İBRAHİM PEKBAY


KORKU DAĞLARI BEKLER…


ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda ABD'nin seçilmiş başkanı Joe Biden'ın ismini kullanmadan "O, seçim hileli olduğu için kazandı" ifadesini kullandı.

 

Yani kerhen de olsa kabul etti…

 

Ama bu “Kabul” öyle kolay olmayacağa benzer, çünkü ABD’de Trump’un koltuğu terk etmemesi halinde nelerin yaşanacağı konuşulmaya başlandı…

 

Oysa Joe Biden, açık ara seçimi kazanmış görünüyor, resmi olmayan seçim sonuçlarına göre…

 

Tamam, ama bu inat nedir?

 

ABD basınından edindiğimiz biliye göre, Başkan Trump, 20 Ocak sonrasında başına geleceklerden korkuyor ve Başkanlığın kendisine verdiği olanaklardan vazgeçmek istemiyor…

 

Verilen bilgilere göre Trump, borç batağının içinde ve Alman Deutsche Bank'ın, alacaklarını tahsil etmek için gerekeni yapacağı iddia edildi.

 

Deutsche Bank'ın krediden dolayı alacağı olan 300 milyon dolar için, ABD Başkanı hakkında işlem yapmış olmamak için beklediği söyleniyor…

 

Doğrudur yanlıştır orasını pek bilmeyiz ama ABD’nin en güçlü gazetelerinden biri bunu böyle gündeme getiriyor ve itiraz da gelmiyorsa, demek ki doğru…

 

Buradan yola çıkarsak, Trump’un neden koltuğu bırakmaya niyeti olmadığı ve sonuna kadar savaşacağı ve hatta White House’dan bile yaka paça atılmayı göze alabileceği belli oluyor…

 

Değerli okurlar…

 

Yeri ve zamanı geldikçe birçoğu kez yazdığım gibi, siyaset yapmak çene yarıştırmak, istediğini istediğin gibi yapmaya çalışmak, önünü ardını düşünmeden laf etmek, muhaliflerine hakaretler yağdırmak değildir.

 

Öncelikle “Temiz” olmayı gerektirir. Arkanda çakıldağın (Koyunların kuyrukları altındaki kıllara yapışıp kuruyan pislik.) olmayacak.

 

Kendin dâhil, ailen ve en yakın çevrenin devlet ile iş ilişkisi ya da bir bağlantısı olmayacak.

 

Pirüpak, yani tertemiz olacaksın.

 

Görev zamanında ya da görevden ayrıldıktan sonra hakkında bir dedikodu olmayacak, geçtik her hangi bir işlem yapılacağı olasılığından.

 

ABD Başkanı Trump, gerek icraatlar, gerekse bu ve benzeri geçmişinden gelen sıkıntılardan dolayı koltuğu kaybetmekten açıkçası korkuyor…

 

Ancak nereye kadar?

 

ABD anayasasına göre Başkan 4+4 olarak ikiden fazla başkanlığa seçilemiyor.

 

Yine ABD basınından edindiğimiz bilgilere göre, Trump’un savaş çıkarmak gibi girişimler önleniyormuş…

 

Ama ABD içinde çeşitli girişimlerle taraftarını sokağa döktüğüne tanık oluyoruz…

 

Başarılı olabilecek mi?

 

Başarılı olabileceği konusunda düşüncesini ifade eden olmadı şimdiye kadar…

 

Yani, yararsız, anlamsız girişimler…

 

Unuttuğu şey ise şu…

 

ABD mahkemeleri ve seçim sonuçlarına karar verecek yargı, kimseye bağımlı değil. Bir başka deyişle emir-konuta zinciri içinde karar vermiyorlar…

 

Örneğin “Hiçbir şey olmamışsa bile mutlaka bir şey olmuştur” türünden yapılan itirazlar sonucunda seçim yenilemiyorlar…

 

Benin kişisel endişem nedir bilir misiniz?

 

Elbette benim düşünceme kimsenin katılma zorunluluğu yok ama ilk seçimde benzer bir olayı yaşar mıyız acaba?

 

Benim endişem bu…

 

O zaman şunu sormak istiyorum…

 

“Yaşar mıyız” endişemin olasılığı nedir?

 

Gerçekten bu sorunun cevabını bugünden bilmek ve ona göre önlem almaya ülkemin halkını davet etme gayreti içinde olurdum…

 

Günü gelecek ve o gün elbette hep birlikte yaşayacağız…

 

Ancak 18 yıldan beri ülkeyi yöneten iktidarın, milletin önüne “Acı reçete” koymak sözü ile çıkarsa, endişeliyiz…

 

18 yıldan bu yana ülkeyi yöneten iktidarın Adalet Bakanının yargının hızlı ve güvenilir karar vermesinin önemine değinerek, "Adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun diyorsa." 

 

Deprem gerçeğine dokunmadan, İstanbul halkının ve yöneticilerinin düşüncelerini almak zahmetine kalkışmadan, “Kanal İstanbul” projesi için, bu ekonomiye rağmen halen “Devlet projesi” diyor ve bir milim geri adım atmıyorsa…

 

Diyebiliyorsa bütün bunları,  gerçekten oturup düşünmek gerekir…

 

Biz düşünürken de endişelerimiz giderek artıyor zaten…

 

XXX

 

DANIŞMAN AMA DANILILACAK GİBİ DEĞİL.

 

Fırmula 1 yarışı sonrasındaki “Şampanya” tartışmasına Cumhurbaşkanlığından açıklama geldi…

 

Twitter üzerinden açıklama yapan Cumhurbaşkanı Danışmanı İsmail Cesur, “Podyumda gazlı içecek meselesini rezalet olarak niteleyen bazı çevreler bilsin ki asıl rezil olan bu saçma yaklaşımdır. Formula 1, çoğunluğu Müslüman olan ülkelerde kendisi böyle bir hassasiyet gözetiyor. Olayın bir de alkollü içecek reklamı yasağı da söz konusu” dedi.

 

Bu yobaz ifadeye verilecek bir dörtlük cevabımız şudur…

 

“Rakı, Şarap içiyorsam sana ne…

Yoksa sana bir zararım, içerim.

İkimiz de gelsek kıldan köprüye,

Ben dürüst isem sarhoşken de geçerim.”

 

Önce de bakayım, sen ne kadar dürüst bir adamsın da ülkedeki “İçki” meselesine olmayacak yerden karışıyorsun, anlat…

 

Yetkin nedir?

 

Sorumluluğun nedir?

 

Ve daha da önemlisi sen kimsin de âlemin içkisine karışıyorsun?

 

Dipnot: Şiirin tamamını almadım, bu şiir dönemin Asayiş Şube Müdürü olan Mutlu Çelik’e aittir.

 

19 KASIM 2020 

İBRAHİM PEKBAY