KADİR DAYIOĞLU


KENT HAFIZASI

Gerçekten Kayseri Belediyecilik tarihine katkıda bulunmak istiyorsak bildiklerimizi yazılı hale getirmeliyiz, yansız, tarafsız ve art niyetsiz...


Kayseri, kim ne derse desin hafızası olmayan kent… Olmayınca, önüne gelen bir şeyler ilave ediyor ama çoğu doğru değil. Yalan yanlış bilgiler mebzul miktarda… Kafalarına göre, duyduklarına göre hafıza uyduruyorlar. Bunlardan birisi de “kaçak inşaat” ve “gecekondu”

***

Aslında uyduranların çoğu iki sözcük arasındaki farkı da bilmiyor. Kaçak inşaat, kendi mülkü üzerinde, ruhsatsız yapılaşma…Gecekondu ise, bir başkasının ya da kamuya ait taşınmaz üzerinde ki yapılaşma… Kayseri’de bu ikisi de mevcut ama hepsine “gecekondu” diye toptancılık yapıyoruz…

***

Tabii, her dönemde gerçekleşen bu durumun yoğunlaştığı ve devam ettiği tarihte farklı farklı… Mesela, AK Parti’ye özellikle Mehmet Özhaseki’ye sorarsanız merhum Niyazi Bahçecioğlu ve dönemini işaret eder. Gecekondu bu döneme has bir şey. Oysa doğru değil.

***

Başkan Özhaseki, Niyazi Bey dönemlerini kastederek;  “40’a yakın gecekondu mahallesi kurdurdunuz. Dolayısıyla şehrin canına okudunuz!” türünden bir takım beyanatlar vermişti, yıllar öncesi. Hatta bu köşeye de taşımıştım bunu “40 Mahalle Meydan Savaşı” adı altında. Buna da CHP İlBaşkanı, Niyazi Bey’i yanına alarak tepki göstermişti.

***

Efendim iki tarafından bilgi noksanlığı içerisinde olduğunu kesindi. Kayseri’nin gecekondulaşma ya da “kaçak yapılaşma” tarihi hakkında pek bilgileri; ayrıca, bunları bilgilendirenlerin de, kusura kalmasınlar, dünyadan haberleri yoktu.

***

Gerçekten Kayseri Belediyecilik tarihine katkıda bulunmak istiyorsak bildiklerimizi yazılı hale getirmeliyiz, yansız, tarafsız ve art niyetsiz... İşi, “Benim babam senin babanı döver!” zeminine çektiğimiz takdirde sağlıklı sonuç alamayız ve de birbirimizi çok üzeriz ve hayırlı bir sonuç da çıkmaz…

***

Efendim; bilinenin aksine Kayseri’de kaçak yapılaşma ve gecekondulaşma 1970’de özellikle Niyazi Beydeğil, 1950’de hatta daha önceleri başlar. İlk örneği de Gaziosmanpaşa semti… Yine sanılanın aksine mahalle anlamında en yoğun gecekondunun yapıldığı dönem 1950-1960 arası. Başkanlar da Osman Kavuncu, Şahap Sicimoğlu... Plevne, Barbaros, Yavuzlar (kısmen); çok da az olsa yine kısmenYıldırım Beyazıt, kısmen Gültepe vs. bu dönemlerin yerleşim yerleri…

***

Çalık zamanında Battalaltı, Mahrumlar(Kurtuluş, Kazım Karabekir), Gültepe vs. Bahçecioğlu döneminde ise yeni kurulan gecekondu mahallesine çok az rastlansa da tamamında ve hem de yoğun bir biçimde ruhsatsız yeni yapılara izin verildi, elektrik ve su bağlandı. Belki de, Erkilet Yolu Sancaktepe örnek verilebilir Bahçecioğlu dönemi için.

***

Oysa sözgelimi Çalık döneminde “iskan ruhsatı” olmayan yapılara elektrik ve su bağlanmazdı ama yıkılmazdı da… 1973 belediye seçimleri hemen öncesi, elektrik ve su verilmesi konusunda çok ısrar edildiyse de Çalık, inat etti ve verdirmedi. Bunu da tarihe bir not olarak düşmek istedim.

***

Yok, “40 mahalleden” kasıt, Nazım ve İmar Planı müellifi Yavuz Taşçı’nı, çalakalem,  “sit bölge” yaptığı onlarca eski mahalle ise, bu konuda Özhaseki, yerden göğe kadar haklı. Ama buraları kaçak,“gecekondu”değil, eski Kayseri

***

“40 Mahallenin”sit olması konusunda, CHP’nin söyleyebileceği hiçbir şey yoktur, bu konuda… Bu “sit bölge”hikayesiNiyazi Bey’in, çok ama çok önemli bir hizmetine yani  “Nazım İmar ve İmar Planı”na gölge düşürmüştü…“40 mahalle”mezbelelik ve kriminal olayların yatağı haline gelmişti. 

***

Gelelim şimdi işin bam teline: Gerek 1950 öncesi ve sonrası ve gerekse 1973’ten günümüze kadarki gelişmelerin özünde “göç” olgusu yatar. Gaziosmanpaşa, Plevne size neyi hatırlatıyor? Balkanları ve Balkan Türklerini, değil mi? Plevne de öyle…

***

Bu insanlar göç ya da mübadele ile yurtlarını terk edince zorunlu olarak, ülkemizin her yerinde,  bu tür yapılarda barındırılmak zorunda kalındı. Bilmem, Plevne’yi bilir misiniz? “Teneke Mahalle” olarak da bilinen, Sümer Ortaokulu’nun hemen güneyinde idi. Damları, teneke ile örtüldüğü için verilmişti bu isim. Yine bilir misiniz? Ev çiçekçiliğini ve sebze yetiştirmeyi de hayata göçmenler geçirdi.

***

Kırsaldan şehre gelenlerin durumları da benzerdi… Tıpkı 1970 sonrası şu ya da bu nedenle yurtlarını terk eden Doğulu ve Güneydoğu Anadolulu vatandaşlarımızın batıya akın akın göç etmeleri sonucu oluşan yerleşim yerlerinde barındıkları gibi…

***

Göçler için önlemler alınmadı mı, o dönemler? Neden alınmasın ki? Yukarıda ismini saydığım bazı mahalleler civarında, Çalık döneminde planlanan “1,2… noluGecekondu Önleme Bölgeleri” o dönemin çözüm modellerinden birisiydi.

***

Niyazi Bey’in hızlı bir biçimde daha fazla konut üretebilmek amacıyla ve Romen teknolojisi ile“Prefabrik yapı elemanları” üretmek için yaptığı girişimi de anımsamak gerekir… İlk, sanırım tek uygulama da, Sümerbank kavaklığı denilen yerin hemen kuzeyinde bulunan binalardı. Bu binalar duruyor mu? Bilmiyorum. Projenin başında da, yanılmıyorsam İnş. Müh. Zühtü Lülecioğlu dostumuz vardı.

***

Göçler, bizim irademiz dışında oluşan olaylardı. Kimse engel olamazdı. Bunlara hazırlıksız yakalandık. Bu doğru. Ve 70’li, 80’li yıllar ülkemizin çok sıkıntılı dönemleriydi… Bu da doğru…

***

Şimdi ise önümüzü görebiliyoruz. Ve şurası da muhakkak: 1994’ten sonra Başkan Karatepe ve halefleri (İlçe Başkanları da dahil) Kayseri tarihine, merkezdeki gecekonduları kaldıran ve buraları imara açan başkanlar olarak geçecekler. Demek ki, başlayalı 28 yıl olmuş… Ama hâlâ bitmedi!..