KADİR DAYIOĞLU


KILIÇDAROĞLU RÜZGÂRI…

“Bay Kemal”in Cumartesi günü yaptığı miting de bazı ipuçları verdi… Kendisini pek hissettirmeyen ama 14 Mayıs günü patlamaya hazır bir dip dalga hissi verdi bana…


1957’den beri siyasete az çok aklım erer… İçinde çok az da bulunsam, siyaseti yakından takip ettim. Meydanlardaki coşku bazı ipuçları verir… “Bay Kemal”in Cumartesi günü yaptığı miting de bazı ipuçları verdi… Kendisini pek hissettirmeyen ama 14 Mayıs günü patlamaya hazır bir dip dalga hissi verdi bana…

***

İnanın, 1977 Genel Seçimlerinde, merhum Ecevit’in Cumhuriyet Meydanı’nda yaptığı o muhteşem mitingden bu yana CHP’nin, böyle canlı, coşkulu bir mitingi olmamıştı… Tabii, coşkulu mitinge Millet İttifakı bileşenlerinin katkısı nedir? Bilemem…

***

Çarşamba günü, Meral Hanım’ı dinledik meydanla eşimle birlikte. ‘Bay Kemal’i de… İki mitingin ortak yanı;kadın ve gençlerin çokluğu ve coşkusu… Neredeyse, yarıdan fazlasını teşkil ediyordu. Yine mitinglerin kokusunu alan bir dostum; “Abi, AK Parti’yi kadınlar iktidar yaptı. Sanırım, yine bunlar götürecek!” dedi.

***

Mitingi, TV’den izleyen iyi nabız tutan bir arkadaşımız, bir hocamız aradı; “Kadir ağa, haberin olsun. Bahar Erken gelecek gibi!”, dedi. Tabii, Kayseri zor bir şehir… AK Parti ve MHP’nin ağırlığı yadsınamaz… Ama bu seçimde çok farklı bir sonuç çıkarsa, hiç şaşmayın.

***

Tüm devlet ve belediye olanaklarının kullanıldığı bir seçim süreci yaşıyoruz. Para ve imkanoluk gibi akıyor… Ben, bu yaşa geldim, bu derecede kamu imkanlarının kullanıldığı bir seçim görmedim…Tüm kamu alanlarını, kamusal binaları parsellemişler, afişlerle posterlerle donatmışlar. Muhaliflere adeta, bir karış boş yer bırakmamışlar… 

***

Düşünebiliyor musunuz, meydanda bile, kürsünün tam karşısında, aktif alan içerisinde bile AK Parti’nin çadırları var… Adeta, miting alanının kalbine mızrak gibi girmiş. 

***

Tabii, seçimlerin adil ve eşit koşulda yapılmasını kim sağlayacak? Seçim kurulları… Belli ki, onlara itiraz yok. Neden acaba? Acaba; bir sonuç alınabileceği umudunun olmamasından mı? Kabul ederlerse, itirazı, uyarıyı köşemden ben yapmış olayım!

***

Bu, bana neyi anımsattı biliyor musunuz? Merhum Ziya Paşa’nın ünlü dizelerini: “Kâdı ola da’vâcıvü muhzır dahîşâhid / Ol mahkemenin hükmüne derler mi adâlet?” (Hakim hem davacı, hem mübaşir hem şahit oluyorsa, O mahkemenin verdiği karara adalet denir mi?)

***

İsterseniz derdimi bir de rol model aldıkları N.F.K’nın (Üstad) dizeleri ile anlatayım:Allah’ın on pulunu bekleye dursun on kul;Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul.Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa;

***

Sanırım şimdi anlatabildim. Bu hiç doğru değil… Kamu kaynakları, bir siyasi parti için bu denli kullanılamaz… Bakınız, bu yol oldu mu ki oldu, üstünden çok geçen olur. Demem o ki, AK Parti iktidarı kaybettiği anda, aynı şey kendilerine uygulanılırsa, hiç seslerini çıkartmasınlar, hiç bağırıp çağırmasınlar; eşit, özgür, adil seçimden, demokrasiden falan söz etmesinler…

***

Yine demem o ki; AK Parti, iktidar olmadan önce sızlandıkları, şikâyet ettikleri her konuyu misli ile hayata geçiriyor… Düşünebiliyor musunuz? Şeytanın aklına gelmez… Her yıl Eylül ayında yapılan, dünyanın en büyük havacılık, uzay ve teknoloji festivali TEKNOFEST, İstanbul’da bu günlerde yapılıyor… Ve bunun önderliğini de, küçük damat ve ailesi yapıyor. 

***

Tabii, Savunma Bakanlığı da, savunma sanayi sergileri açıyor, her yerde… Bundan Kayseri’de nasibini aldı. Minarelerden, AK Parti mitingleri için anonslar yapılıyor… Camiler, iktidarın adeta falan değil, gerçekten arka bahçesi oldu… Anlayacağınız; “Camiler kışla, kubbeler miğfer, minareler süngü oldu!”… Yazık, çok yazık. Beyler beyler mukaddes ve muazzez dine bu kadar dokunmayın. Asıl zararı “o” görür. 

***

Tüm bu olumsuz şartlar altında, muhalefet çalışmalarını sürdürüyor… Adeta, merhum Özal’ın, sandalyeye bağlı elleri kolları bağlı başkanların durumunu andırıyor, muhalifler. Unutmayın, o seçim, “21,75” ile sonuçlanmıştı. Sonuçlanınca; “Koy Semra bir kaset!”diyecekken, “üstümüzden silindir gibi geçtiler!” demişti. 

***

Onun için dedim; “Men dakkadukka!” yani “çalma kapıyı çalarlar kapını”.  Onun için dedim, AK Parti muhalefete düşerse, iktidar gücünü kaybederse, kendileri de bu muamelelere maruz kalırsa hiç ağlayıp sızlamasın. Hem, kendilerinden olmayan ama sıkıştıkları zaman destek verenler bu sefer destek falan vermez haberleri olsun. 

***

Bakınız, yaşım kemale erdi… Şunun şurasında, daha ne kadar ömrümün olduğunu Allah bilir ama bir şey söyleyeyim:AK Parti iktidarı döneminde ki kadar kamu bu kadar politize olmamıştı. Valiler, devletin valisi olduklarını unuttular.

***

Neyse, dönelim esas konumuza… Mitingde, adeti veçhile, şehrin “Yillisine” pek rastlamadım… Ben de dahil, “ser veririz, sır vermeyiz!”; rengimizi pek belli etmeyiz.  Tabii, sanayici ve tüccar/esnaf da öyle…

***

İş dünyası, haksız da değil. Orada, bir fotoğraf karesinde gözüktükleri an aforoza uğrarlar; kulakları çekilir, başlarına ne geleceğini bilemezler. Ama iktidar mitingi olsa, bazıları, personelini servislere doldurup, alana götürürler. Hatta orada sayım bile yaptırırlar. 

***

Ama şunu rahat söyleyebilirim, bunlar, sandıkta çok akılcı davranacaklarını, geçmiş sandıkları göz önüne alarak rahat söyleyebilirim. Tabii, şu anda şu ya da bu ad altında iktidardan nemalananların, “iktidar çalgısına ayak uyduracakları” da muhakkak.