KADİR DAYIOĞLU


KİM KABAHATLİ? (1)

O zaman şunu yapacaksınız, her yaya geçişi öncesine, “dur-bekle-geç” levhası ya da, yanıp sönen “kırmızı lamba” koyacaksınız. Bunu yapmayan “UKME” mi yoksa sürücü ya da yaya mı sorumlu? Konuya yarın da devam edeceğiz.


“Her nefs nasıl ölümü tadacaksa!”, “her sürücü de bir gün mutlaka cezayı yiyecek!”

Öyle ya, kamu bütçesi açık, şiddetle paraya ihtiyaç var. Yine öyle ya, farkına varılmadan yapılan o kadar çok tuzak var ki? 

Nitekim, Yarım asırlık sürücüyüm, sanırım, ilk defa ışığı olmayan “yaya yolu ihlalden” ceza yedim. 

Yani, ben de tattım. İnanın farkında değilim. Yoksa, mutlaka hem dururum ve hem de yol veririm.

**

Ha. Bu yazıyı “ceza yediğim” için yazmıyorum. Bu nedenle yazsam “ahlaksızlık!” olur. Aşağıda anlatacaklarımı defalarca yazdığım için, bu sıfat üstüme yapışmaz, boşuna uğraşmayın. 

Yazmaya da devam edeceğim, “ashab-ı kehf” uykusunda ki muhterem ahali uyanana; ilgililer/yetkililer de işi ciddiye alana kadar. 

**

Trafik cezaları inanılmaz boyutlara ulaştı. Hele hele yeni yasa ile, çekilemez hale geldi. Her an nerede, ne zaman olduğunu bilmediğiniz bir gerekçe ile, ceza ihbarı düşebilir, “e-devletinize”, “mesaj kutunuza”, haberiniz olsun.

**

Tabii, tam bu noktada şu soruyu sormadan geçemeyeceğim: Acaba; sadece sürücüler mi kabahatli? Yayaların, trafiği düzenlemekle sorumlu Belediyelerin (UKME), Karayollarının ve emniyetin hiç mi kabahati yok?

**

Ya da, sistemi rasyonalize edemezseniz, “ceza yazamazsınız!”. Siz sadece sondakileri görmez, sadece sürücüleri kabahatli görürseniz, sonuçta bu zulme dönüşür. Buna, “vur abalıya!”, derler. Peki, bir de trafik kurallarına uymayan yayalara bir ceza yazın bakalım. Ortalık “kel Ali’nin bağına nasıl dönüyor?” Buyrun, cesaretiniz var mı, görelim?

**

İsterseniz ne demek istediğimi, yazı ile anlatmaya çalışayım. Köşem izin verse, “şekil a’da gözüktüğü gibi!” diyerek de anlatabilirdim. Ama ben yazı ile anlatacağım, gördüğüm bazı çarpıklıkları: Bir kere; şehir içinde yollar, “hız yollarına” dönüştü, bunun kabahati, kimin? 

**

Devam edelim, hız yollarına dönen yollar üzerinde bulunan araç park yerleri doğru mu? Mesela, parka giren bir otomobil, şayet sağında ve solunda, daha yüksek bir araç varsa, sağını ve solunu kontrol ederek nasıl çıkacak, yola? Biri anlatsın bana.

**

Devam ediyoruz. Çok yerde, sağa dönüşler ve yaya geçişleri “sıfır” noktada. Üstelik ikisine de “yeşil” yanıyor. Nasıl olacak bu iş? Araç dursa, akışı durdurur, başlar kornalar çalmaya, peşinden “küfür ve el-kol hakaretleri”, bir de bakmışsınız, arkadan birisi “bindirmiş”. Öyle ya o da ya sağa tam dönemeyecek ya da yola devam edecek. Ama yeşil yandığı için yaya da geçecek. Nasıl olacak bu iş?

**

O zaman yapılacak şey, “arkadan toslanmamak”, “korna-küfür” yememek için, kontrollü bir biçimde sağa dönüp yola devam etmek, cezayı yeme pahasına. Peki, geçen yaya, dikkatli değilse ne olacak? Belki, “sizlere ömür” olacak. 

**

Dedim çok yer var, böyle… Birkaç örnek vereceğim. İlki, Ali Cafer Kümbeti önü, Melikgazi Belediyesinin burnunun dibi. Kızılırmak Caddesi’nden gelip, Mustafa Kemal Paşa Bulvarına döneceksiniz. Size de, yayaya da yeşil yanıyor. Yaya nasıl geçecek, araç nasıl dönecek? Ya da araç durdu, yaya yürüdü, ne olacak? Birisi çıksın anlatsın, bakalım.

**

İkinci örneğim. Nuh Naci Yazgan Caddesi’nden gelip, Meydan tarafına döneceksiniz. Size yeşil yandı, döner dönmez “yaya geçidi” var. Bir de sağa döneceklerin, apartman nedeniyle, yayaları görmesi çok zor. Ya duracaksınız, ya da yayaya rağmen geçip gideceksiniz. Durursanız, arkadan “toslanmanız”, durmazsanız, yayaya vurmanız ve ceza yemeniz kaçınılmaz. Sürücüye diyorsunuz ki; “Ölümlerden ölüm beğen!” Olsun, yeter ki, kamu maliyesine para gelsin.

**

Mesela, yaya çeşidi ve ışıkları, geliş yönünde, on-on beş metre beri alınsa, olmaz mı? Bunu kim yapacak? Allah korusun, yayalarla araçlar iç içe girmiş bir vaziyette. Her an gelen ve sağa dönecek bir araç yaya geçişinde bekleyenlere girebilir. Önemli değil. Ne diye belediyeler rahatını bozsun. Üstelik Hazinenin paraya ihtiyacı var. 

**

Durun daha örnekler bitmedi. Bir değil ki, hangisini anlatayım. Ama ben devam edeceğim. Evet tekrar soruyorum. Bunun sorumlusu, sadece sürücü mü, yoksa uygulamayı daha rasyonel hale getirmeyen belediyeler mi; yayalar mı? 

**

Mesela mı? BHU usta önü-Hunat katlı kavşağına giriş ve Hunat tramvay durağının bulunduğu yer. Oysa, ışıkları, on, on beş metre geri alsalar, yaya da, sürücü de rahatlar. Bir ihlal olursa basarsınız cezayı? Yine burada ki bir sıkıntı da şu: Yığılan yayalar, kırmızı ışığa rağmen, geçmek istiyorlar; bazan tramvaya yetişmek için.  

**

Sürücüler ne yapsın? Yayalara dalsa bir türlü, korna çalsa dursa bir türlü, geçse bir türlü! Çok yazdım, ışık ve yaya geçidi “on beş-yirmi metre” Meydan tarafına alınsa olmaz mı?

**

Yine devam ediyorum. Kent merkezinde, ışıksız, çok sık yaya geçişleri var. Bir sürücü yaklaştığında, karşıya geçmek isteyen bir yayayı, hareket halinde görürseniz mutlaka durup, yol vermeniz lazım. Tabii, işareti bulunan yaya geçişlerine yaklaşırken hızı kesmek, kontrollü geçmek gerekir. 

**

Bu doğru… Ama hızınızı kestiniz, kontrol ettiniz, baktınız, bekleyenlere rağmen, bunlar da bir hareket yok. Geçersiniz. Fakat, uyarı levhasını, daha beriye koyup sürücüler uyarılsa, onlar da buna göre hazırlansa olmaz mı? Unutmayın, 50 km/h hızla gelen bir sürücünün, iki metre mesafede durması ya da hız kesmesi çok zor. Kolay diyen bir denesin. Bir de 70 km/h hızla gittiğini düşünün. 

**

O zaman şunu yapacaksınız, her yaya geçişi öncesine, “dur-bekle-geç” levhası ya da, yanıp sönen “kırmızı lamba” koyacaksınız. Bunu yapmayan “UKME” mi yoksa sürücü ya da yaya mı sorumlu? Konuya yarın da devam edeceğiz.