Epey ara vermiştim, korona günleri ile ilgili bilgi aktarmaya… Günlük, tespit edilen vaka sayısı Temmuz başında beş binlere düşmüştü. 1 Temmuz itibarıyla neredeyse tam “açılım” yapıldı, on beş gün sonra ortaya çıkan tablo, ürkütücü bir seyir izlemeye başladı. 15 Temmuz’da vaka sayısı 7 bini aştı. Günlük Ölü sayısı ise, 30-40 arasında değişiyor…
***
Kayseri, riskli iller arasında yerini koruyor. Temmuz ortasında vaka sayısı yüz binde 52… Nüfusumuzu 1 Milyon 400 bin sayarsak, demek ki, 700-750 kadar tespit edilebilen hasta mevcut. Bilinmeyenle bunu en az ikiye katlayın, 1.500 kadar virüslü kol geziyor, aramızda. Belki daha da fazla.
***
Tabii, muhterem ahali de, ortada hiçbir şey yokmuş gibi davranıyor, gününü gün ediyor. Maske ve mesafe hak getire… Hijyen semtimize uğramıyor…
***
Yaz geldi, şehir içi ve şehirlerarası ziyaretler başladı… Önümüzde Kurban Bayramı var… Bayramlaşmalar devam edecek. Tabii, virüs bulaştırma da…
***
İnanın, “Büyüklerimiz” ne derse desin, henüz “virüs stresi” geçmiş değil. Üstelik yeni “varyantlar” söz konusu, nasıl davranacağını başında kestiremiyorsunuz. Bilimciler uyarıyor ama dinleyen, tabiri amiyane ile “tınmıyor” kimse?
***
Tabii, buradan soyolojik bir gerçeğe ya da insan davranışına ulaşıyoruz. Dünyanın her yerine “ahali” irrasyonel yani akıl dışı davranma meylinde olurmuş… Yaşanan hal de bu… Ne derseniz deyin, bir kulaklarından giriyor, diğerinden çıkıyor… Doğal olarak, politikacılar da bundan yararlanırmış.
***
Bir de buna “Yahudi”, “Mason”, “emperyalizmin” oyunu diyenler yok mu? Ayrıca; inancı gereği olmak istemeyenler de var. Bunun insanları kısırlaştırma projesi olduğunu söyleyenlere ne demeli? Kahrolasın geliyor, insanın…
***
Şu ana kadar ülkemizde resmi rakamlara göre, virüsten ölen sayısı 50 bini aştı… Bazı bilimcilerin dediğine bakarsanız bunu 2 ya da 3 ile çarpın. Nitekim Sağlık Bakanı da geçenlerde bunu ağzından kaçırdı, 100 bin ile ifade etti, virüsten ölüm ayısını…
***
Dünyaya baktığımızda ölü sayısı 3,5-4 milyon ile ifade ediliyor… Ülke ekonomileri, durma noktasına geldi… Bundan, yani dünya ticaretinin durmasından, işi gücü ticaret olan “Yahudilerin” ne kazancı olabilir ki? Bunda bir terslik yok mu?
***
Aşılama ülkemizde hızla devam ediyor… 15 Temmuz itibarıyla, bir doz aşı olanların sayısı 38,5 milyonu geçmiş. 1,2 ve 3 doz olanların sayısı ise, 61 milyonu… İki doz olanların sayısı ise 19 milyon… Kayseri’de ise oran yüzde 61,7’ye ulaşmış. Ülke ortalamasının epey altında. Ülke ortalaması yüzde 74.
***
Bir de, iki doz (Sinovak) aşısı olanlara üçüncü aşı (Biontek) yapılmaya başladı. Neden? Öyle ya; geçiren, arkasında (Biontek) ya da iki kez (Biontek) olanlara üçüncü aşının olmasına gerek olmadığı söyleniyor. Neden? Yoksa, “Çin aşısı“ dandik miydi? Dandik ise, neden zaman kaybettik, vaktinde (Biontek) alınmadı…
***
Tabii, buradan yanıtlanması gereken soru şu: (Sinovak) aşısını getiren firma kim ya da kimler? Tabii, önümüze çıkacak engel şu: “Bu ticari sır, açıklanamaz!”
***
Bilenler söylüyor. Bu durum yeterli değilmiş!.. En az iki doz aşı toplamı nüfusun yüzde 70’ini bulursa, “toplumsal bağışıklıktan” söz edebilirmişiz. Bu da 60 milyon kişi. Şuanda önümüzde aldığımız yolun üç katı kadar yol var. O nedenle, rahatlamayalım. Siyasetin, popülizmine kanmayalım. Maske, mesafe ve hijyen üçlüsünü unutmayalım.
Mümkünse, bu Bayram yine uzaktan bayramlaşalım. Birbirimize gidip gelmeyelim. Maske, mesafe ve hijyene dikkat eldim. Stres henüz geçmedi… Aldanmayalım, “sanal dünyaya”. Böyle giderse bu güze yine “pik yapmış” bir ortamda girebiliriz. Kış, yine evde geçiririz.
***
Dostlar, akrabalar kusura kalmasınlar, bu Bayram yine kapımız kapalı olacak… Uzaktan selamlaşacağız, bayramlaşacağız…
***
Ağız tadı ve huzur içerisinde bir bayram dileğimle; tüm insanlığa esenlikler diliyorum. Temenni ederiz bu pandemi; canlıların mekanizmasını, canlıların davranışını; canlıların “evrimini” anımsatır bizlere. Başta biyoloji özellikle “evrimsel biyoloji” olmak üzere “fen bilimlerinin” ne kadar önemli olduğunu da…
***
Tabi, bu süreç iki gerçeği önümüze koydu: Birincisi, “fen bilimlerinin” önemini. İkincisi de; bu toplumun büyük bir kesiminin geliri, birikimi ya da tasarrufu bırakınız bir yıllık iaşe ve ibatesini, bir aylık iaşe ve ibatesini karşılayabilecek durumda değil.


