MUSTAFA CENGİZ


KIŞ MANZALARI…

Kimsenin şikayet etmeye hakkı yok. Yaratılışın fıtratında olduğu gibi Yaz doğumu, İlkbahar gençliğimizi, Sonbahar yaşlılığımızı ve Kış ayları da hayata veda edişimizi tasvir eder dört mevsimde olduğu gibi. Nitekim her mevsimin güzelliği bir ayrı. Bu nedenle yağan karı, kışı “Kar Esareti, Beyaz Kabus, Kar Çilesi” gibi yorumlamak belki de berekete, rahmete karşı asilik olmasa da aşırı bir betimleme gibi oluyor sanki dillerde.


Meşhur atasözünde olduğu gibi.

“Geldi çattı Ramazan”

Kara kış geldi bastırdı.

Klasik bir tanımlama ile kış soğuktur, ayazdır, damı olmayan evlerin tepesine yağan kardır.

Kimsenin şikayet etmeye hakkı yok.

Yaratılışın fıtratında olduğu gibi Yaz doğumu, İlkbahar gençliğimizi, Sonbahar yaşlılığımızı ve Kış ayları da hayata veda edişimizi tasvir eder dört mevsimde olduğu gibi.

Nitekim her mevsimin güzelliği bir ayrı.

Bu nedenle yağan karı, kışı “Kar Esareti, Beyaz Kabus, Kar Çilesi” gibi betimlemek belki de berekete, rahmete karşı asilik olmasa da aşırı bir betimleme gibi oluyor sanki dillerde.

Nimetin güzelliği bir başka…

Hiç kuşku yok ki başta barajlarda düşen doluluk oranının, yeraltı kaynaklarımızın zenginleşmesi normal seviyelere gelmesi bağlamında önemli ve sevindirici bir haber.

Belediyelerin karla mücadelesi her zaman olduğu gibi gündemde.

Özellikle şehir merkezinde mağduriyetlerin yaşanmaması bağlamında teyakkuzdalar.

Kayseri birçok ile nazaran gerek Erciyes’ten gelen bir alışkanlık, gerekse de klasik Orta Anadolu’nun iklimsel özelliği ile birçok sürprize hazırlıklı aslında.

Fırsat bu fırsat deyip Erciyes’te kayanlar bir yana mangalcılarda az değil.

Meşhur sözde olduğu gibi.

“Kimisi pırlantam küçük” diyor, kimisi de “Ekmeğinin” derdinde.

Hayat böyle bir şey aslında.

Yüzde yüz birbirine tezat fotoğrafların karması.

Birinin ölümüne yas tutanların, komşu evde yeni bir doğum ila başlayan hayatın pişti olması gibi.

Antalya’ya kaçanların sayısı da hiçte azımsanamayacak kadar az değil.

Kimi kartpostallık fotoğraf derdinde.

Kimisi yolda kalan aracının…

Gelelim darda kalanlara.

Aç ve açık olanlara.

Doğalgazı bir kenara bırakın.

Malum faturalar cep yakmaya çoktan başladı.

Çok şükür Şubat-Mart ve 15 Nisan’ı bulursak bir çok sorun kendiliğinden hallolmuş olacak.

Önemli olan bu iki buçuk aylık süreci minimum zararla ama sağlıklı olarak atlatabilmekte…

Odunu, kömürü, yakacak bir parça tezeği bile olmayanlara.

Türkiye zor günlerden geçiyor.

İnsanımız da bir o kadar ağır bir sınav veriyor.

Rabbim kimseyi bu günlerde öncelikle açlık ve soğukla sınamasın.

Büyükler belki şartlar gereği battaniye ile işi idare ediyor gibi görünse de sabi sübyan yavrularımızın bu çat ayazda işi öyle kolay değil.

Önemli olan bu saatten sonra hayatta kalabilmek.

Ve… En önemlisi de insan olarak yaşamak…