Kumar, bahis oyunları, uyuşturucu bağımlılığı ve bunun neticesindeki dağılan yuvalar, borç batağı, intihar haberleri son dönemlerin en sık gündeme gelen ve okunan haberleri oldu…
Biliyorsunuz yakın zamanların en çok operasyonlar uyuşturucu kullananlara dair oldu ve birçok sanatçı ve tanınmış isim bunun üzerine gözaltına alınmıştı.
Yapılan testler sonucunda, tutuklanan da oldu, adli kontrol şartı ile ve yurt dışı yasağı ile serbest bırakılanlar da oldu.
Bu arada TFF tarafından yapılan Bahis Skandalına dair geniş çaplı operasyonda bu konunun spor bağlamındaki boyutunu da gündeme bir kez daha getirmiş oldu.
Bu tehlikeyle birlikte kumar ve kumar oynayanlarınsayılarındaki hızlı yükselişendişe verici boyutta.
Yani…Kolay yoldan para kazanma hırsı her ortama yayılırsa, neticede baronların eline düşenlerin sayısı da her geçen gün artacaktır.
Dinimizce de haram olduğu ve insanları perişan eden bu illet,işsizlik, ekonomik sıkıntı ve darda olan insanları uçuruma sürüklüyor.
Bahislerle kazanılan paranın, yararından çok, zararının dokunacağı da aşikar.
Sonuçta buradan gelen para başta, alkol tüketimi ve fuhuş gibi pazarlara da akıyor ister istemez.
Yani kötü kötüyü çekiyor.
Son yıllarda ülkemizde meşrulaştığı ve kolay ulaşılır olması ile büyük bir tuzağın göbeğine çekiyor gençlerimizi.
Dijital ve sanal ortamın sessiz tehlikesi, gün geçtikçe büyüyor olması girdabın ne kadar geniş çevreye yayıldığının da belirtisi elbette.
Hiç kimse bir zamanlar ve Aile bakanımız hanımefendinin söylediği gibi “bir kereden bir şey olmaz!” demesin, uçuruma giden yola açmış olursunuz.
O bir deneme ile başlayan, masumane olarak düşündüğünüz oyun, siz farkında olmadan içinizde büyüyen hırs olmuştur.
Bağımlılık boyutunu aşmıştır artık.
Kurtulmak isteseniz de o sizi kıskacına almış dönüp duruyorsunuz ama nafile, her seferinde o girdap daha çok çeker sizi içine.
Kolay yoldan para kazanma hırsı, kısa yoldan zengin olma hevesi her ortama yayıldı neredeyse…
Bunu da birileri bilerek ve isteyerek körüklüyor aslında.
Kumarın aile ve toplum üzerindeki etkileri de kapanmaz yaralara yol açıyor.
Ekonomik yıkıma, aile içi şiddete, cinayete, intihar olaylarının artmasına ve durumun daha da vahim bir boyuta evrilmesine neden oluyor.
Nice canlar yanıyor, nice yuvalar yıkılıyor, bu illet yüzünden.
17 Aralık şehitler durağında, bir gazimiz o gün kumar borcu nedeniyle intihar etmişti.
Yine geçtiğimiz hafta ilimizde YıldırımBeyazıt mahallesinde bir genç daha intihar ederek yaşamına son verdi.
Sebebi kumar borcunun olduğu iddialarıydı.
Düşünün ki, kazanma hırsının sürüklediği son, ne yazık ki canlarına mal oluyor.
Acil olarak gerekli önlemler alınmaz ise, bu vakaların artması kaçınılmaz olacak gibi…
Acil önlem çağrısı yapıyoruz fakat, sanal ortam ve dijital platformlarında kolay erişim olmasıyla bahis ortamları her geçen gün artış gösteriyor.
Yurt içinde oynamayı yasaklasanız bile yurtdışından oynuyorlar.
Yani kilit evrensel olmalı.
Kumar oynama istediği kontrol edilemez hale gelmesi, maddi kayıplarla başlar, işini aşını alır sizden…
Kazanma hırsı borçlandırır, ödeyemez duruma gelirsiniz. Psikolojik sorunlarında artmasıyla ruhsal bunalım içine girenler çareyi intiharda buluyor.
Ve bunun sonucu ardı sıra gelen felaketler olur.
Bunu sıkı denetimlerle oynatmamak gibi tedbirler almakla engellenemez elbette, asıl olan büyük baronları engellemek ve gerekli cezayı vermektir.
Yoksa bu illetin ne sonu gelir, nede kökü biter ve yüzlerce, binlerce insanları gençleri kaybederiz.
Evet, bunların sonucunda bedel ödeyen var mı diye sorsak.?
Maalesef yok…
Ayrıca yayınlanan mafya türü dizilerin etkisi, renkli yaşam öyküleriyle, saçma sapan karakterlere özenip, cazip gelen o figürlerin çekiciliği karşısında, hayal peşinde gidip kurtuluş olarak görenler bedelini en ağır bir şekilde ödeyen onlar oluyor.
Eğitimden kopmuş, ekonomik geliri olmayan, işsiz ve kendini değersiz hissedenler belki bir kurtuluş olarak görüyordur.
Bu konuya değinmişken, televizyonlarda yayınlanan mafya türü dizilerin etkisi, azımsanmayacak kadar geniş kitleleri etkisi altına alıyor.
Renkli yaşam öyküleriyle, saçma sapan karakterlere özenip, cazip gelen o figürlerin çekiciliği karşısında, hayal peşinde gidip kurtuluş olarak görenler bir çöküşün içerisinde en ağır bedeli de ödeyenler oluyorlar.
Türkiye bu girdabın içinde boğulurken, “utanmıyoruz”,“500 binTL ile geçinemiyorum” diyenler, garibanlar sayesinde milyon dolarlık saat takanlar, tarih bilmeyip seçme ve seçilme hakkını günümüzde yaşayanlar ülkemizin ciddi ve tehlikeli sorunlarıyla,geçeklerle biraz olsun yüzleşin artık.
Bunun artık zamanı gelmedi mi?!...
