KADİR DAYIOĞLU


MADURO GİTTİ…

Muhalefetten çıkan birkaç cılız sesin dışında, bizden de bir ses çıkmadı. Mesela, operasyon haberi üzerine, sokaklar protesto sesleriyle çınlamaz mıydı? Öyle ya, “dostumuz” derdest edilmişti.


Kısa bir süre önce “dostumuz”, “dik dur eğilme”, “Türk halkı seninle” dediğimiz, Venezüella devlet başkan Maduro ve eşi, bir operasyonu ile, elle konmuş gibi, alındı, hop diye ABD’ye götürüldü. Gitti gider artık… Kimsenin haberi olmadığı gibi tepkisi de olmadı. Ta, ABD topraklarına girene kadar?

**

Muhalefetten çıkan birkaç cılız sesin dışında, bizden de bir ses çıkmadı. Mesela, operasyon haberi üzerine, sokaklar protesto sesleriyle çınlamaz mıydı? Öyle ya, “dostumuz” derdest edilmişti.

**

İktidar cenahından ise, Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın başdanışmanlarından ve Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Politikaları Kurul Üyesi Cemil Ertem, saldırılar üzerine “X hesabı” üzerinden yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: 

**

"Soykırımcı ABD, Ortadoğu da katil İsrail’le birlikte yaptığı emperyal haydutluğa Venezuela’ya saldırarak devam ediyor. Venezuela halkının ve Başkan Maduro’nun yanındayız! Bu haydutluk cezasız kalmamalı." (Basından)

**

Sonra, arkadaşın, birileri tarafından kulağı çekilmiş olmalı ki, mesajını sildi. Tabii, bu sayede ABD’nin “soykırımcı” ve “haydut” olduğunu da öğrenmiş olduk. Ama unutulan bir şey var; “soykırımcı ve haydut” ABD’nin, başında da yine “dostumuz” Trump var. Ne yaman çelişki değil mi?

**

Dostlar Ertem bu sözleri, 60’larda, 70’lerde söyleseydi, bizim “sağ cenah” hemen başlardı koro halinde söylemeye; “Komünistler Moskova’ya!” Öyle ya bizim gençliğimizde “sağ” için ABD özgürlükler ülkesiydi; eleştirenlere de hemen “komünist damgası!” vurulurdu. 

**

Hey gidi günler hey! Nereden nereye. Dolmabahçe önünde, 6. Filo askerlerini denize “döken” solcu, devrimci gençlerin üzerine sopalarla nasıl saldırıldığını bilen, gören nesiliz. 

**

Mesela; Taksim'de 6. Filo'yu protesto edenlere saldıranlar Beyazıt ve Dolmabahçe'de toplu namaz kılmışlar; Mehmet Şevket Eygi'nin Bugün'de yayınlanan "Namaza çağrı" yazısı ile toplandılar! Yazıda, "Cihada hazır olunuz" diyordu. O günlerde; “Allahsız komünizme karşı, toplu namazlar “!” “yaygındı. Eygi de davet ederdi, köşesinde. 

**

Şimdi ise, o neslin torunları ve çocukları, ABD’yi ve İsrail’i protesto için, sabah namazından sonra, Karaköy Köprüsünde toplanıyor. “Nereden nereye!” derken kastım budur efendim. 

**

Bir devlet başkanına bu tür bir operasyon tarihte görülmüş gibi değil, elinle koymuş gibi bulup, “hop diye alıp götürmek!” Tabii, soru şu; çok bunalan, içeride ve dışarıda itibar erozyonuna uğrayan Maduro, acaba; “kurtarın beni!” der gibi kendisinin de ortak olduğu bir operasyonla mı derdest edildi? Şimdilik karanlık. 

**

Ama başta petrol olmak üzere, yeraltı zenginlikleri açısından çok zengin olan Venezüella’nın, ABD’nin ağzını sulandırdığı bir gerçek. Nitekim, Başkan Trump da bunu gizlemiyor. Ama operasyonun temel nedeni, Venezuela, uyuşturucu ihraç eden bir ülke ve başında da Maduro’nun bulunduğu bir ülke olması deniyor, Trump tarafından. İşin garibi, aynı Trump, “uyuşturucu baronunu” affediyor, ülkesinde. 

 **

Adam da haksız değil. ABD ve Çin, dünya enerji tüketiminin yaklaşık yüzde 40’ına sahip. kullanıyor. Hâkeza elektrik tüketiminin de… Bunlara bir de Avrupa Birliği’nin yüzde 20’lik payını ilave edin… İşin garibi, hidro karbon rezervlerinin yüzde 60’a yakını, Azerbaycan da dahil, Ortadoğu’da…

Hani hikaye bu ya; “Bir gün yarı meczup fakirin biri, zenginden para istemiş. O da; ‘Şu iri yarı adamın ensesine hızlı bir tokat atarsan sana istediğin parayı veririm” demiş. Meczup da gidip adamın ensesine yapıştırmış tokadı. 

**

İri yarı adam bir bakmış tokat atana köyün meczubu… “Defol git be!” demiş, kovmuş. Birkaç gün sonra meczubun parası yine tükenmiş, yine zengine müracaat etmiş. Aynı teklifi yapmış ve iri yarı adamın ensesine bir tokat daha inmiş. Tokadı yiyen; meczubu tutup ‘sen ne istiyorsun benden be adam’ deyince, meczup, ‘Vallahi onda o para, sende de bu ense oldukça, sen daha çoook tokat yersin’” demiş.

**

Dostlar, hidrokarbon yerine, ucuz bol, çevre etkisi az olan enerji kaynakları bulunamazsa daha çok tokat yer Ortadoğu ve Güney Amerika ülkeleri.

**

Tabii, son olaydan bir ders çıkartmak lazım; ülkeler ve yönetenler arasında dostluk falan olmaz; başınız derde düştüğünde bir de bakmışsınız, arkanızda kimse yok. Seçmeniniz de… Timur, Hoca Nasrettin ve fil hikayesinde olduğu gibi.