseri Modeli” demiştik. Kaynak da; daha önce kazanılmış “kamusal rantlarıydı”

***

Bir türlü gelmeyen “hızlı tren”, yapılmayan “otoyol” bağlantısı, tarımsal sulamalar ve havaalanı hizmet binaları genişlemesi gibi konuları sık sık gündeme getiriyordum; haliyle eleştiriyordum. 

***

Gündeme getirmeye de devam edeceğim. Baksanıza havaalanı hâlâ bitmedi, Talas tramvay Halef Hoca bağlantısı uykuya yattı.  Kim bilir, belki de bundan rahatsız oldu…Ama unutulmasın, bunlar Kayseri’nin geleceği için hayati bir konu. 

***

Öyle ya, kendisinden başka kimi eleştirecek, kime dert yanacak, kimin kapısını çalacaktım ki? Diğerleri, ha var ha yok hükmündeydi, benim için. Hallederse Özhaseki halleder gibi bir intiba vardı bende…Yıllar boşa geçmiş olsa bile, hâlâ aynı düşüncedeyim. 

***

ZiraKayseri’nin son otuz yılına damgasını vuran birisi… Partide de özgül ağırlığı fazla. Tabirimi maruz görsün ki zaman zaman da yazdım, Kayseri’de ondan habersiz kuş uçmadı; bundan sonrada uçacağını sanmıyorum… 

***

Tabiigeçtiğimiz seçimde, milletvekili adayı olmadı. Bu ise, çeşitli yorumlara neden oldu. Özhaseki’nin gözden düştüğü, Hulusi Bey’in yıldızının parladığı, hatta politikayı bırakacağı yorumları peş peşe gelmeye başladı. Özhaseki’nin seçim çalışmalarında yok sayıldı. “İlâ Paşa, varsa paşa, yoksa paşa!”dendi.Kayseri’nin, siyasette parlayan yıldızı, artık Paşamızdı.Rivayet olunur ki, Paşamız seçim sürecinde, Özhaseki ile aynı kareye girmek istememiş.

***

Bu seferHulusi Paşa’nın etrafında pervane olmaya başladılar. Geziler, yürüyüşler tertip ediyorlar, yemekler yiyorlardı Paşamız ile… Rektörler bile sıraya girdi, Paşamızı davet edebilmek için. Yani, Hulusi Bey “in”, Özhaseki“out” olmuştu onlar için… Ama şu ihtimali veremiyorlardı; “Bir de bakmışsınız, küllerinden yeniden doğmuş!” Nitekim öyle de oldu…

***

Tabii, “out” olduğunu sananlar şunun farkına varamadılar; Özhaseki’nin gücünü ölçemediler: AK Parti listesinde, son anda yapılan operasyonun arkasında Özhaseki Başkan’ın olduğunu göremediler.Mesela, Şaban Çopuroğlu ve Murad Cahit Cıngı’nın seçilecek yere oturması, Özhaseki’nin ağırlığının bir göstergesi idi… Bu iki ismin, Mehmet Bey’in teşviki ve isteği ile listeye girdiğinden eminim. Ki, tercih de doğru… Hele hele, Cıngı’yı yakından tanırım; genç bir yetenek. 

***

O nedenle derim ki; Dokuz ay sonra yerel seçim var… Başkanlığa ve meclis üyeliklerine soyunanlar mutlaka ve mutlaka Özhaseki faktörünü yok saymasınlar… Ona, ara sıra bir selam göndersinler, “gelip-gidenlerle!”

***

Tabii, Kayseri siyasal kulislerine çok hakim dostumuz, refikimiz Recep Bulut’un bu konu ile ilgili değerlendirmesinin bir bölümünü paylaşacağım. Zira benim gibi değil O; olayların tam içinde, sahada, mutfağında… 

***

Alıntı yapılan kısım şöyle: “…Paşa” adına törenler, konferanslar, konuşmalar, yürüyüşler organize edildi, yürüyüşe eşlik edenlere ekmek arası sucuklar ikram edildi…Bazen Paşa birilerine sinirlendi, Paşa açtı ağzını yumdu gözünü!

***

Kimse “gık” diyemedi, herkes yutkundu kaldı! Hemen herkes, “Aman ha Paşayı kızdırmayalım! Paşa bu konular da çok titiz ve hassastır!” diye birbirine telkin ve tavsiye de bulundu… 

***

Düne kadar Özhaseki’nin etrafında pervane olanlar, Paşa’nın etrafında dönmeye başladı… Hatta Paşa’nın şaşalı halini görenler:“Artık Özhasek’nin devri bitti! Devir Paşa’nın devri!” diye laf yaymaya başladı… 

***

Siyasi geleceğini Paşa’ya endeksliyeler oldu:“Bu seçimler de Paşa’ya destek verelim! Paşa da bizi unutmaz herhalde!” dediler…Dediler demesine ancak Paşa, Paşa olarak kalmadı… 

***

Paşa sıradan bir vekil oldu çıktı… Üstelik mazbatasını gelip kendisi almadı, vekilini gönderdi aldırdı… Vekil seçtiğimiz vekilin mazbatasını vekil tayin ettiği kişi alıp gidiyor…

***

Onu da geçtik de, şimdi Paşa ne olacak? “Artık Özhaseki devri bitti, devir Paşa’nın devri!” diyenler ne olacak? Paşa’nın taraftarları ne olacak? Acaba tarih tekerrür mü edecek? Yani yine meşhur atasözümüze takla attırıp, “Giden Paşam gelen ağam!” mı diyecekler? 

***

Özhasekide bunu yer mi dersiniz? Bence yemez! Ne diyor ülkücü kardeşlerimiz? “Kurt kışı geçirmesine geçirir ama yediği ayazı da unutmaz!”