MUSTAFA CENGİZ


KİBİR VE KINAMA…

Ne yazık ki insanımız makam ve mevki sahibi oldukça büyümek ve daha da alçak gönüllü olması gerekirken, sanırım birazda dalkavuklar çetesi nedeni ile tevazuyu elden bırakıyor ve adeta bir Kibir Abidesi olup çıkıyor.


İnsan ne kadar zengin olursa olsun, ne kadar büyük makam ve mevkilere gelirse gelsin kendisine yakışan şey hiç kuşku yok ki tevazu sahibi olabilmek.

Ne yazık ki insanımız makam ve mevki sahibi oldukça büyümek ve daha da alçak gönüllü olması gerekirken, sanırım birazda dalkavuklar çetesi nedeni ile tevazuyu elden bırakıyor ve adeta bir Kibir Abidesi olup çıkıyor.

“Ben bilirim” edası ile her söylemi doğaldır ki gün geliyor başına bela oluyor.

“Küçük dağları ben yarattım” havası ile küçüldükçe küçülüyor…

İşin garibi de ne biliyor musunuz?

“Bildiği bile yanıldığının yarısı etmiyor!”

Üzücü olduğu kadar, küçük düşürücü de.

KURAN-I KERİM NE DİYOR?

Ya da ayağına dolaşıyor.

Yüce kitabımız Kuranı kerimde Kibir ile ilgili verilen ayetlerden bazıları şu şekilde; 

Yeryüzünde kibir ve şımarıklıkla yürüme! Çünkü sen, ne yeri delebilirsin ne de dağların boyuna erişebilirsin. (17/İsrâ 37)

“Yürüyüşünde dengeli ol, sesini alçalt. Çünkü seslerin en çirkini, merkep sesidir.” (31/Lokmân 19)

Çare yok! Şüphesiz ki Allah, onların gizlediklerini de açığa vurup ilan ettiklerini de bilir. Şüphesiz O, büyüklenenleri sevmez. (16/Nahl 23)

GAYET NET VE AÇIK…

Yüce yaratanın ayetleri son derece açık ve net.

Problem insanımızda.

Anlama ve kavrama yeteneğimizi her zaman olduğu gibi kendimize yontma eğilimi ön planda.

“Egosu cilalanmış!” ya da “İyiden iyi pohpohlanmış” insanların tüm toplumun genel geçer kanun ve kurlarını hiçe sayarak ortaya koydukları söylemler ve yaptıkları eylemler doğaldır ki kibrin açık bir övrneği olarak sırıtıyor.

KINAMA ÜZERİNE…

İsrâ / 29. Ayette bu konu ile ilgili olarak Harcamalarında ve başkalarına yardımda eli sıkı olma, ancak varını yoğunu da saçıp savurma!

Sonra herkes tarafından kınanır, kaybettiklerine hasret çeker durursun. buyuruluyor.  

Yazımıza Kibir ve Kınama ile ilgili son bölümde Yüce peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa’nın (SAV) bir hadisi şerifi ile nokta koyalım.

"Kınamayınız, kınadığınız şey başınıza gelmedikçe ölmezsiniz." sözü, kaynaklarımızda hadis olarak geçmektedir. (Tirmizi, Kıyamet, 53, no: 2507; Beyhaki, Şuabu'l-İman, 5/315, no: 2778; bk. Keşfu'l-Hafa, 2/265)

SON SÖZ;

Adı, sanı ne olursa olsun.

Makamı, mevkisi ne olursa olsun.

Şanı, şerefi, şöhreti ne olursa olsun.

Zenginliği ve serveti ne olursa olsun…

Unutmayınız ki Kibir deryasında yüzen ve her önüne geleni kınayanların sonu tükürdüğünü yalamaktır.

Kim kime ne iftira etti ise kim kimin için ne söyledi ise, kim kimin adına ne yaptı ise keser döner sap döner…

Zira; “İlahi Adalette Zaman Aşımı Yok!”

Gün gelir.

Bir gün yaptıklarınızdan öteki alemde hesaba çekilmeden önce bu Dünya’da da yüce yaratan bazı şeyleri size ölmeden önce gösterir ki adam olabilesiniz, adam gibi ölebilesiniz diye…

Rabbim bizleri kibirden ve riyadan, kınamadan uzak eylesin inşallah…