Kırtasiyeciye girdim, genç tezgahtara, “Evlat… Bana bi kırmızı tebeşir ver” dedim.
Anlamamış gibi yüzüme bön bön baktı. Tekrar ettim “Bi kırmızı tebeşir dedim…”
“Amca” dedi, utanmadan. Benim “Amca” olacak yaşım mı var!... Sonra da sordu; “Sen hangi dünyadan geldin?”
Tümden vitesten atacağım ya, Allah sabır verdi, sadece “Ben de senin dünyandanım amcam” dedim. Yine “Amcam” dedi, “Tebeşir kalkalı nice zaman oldu, şimdi okullarda kalem, daha da ilerisi, akıllı tahta denilen şeyler kullanılıyor…”
Vay be… Gerçekten çağın gerisinde mi kalmışık ne!...
“Peki” dedim kırtasiyeciye, “Ben tebeşir nerede bulurum, sen onu bari söyle.”
Düşündü, düşündü de düşündü, sonra “Mahalle aralarındaki kırtasiyecilere bak, belki elinde kalan olur” dedi.
Neyse… Buldum tebeşiri, meğerse fukara okullarda kullanılıyormuş, gelişmiş yerlerde kalem ya da “Akıllı tahta” varmış. Tabi tahta “Akıllı” olunca, öğrenenin de öğrencinin de aklı gelişmiş olmalı.
Aldım kırmızı tebeşiri, buldum bir koridor, koridorun bir baştandan öteki başa, uzunlamasına bir çizgi çektim, kırmızı.
Sordular “Hayırdır?... Ne bu?...”
Dedim kine “Herkesin kırmızı renkli çizgisi var, bi benim yok. Ahan da benim de kırmızıdan çizgim oldu!...”
Dediler ki “Olmaz…”
Dedim ki “Niye olmaz?...”
Dediler ki “Bu kırmızı tebeşir, üzerinden iki üç kez geçsen, çizgi silinir.”
He vallaha, silinir mi silinir. Tamam da yağlı boya ile de çizgi çekmeme izin vermezler ki!... Evde bile yapamam, hanım kızılca kıyamet koparır.
Peki n’örek?
Aradan birisi seslendi; “Amca, sen kırmızıçizgini çek yine, silinir, bir daha çizersin, silinir, bir daha. Nasıl olsa tebeşir senin elinde” dedi.
Değil mi?... Silinir bir daha çizerik, bir daha çizerik, n’olacak ki. Kırmızı tebeşirim de var nasıl olsa.
Diyene teşekkür ettim, “Akıllısın” dedim, “Bak benim aklıma gelmedi” dedim.
Ama adam bana demesin mi “Amca… Sen hangi dünyada yaşıyorsun?” diye…
Ama bu iki oldu. Ne demek şimdi “Sen hangi dünyada yaşıyorsun?” ve “Amca”, ayıp olmuyor mu?
Sonra anlattılar ki herkesin kırmızıçizgisi varmış, silinir silinir yeniden çizilirmiş, ne bileyim ben.
Ama ben, silinmeyecek kırmızıçizgi aradım.
Ve benim, silinmeyen kırmızıçizgim var, tebeşirle de çizmiş olsam.
Başında bekliyorum, kimseye ayak bastırmıyorum üzerine.
Çizdiğim gibi duruyor.
Aslında ülkem halkının her birinin kendi tebeşiri ile çizdiği kendi kırmızıçizgisi olsa ve kimseye ayak bastırmasa…
Belki doğru yolda olacağız.
Belki doğru kararlar vereceğiz.
Belki başarılı olacağız…
Aslında bu cümlelerin başındaki “Belki” kelimesi bile fazladan.
Çizsek o çizgiyi, sahip çıksak ve doğruyu bulup sahip çıkmak için kendimize söz versek ve çalışsak, tüm sorumlarımızın üzerinden geleceğiz.
Çizgimiz yok…
Çizgimiz sabit değil…
Çiziyoruz, gelip siliyorlar, vazgeçiyoruz.
Dünyamıza küsüyoruz.
Arkamıza bile bakmadan çekip gidiyoruz.
İşte bu en büyük sorunumuz, bir bu huyumuzdan vazgeçebilsek, çözeceğiz her şeyi.
Demokratik ülkeler, çizgisinin başında duran, sahip çıkanların yaşadığı ülkeler.
Hadi şimdi baştan bir çizgi çizelim, bizim olsun.
Sildirmeyelim, sahip çıkalım…
Ve o çizgimizin gerisinde kalan ideallerimizi, demokratik ve özgür ülke yaratmak için sandığa taşıyalım ki, çizgimizin bir faydasını görelim…
Diyeceksiniz ki “Hayırdır… Seçim mi var?”
Çok belli değil, saltanatın tadına doymayanlar, ülkenin perişan halini görmezden gelenler, ola ki geciktirirler…
Sandık gelince bakarız çaresine…
XXX
Muhalefet de olsa, güzel ve doğru şeylerin önünü açmak sorumlu muhalefet yapmanın gereğidir.
Bildiğiniz gibi, günlerden beri televizyonlarda bilim adamları tartışıp duruyor, anlatmaya çalışıyorlar.
Çin’den gelecek covid-19 aşısı konu…
Yapılsın mı yapılmasın mı?
Güvenilir mi, güvenilmez mi?
Aklı başında hemen her bilim insanı, aşının yapılması gerektiğini vurgularken, CHP Gurup Başkanvekili mesleği de Eczacı olan Özgür Özel, konu hakkında net fikrini ortaya koydu ve dedi ki…
“Bırakın Çin aşısını kötülemeyi. Çin mallarına duyduğunuz güvensizlikle Çin’de üretilen aşıyı karıştırmayın. Bir eczacı olarak söylüyorum: Çin’in aşıyı üretme yöntemi, doğru bir yöntemdir. Süreçler geçtikten sonra ben bu aşıyı olacağım. Tüm sevdiklerime de olmalarını tavsiye edeceğim. Bu konuda siyasi kutuplaşmanın dışına çıkmak lazım… Sağlık Bakanı’na çağrımdır: Gelin, bu konuda ulusal bir kampanya yapalım. Biz bu konuda elimizi uzatmaya hazırız.”
Şimdi iktidara düşen, getirilen bu öneriye sahip çıkmak, el uzatmak olmalı diye düşünüyorum.
Şayet “CHP’den geldi, olmaz” derslerse, atın onları kırmızıçizginizin dışına, sokmayın kendinize.
XXX
TBMM’de büyçe görüşmeleri başladı, epeyce izleyebileceğiz. Renkli geçecek. Bakalım oradan ne gibi şeyleri öğreneceğiz. Pazartesi günü liderlerden Kemal Kılıçdaroğlu ve HDP’nin eş başkanları konuştu, İYİ Partinin lideri mecliste olmadığından vekilleri konuştu. Kılıçödaroğlu’nun konuşması, AKP’lilerin pusulasını şaşrttı. İlginç şeyler yaşanıyor, izleyin evde oturdukça…


